5 Eylül 2026 00:10

Bizler kutsanmış insanlarız, çünkü yirmi yıl boyunca Messi’yi izledik

Lionel Messi’nin Arjantin Millî Takımı’na vedası, bir futbolcunun kariyerindeki doğal son durak gibi görülebilir. Yaş otuz dokuza gelmiş, yirmi yılı aşan bir millî takım hikâyesi tamamlanmış, Dünya Kupası kazanılmış, finaller oynanmış, rekorlar kırılmış. Kâğıt üzerinde her şey yerli yerinde. 

Fakat böyle vedalar kâğıt üzerinde anlaşılmıyor. Çünkü bir oyuncu, bir ülkenin hafızasına bu kadar uzun süre karıştığında, onun sahadan çekilmesi skor tabelasının çok ötesine geçiyor. Messi artık Arjantin formasını giymeyecek. Bu cümlenin ağırlığı, içindeki fiilden çok geçen yıllarda.

Bir futbolcudan uzun süren bir alışkanlık

Messi’yi millî takım formasıyla izlemek, yirmi bir yıl boyunca futbol takviminin değişmeyen parçalarından biriydi. Dünya Kupaları geldi geçti, antrenörler değişti, takım arkadaşları emekli oldu, tribünlerin dili değişti, sosyal medya futbolun çevresini baştan aşağı dönüştürdü. Messi ise hep oradaydı. Gençti, sonra kaptan oldu, eleştirildi, geri döndü, kupalar kaldırdı, yaşlandı. Bir kuşağın çocukluğuyla yetişkinliği arasındaki mesafenin tamamına yayıldı.

Bu yüzden onun vedası insana kendi yaşını da hatırlatıyor. 2006’da onu Dünya Kupası’nda ilk kez izleyen biri bugün başka bir hayatın içinde. 2014 finalinde sabaha kadar uyuyamayanların işi, evi, çocuğu, başka sorumlulukları var. 2022’de Katar’daki zaferi görenler, önceki yenilgilerin acısını da taşıyordu. Messi’nin hikâyesi bu kadar uzun sürünce, seyircinin kişisel zamanı da onun kariyerine karıştı. O yüzden şimdi sahadan çıkan insanla beraber geçmişin bir bölümü de kapanıyor.

Büyük sporcuların vedalarında insanı asıl sarsan taraflardan biri burada ortaya çıkıyor. Onları izlediğimiz yıllar boyunca kendi hayatımız da ilerliyor. Bir golü nerede izlediğimizi, bir final gecesinde yanımızda kimin olduğunu, hangi maçtan sonra kiminle tartıştığımızı hatırlıyoruz. Futbolcu farkında olmadan kişisel hafızamızın tarih işaretlerinden birine dönüşüyor. Messi bu anlamda olağanüstü uzun bir döneme eşlik etti. Onun vedası, milyonlarca insan için kendi geçmişindeki bir kapının da kapanması anlamına geliyor.

Arjantin’le zor kurulan bağ

Messi’nin millî takım hikâyesini özel yapan şey, sevginin en başından beri hazır olmamasıydı. Barcelona’daki Messi çok erken bir yaşta tartışmasız bir hayranlık yarattı. Arjantin’de ise kabul görmek daha sancılı oldu. Maradona’nın gölgesi, kaybedilen finaller, millî marşı söyleyip söylemediğine kadar uzanan anlamsız tartışmalar, Barcelona’daki rahatlığını millî takımda bulamadığı iddiaları yıllarca peşinden geldi.

Bu gerilim, sonunda ulaşılan sevginin niteliğini değiştirdi. Messi ile Arjantin arasındaki ilişki düz bir yükseliş çizgisi izlemedi. Kırılmalar, küskünlükler, geri dönüşler yaşandı. 2016’daki kısa ayrılık, bu ilişkinin en sert anlarından biriydi. O dönem Arjantin halkı, sürekli talep ettiği oyuncunun gerçekten gidebileceğini ilk kez fark etti. Messi de kendisinden istenen kahramanlık rolünün ağırlığını açık biçimde hissetti.

Sonraki yıllarda yaşanan dönüşümün merkezinde kupalardan daha geniş bir şey vardı: tarafların birbirini olduğu hâliyle kabul etmesi. Arjantin, Messi’den Maradona gibi davranmasını istemekten vazgeçti. Messi de millî takımda kendisine ait bir liderlik biçimi kurdu. Sesini yükseltmeden, sahada sorumluluk alarak, takım arkadaşlarıyla başka türden bir bağ geliştirerek. Copa América ve Dünya Kupası bu barışmanın kupalara dönüşmüş hâliydi.

Böyle bakıldığında Messi’nin Arjantin hikâyesi, büyük bir aşk hikâyesinden çok uzun süren bir tanışmayı andırıyor. Birbirini anlaması yıllar alan iki taraf vardı. Arjantin kendi kahraman tarifini değiştirdi; Messi de millî formanın taşıdığı ağırlıkla yaşamayı öğrendi. Son yıllardaki güçlü bağ bu yüzden kolay kazanılmış bir sevgi değildi. İçinde hayâl kırıklıkları, öfke, ayrılık ihtimâli ve yıllar süren bir yeniden yaklaşma vardı.

Kahramanlığın biçimi değişti

Arjantin futbol kültürü uzun süre kahramanı yüksek sesle, meydan okuyarak, gerektiğinde kavga ederek hayâl etti. Maradona bu tahayyülün kusursuz karşılığıydı. Messi ise başka bir yerden geldi. Onun karakteri, futbolun içindeki tekrar ve süreklilik üzerinden şekillendi. Bir kez daha topu istedi, bir kez daha denedi, bir kez daha geri döndü.

Bu tavır zaman içinde kendi etkisini yarattı. Messi’nin liderliği, çevresindekileri kendisine benzetmek yerine onlara güven veren bir merkez oluşturdu. Son yıllardaki Arjantin takımında bunun izleri çok açıktı. Oyuncular kaptanlarına hayranlık duyuyor, aynı anda onunla arkadaşlık kurabiliyordu. Messi takımın içine yerleşmişti. Bu yakınlık, kariyerinin son dönemindeki en büyük değişimlerden biri oldu.

Katar’da gördüğümüz Arjantin, Messi’ye hizmet eden bir takım kadar Messi’nin içinde rahat ettiği bir topluluktu. Futbolcu ile çevresi arasındaki bağ dengelendiğinde, Messi de yıllarca taşıdığı gerginliğin önemli bir kısmından kurtuldu. Sahadaki oyunu daha serbest, saha dışındaki tavrı daha sıcak görünmeye başladı.

Bu dönüşüm Messi’nin kişiliğine dair eski tartışmaları da anlamsızlaştırdı. Bir liderin sürekli bağırması, yumruğunu masaya vurması ya da her tartışmanın merkezinde görünmesi gerekmiyordu. Messi kendi otoritesini oyunun içinden kurdu. Arkadaşlarının ona nasıl baktığı, gol sonrası ilk kimi aradığı, kritik anlarda topun kimde toplandığı zaten yeterince şey söylüyordu.

Zaferden sonra devam etmek

2022 Dünya Kupası, hikâyeyi tamamlamak için kusursuz bir final sunuyordu. Messi kupayı kaldırmış, Arjantin otuz altı yıl sonra dünya şampiyonu olmuş, kişisel ve ulusal bütün eksikler kapanmıştı. O gece millî takımı bıraksaydı, kimse yarım kalmış bir hikâyeden söz edemezdi.

Ama devam etti.

Eksik kupayı tamamlama mecburiyeti de ortadan kalkmıştı. Buna rağmen oynamak istiyordu. Takım arkadaşlarıyla yeniden buluşmak, Arjantin formasını yeniden giymek, rekabetin içinde kalmak istiyordu. Kariyerinin son bölümü bu nedenle ayrı bir anlam taşıdı. Büyük borçların peşinde koşan bir oyuncunun yerini, futbolu hâlâ seven ve bedeninin izin verdiği ölçüde oyunun içinde kalmak isteyen biri aldı.

39 yaşında bir Dünya Kupası’nda hâlâ etkili olmak da buradan değer kazandı. Gençliğin hızını kaybetmişti, fakat oyunu okuma gücü, doğru anda doğru yerde bulunma sezgisi ve topun hızını belirleme becerisi hâlâ eşsizdi. Yaşlı Messi’nin futbolu, genç Messi’nin tekrarı değildi; başka araçlarla kurulmuş yeni bir oyundu. Daha az koşuyla daha fazla alan buluyor, hızdan kaybettiğini zamanlamayla telafi ediyor, birkaç metre içinde maçın yönünü değiştirebiliyordu.

Bu hâliyle kariyerinin son yılları futbolun bedensel tarafına dair de güzel bir şey anlatıyordu. Büyük bir oyuncu yaşlandığında oyunundan parçalar eksiliyor, karşılığında başka beceriler büyüyor. Messi’nin son dönemini seyretmek, aynı zamanda bir futbol zekâsının bedenindeki değişime nasıl uyum sağladığını izlemekti.

Zamanla yapılan son pazarlık

Büyük futbolcuların son yılları seyirciler için de tuhaf bir pazarlığa dönüşür. Her iyi maçtan sonra “bir yıl daha oynar” denir. Her kötü maçta oyuncunun yaşı hatırlanır. Her sakatlık kaygı yaratır. Çünkü insan zamanın geçtiğini bilir, yine de sonun biraz daha ertelenmesini ister.

Messi’nin vedasında da bu duygu var. Elbette kimse 39 yaşındaki bir futbolcunun sonsuza kadar millî takımda kalacağını düşünmüyordu. Buna rağmen açıklama geldiğinde sarsıntı yarattı. Bilmek ile kabullenmek arasında bir mesafe vardır. Sonun geleceğini önceden görmek, geldiği ânı kolaylaştırmaz. Yine öyle oldu.

Futbol bu konuda hayatın küçük bir modeli gibi çalışıyor. Çocukken hayran olduğumuz oyuncular yaşlanıyor, sonra çekiliyor. Ardından yeni isimler geliyor. Oyun devam ediyor. Fakat her kuşak, kendi kahramanının gidişinde oyunun bir parçasını kaybetmiş gibi hissediyor. Kaybın içinde, o futbolcuyla birlikte geçirilen yıllar da bulunuyor.

Messi’ye bakarken uzun süre zamanın ona işlemediğini düşündük. Otuzunu geçti, yine belirleyiciydi. Otuz beşi geçti, Dünya Kupası’nı kazandı. Otuz dokuzunda yine büyük maçların merkezindeydi. Her defasında zamanın hükmünü biraz daha erteledi. Bu da kaçınılmaz son geldiğinde vedayı daha tuhaf hâle getiriyor. İnsan yıllarca olağanüstü olana alışınca, sıradan bir gerçeği kabullenmekte zorlanıyor: Her güzel şey, bir gün mutlaka bitiyor.

Arjantin şimdi ne yapacak?

Messi sonrası Arjantin’in buna vereceği sportif cevap elbette merak edilecek. Yeni kaptan kim olacak, takım hücumda nasıl şekillenecek, sorumluluk kimlere dağılacak, Lionel Scaloni yeni dönemi nasıl kuracak? Bunların hepsi futbolun doğal soruları.

Daha zor mesele duygusal düzenin değişmesi. Yirmi bir yıl boyunca takım kurulduğunda, kadro açıklandığında, büyük bir maç başladığında herkes önce Messi’ye baktı. Rakip takım da baktı, tribünler de, takım arkadaşları da. O sahadayken Arjantin’in oyunu kadar atmosferi de onun varlığı etrafında biçimleniyordu.

Şimdi millî takım uzun süreli merkezini kaybetti. Bu boşluğu tek bir oyuncunun doldurması gerekmiyor. Yeni dönemin sağlıklı kurulması için böyle bir beklentiye de ihtiyaç yok. Messi’den sonra yeni bir Messi aramak, geçmişin baskısını geleceğin üzerine taşır. Arjantin’in önündeki görev, onun bıraktığı alanı kopyalamaya çalışmak yerine başka bir takım kimliği üretmek.

Maradona sonrası yılların en büyük hatalarından biri sürekli yeni Maradonalar aramaktı. Her yetenekli sol ayaklı çocuğun sırtına aynı hikâyeyi yüklemek, futbolcudan çok ülkenin geçmişe duyduğu özlemi anlatıyordu. Messi’nin ardından aynı döngünün tekrarlanmaması gerekiyor. Büyük oyuncuların bıraktığı mirasa saygının en iyi biçimi, onların kopyasını üretmeye çalışmamak olabilir.

İstatistiklerin ötesinde kalan şey

Messi’nin millî takım kariyeri sayılarla anlatılabilir: maçlar, goller, asistler, kupalar, finaller, rekorlar. Fakat yıllar sonra insanların hatırlayacağı şeyler çoğu zaman bu listelerden çıkmayacak. Bir koşu, bir bakış, bir frikik öncesi sessizlik, bir gol sonrası yüz ifadesi, kupaya uzanan eller, kaybedilen finalden sonra yere çöküş, tribüne bakarken dolan gözler…

Büyük sporcuların insanların hafızasındaki yeri böyle kuruluyor. Rakamlar büyüklüğü kanıtlıyor; bağı kuran ise hatıralar oluyor.

Messi’nin Arjantin’le ilişkisi de sonunda bu noktaya vardı. İlk yıllarda ondan sürekli bir kanıt bekleyen Arjantin, son yıllarda onu izleyebilmenin değerini fark etti. Her maç bir sınav olmaktan çıktı. Birlikte geçirilen zamanın kendisi kıymet kazandı. Bu dönüşüm, Messi’nin kariyerinin en güzel taraflarından biri olarak kalacak.

Bir devrin son görüntüsü

Messi millî takım formasını üstünden çıkardığında Arjantin futbolu ertesi gün yine var olacak. Stadyumlar dolacak, elemeler oynanacak, yeni oyuncular çıkacak, yeni yıldızlar doğacak. Futbolun gücü biraz da buradan gelir: Oyun herkesten uzun yaşar.

Fakat devam etmek, geçmişin izlerini silmiyor. Uzun süre hayatımızın içinde kalan figürler çekildiğinde boşluk önce görüntüde belirir. Bir süre sonra insan o boşluğa alışır. Yeni isimler gelir, yeni hikâyeler kurulur. Geçmişin belirli bir bölümü ise kendi yerinde kalır.

Messi’nin Arjantin Millî Takımı’na vedası bu yüzden büyük. Bir futbolcu gidiyor, onunla beraber yirmi bir yıllık alışkanlık sona eriyor. Bir ülke, yıllarca tartıştığı, eleştirdiği, sonra bağrına bastığı kaptanıyla vedalaşıyor. Bir kuşak da kendi gençliğinin en tanıdık yüzlerinden birini sahadan uğurluyor.

Yıllar sonra Messi’nin millî takım kariyerini düşündüğümüzde ilk akla gelen şeyin ne olacağını şimdiden bilmek zor. 2022’de kupayı kaldırdığı an gelebilir gözümüzün önüne. Genç Messi’nin uzun saçları, 2014 finalinin boş bakışları, 2016’daki gözyaşları, Maracanã’daki Copa América gecesi, Lusail’deki sevinç ya da son Dünya Kupası’nın yorgun yüzü…

Bütün bu görüntülerin üzerinde ise daha sade bir duygu kalacak. Onun hep orada olduğunu sanmıştık. Meğer o da zamanın içindeymiş.

Dayanışmaya çağrı!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Evrensel'i Takip Et