Galatasaraylıların yaz yangınları
Galatasaraylılar için transfer penceresinin açık olduğu ayların “kaos ayları” olduğu bir sır değil. Artık hangi ismi “üfüreceğini” şaşıran gazeteleri, her saat pıtrak gibi çoğalan hashtag kampanyalarını ve dijital medya üzerinden yönetimi, teknik heyeti hatta taraftarı yönlendirdiğini düşünen YouTuberları takip etmek, transfer çalışmalarında işlerin yolunda gitmediğini anlamak için yeterli. Galatasaray’ın “transfer sezonu kaosları” öyle bir hal aldı ki, kendi geleneklerini, jargonunu oluşturdu. “Daha iyisi için bekletilen” futbolcular, “yangın yaparak” yönetimi ve Okan Buruk’u hizaya getiren yorumcular, tepkiler yükseldiğinde “timeline”a isim ya da tüyo salarak oyalama taktiği ustasına dönüşen muhabirler… Bir zamanlar transfer sezonlarını “kiralık aşk”larına kavuşmayı bekleyerek geçiren Cimbomlular bir süredir sadece yönetimden muhabirlere oradan da uzay boşluğuna bırakılan “A+ oyuncu” duyumlarıyla yetiniyor.
Sarı-kırmızılı taraftarlar için transfer sezonlarının bu kadar kaotik geçmesinin transfer bağımlılığıyla da bir ilgisi var elbette ama artık bu gerekçe tali kalmış durumda. Galatasaray, Türkiye’deki diğer benzerleri gibi, anam-babam usulü yönetilen bir kulüp. Ne başkanı ne yöneticileri ne de profesyonelleri bir idari felsefeye sahipler dolayısıyla herkesin gelişine yapıştırdığı ortamda transferi de ortak akılla, futbol bilinciyle ya da piyasa hakimiyetiyle yürütmek mümkün olmuyor. O dönem transferde aktif olan yöneticinin “çevresi” ne diyorsa, menajeri kimleri öneriyorsa, -elbette Okan Buruk’un da onayıyla- o isimlerin peşinde koşuluyor. Bunun sonucu olarak Galatasaray transferde sık sık hata yapıyor. Üst üste dört kez şampiyon olmuş bir takımın kötü yönetildiğini, yanlış kadrolar kurduğunu iddia etmek kulağa garip gelebilir ama hakikat bu. Bu süreçte Galatasaray’ın transfer ettiği onlarca oyuncu arasında futbolu fiilen bırakmış olanlar, müzmin sakatlar, kafadan kontaklar, son kontrat avcıları, oyun sistemine uymayanlar fink attı. Yıllar içinde Abdülkerim Bardakcı, Lucas Torreira, Dries Mertens, Mauro Icardi, Davinson Sanchez, Gabriel Sara, Roland Sallai ve Victor Osimhen’le kurulan, güçlenen iskelet o kadar etkili oldu ki, onlarca kötü transfere rağmen ayakta kalmayı başardı. Kuşkusuz bunda rakiplerinin Galatasaray’dan daha kötü transferler yapmasının ve tam zamanında çıkan Icardi ve Osimhen piyangolarının etkisi var. Ha şu da var, hakkını verelim Galatasaray taraftarı her transfer döneminde yönetimlerin ve medyanın estirdiği propagandaya, “Ağustos ayı şampiyonu olmaya” daha az prim veriyor. Bu anlamda daha eleştirel ve şüpheci davranabiliyor.
Galatasaray’ın, hadi kötü demeyelim de sürdürülmesi güç maliyetlerde kadrolar kurmasının sonuçları görülüyor. Sarı-kırmızılılar büyük oranda başarıya endeksli, ilk başarısızlıkta mali açıdan çökecek bir kadro mühendisliğinin üzerinde yükseliyor. Bayern Münih örneği vererek “Galatasaray satmak için oyuncu almaz” diyen yönetim, şampiyon olunamayan ilk senede Osimhen, Singo, Sara, Sane, Davinson, Barış Alper Yılmaz gibi hem yükte hem pahada ağır oyuncularının çoğuyla vedalaşmak zorunda kalacağı gerçeğine bir açıklama getirmiyor. Ne altyapı ve buradan oyuncu yetiştirme sistemi ne de genç oyuncu tarama-bulma-satma faaliyetleri modern futbol endüstrisinin talep ettiği asgari gereklere uygun.
Bu tabloya rağmen hâlâ Galatasaray’a 50 milyon avro bonservis, 10 milyon avro maaş talebi olan futbolcuları layık gören hoca, yönetici ve muhabirlerin yüce gönüllüğünü bir kenara bırakalım. 10+4 yabancı sınırlaması düzeninde Galatasaray’ın mutlaka zihniyet değiştirmesi gerektiği açık. Fenerbahçe ve Beşiktaş’a göre sözleşmeli yabancı sayısı çok daha az olan Galatasaray’ın Okan Buruk öncülüğünde 10+4’e getirdiği hiddetli eleştirilerin +4 yani 23 yaş altı oyuncu sayısının fazla olmasıyla ilgili olduğunu herkes biliyordu. Nitekim Buruk da “Ben neden başka ülkenin gencini yetiştirmek zorundayım” diyerek YouTube’da üretilmiş bir argümanı benimseyerek tartışmaya katıldı.
Okan Buruk, Süper Lig’de rekabetin çetin olduğunu, her maçı kazanmak zorunda olduklarını söylüyor ve bu rekabete yeterince hazır olmayan oyuncularla girmek istemiyor. Onların kaybettireceği bir puana dahi tahammülü yok. Her kayıpta en sert eleştirileri göğüslemesi gereken kişi olarak bununla uğraşmak ona zül geliyor. Bu, bugüne kadar kendisi için anlaşılabilir bir kaygıydı. Ancak 10+4 düzeninde, kadrodaki dört 23 yaş altı oyuncuya Renato Nhaga’ya davrandığı gibi davranamaz artık. Bu oyunculara mutlaka anlamlı bir süre vermek ve onların gelişimine katkı sağlamak zorunda. Galatasaray şimdilik Okan Buruk’un “Hazır, olmuş, Şampiyonlar Ligi seviyesinde oyuncu” tarifine uyabilmek için bonservis bedeli 25 milyon avrodan başlayan 23 yaş altı oyunculara gitti ve hepsi tarafından reddedildi. Bu yaşta 25 milyonu görmüş oyuncu zaten yıldız mertebesine yaklaşmıştır ve eğer temel motivasyonu para değilse Türkiye’ye gelmek istemez.
Dolayısıyla hem Galatasaray futbol aklı hem de Okan Buruk’un kendileri için bir devrime hazırlanması gerekiyor: Potansiyeli yüksek, uygun maliyetli genç oyuncuları tespit etmek ve onlara kadroda şans vererek potansiyellerine ulaşmalarını sağlamak. Bugüne kadar “genç yetenek” diyerek Yusuf Demir, Eyüp Aydın, Elias Jelert, Mathias Ross, Sıraçhan Nas gibi isimleri getiren ve tam anlamıyla çuvallayan Galatasaray futbol yönetimi ve Okan Buruk’un geleceğini +4’ü nasıl değerlendirecekleri belirleyecek.
Anlayacağınız Galatasaray taraftarının her yaz büründüğü yangıncı hal sadece sektörün gerçeklerine, pratik işleyişe hakim olmamakla ya da transfer bağımlısı olmakla alakalı değil. Taraftar, kulübün yönetilme biçiminin arkaikliğine, iş bilmezliğe, müsrifliğe tepkili. “Türkiye’nin Bayern”i” hikayeleri anlatılırken, başkan kim olursa olsun “aile şirketi” keyfiliğinin hakim olmasıyla mesafeli. Artık kulübün altyapısından A takıma oyuncu çıkartılamıyor olmasından, bunun önceliklendirilmemesinden rahatsız. Ve tüm bunların sonucunda kulübün yeni bir mali girdabın içine sürüklenecek olmasından endişeli.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et