Aydınlanma, devrimler, öğretmen, dergiler
Eylül okulların açılma ayı olarak yer etmiş benim hafızamda. Bir yanda okullar diğer yanda 12 Eylül darbesinin okuma aydınlanma düşmanlığı.
Ali Rıza Binboğa’nın söz yazarı ve bestesi “İlk Öğretmen” “Öğretmen kutsaldır ana gibi/ Öğretmen kutsaldır baba gibi/ Öpülesi elleri var/ Şirin tatlı dilleri var/ Öğretmen öğretir A, B, C/ Öğretmen öğretir K, L, M” şarkısı 1773’lerden başlayarak girilen modern eğitim yolculuğunun 1940’lardan itibaren tüm Anadolu’ya yayılan köy okullarının, köyün ana aktörü konumundaki ilkokul öğretmeninin kendi öz güvenini ve toplumsal saygınlığını ifade ediyordu. Neredeyse mistifize edilmiş bir havası vardı: “Bir harf için kırk yıl/ Köle olunuyorsa/ Yirmi dokuz kere kırk yıl kölesiyiz öğretmenin”.
Aynı yıllarda çok dinlenen Henri Markarian’dan uyarlanan Fecri Ebcioğlu’nun adaptörü/uyarlayıcısı olduğu “Eylül’de Gel “, “Tatil geldiği zaman/ Ağlarım ben inan/(…)/ Gitme gel/ Eylül’de gel” şarkısı da daha çok liseli gençlerin duygularını ifade ediyordu.
Öğretmen ve okuyanların saygınlığı haklı bir etkiye dayanıyordu. Ta ki aydınlanma düşmanı 12 Eylül’e kadar.
Kökleri 1700’lere giden devrimci organik aydınlar dönemi 1980’de ağır darbe aldı
1683’lere kadar Osmanlı çok büyük güçlüklerle karşılaşmamış, yerleşik nizamı da yenileme ihtiyacı çok duymamıştır. Saltanatın yayılımı zora girmeye ve hakim olduğu alanda kayıplar vermeye başladığında yeni arayışlara yönelmek zorunda kalmıştır. Bugünkü Kırım-Ukrayna sorunu o günün de ana sorunlarından biridir, Osmanlı kaybeden Rusya genişleyen taraf olmuştur. Batı orduları kendilerini geometri ile, mühendislikle geliştirmektedir. Osmanlı da 1750’lerden itibaren bu yönelime girmiştir. 1773’lerde bugünkü İTÜ’nün kökenini oluşturan mühendishaneler oluşturulmaya başlanmış, artık Osmanlı ve devamında Türkiye’nin kurtuluşu din ve saltanata değil modern bilim yöntem teknoloji arayışına bağlanmıştır. Ana faktörü modern akademi ve okullar, ana aktörü modern okullarda okumuş okur yazarlar, en saygın sembolü öğretmenler olmuştur. İngiltere’de Fransa’da daha çok bilim kişileri öne çıkarken geriye kalan dünyada, Rusya’da, Japonya’da, Osmanlı, İran, Hindistan, Çin gibi devletlerde Gramsci’nin terimleştirdiği “organik aydınlar”, bunların en yaygın zümresini oluşturan öğretmenler ve okullarda yetişmiş olanlar hemen tüm reform ve devrimlerin birincil taşıyıcılıklarını yapmıştır.
Batıda ilk kırılma 1917 Bolşevik ihtilalinin Batı burjuvazisinde yarattığı kaygılarla yeniden geleneğe, aile ve kiliseyi öne çıkarmaya, faşizm ile başlamış, Türkiye’ye 1945 sonrası, özellikle de ABD’nin atom bombaları ile üstünlüğünü ilan etmesi, din ve milliyetçiliği desteklemesi, yeşil kuşak projeleri ile yansımıştır.
Bu ABD/ Batı emperyalizminin hegemonyasına 1980’lere kadar belli bir direnç gösterilmiştir, en ağır darbe ve ABD’nin Türkiye’de neredeyse mutlak hegemonyası 12 Eylül 1980 darbesi ile sağlanmıştır.
TÖS ve TÖBDER: Türkiye’nin iki büyük direnci
3 Eylül (1971) TÖB’ün , kısa süre sonra “birlik” kabul edilmemesinden dolayı dernek adını almak zorunda kalan “TÖB-DER’in kuruluş yıl dönümü. 1965’te kurulan TÖS’ün büyük toplumsal etkisi 12 Mart’ta cezalandırılmış, 12 Mart darbesi sonrası öğretmenlerin sendika veya birlik oluşuna izin verilmemiş, o şartlarda TÖB-DER kurulmuş, 1971’den 12 Eylül 1980 darbesine kadar DİSK ve TMMOB ile birlikte Türkiye halklarının ana aktörlerinden biri olmuştur.
TÖS ve TÖB-DER’in kapatılması aynı zamanda 12 Mart ve 12 Eylül darbelerinin ne anlama geldiğinin temel birer göstergesidir. Köy enstitülerinin kapatılması/dönüştürülmesi de dikkate alınırsa bunlar Osmanlı ve Türkiye aydınlanmasının 1945 sonrası üç ana kırılma dönemidir. 12 Eylül 1980 darbesi orduyla, Aydınlar Ocağı, TÜSİAD ile tasarlanan artık 24 Ocak kararları ve Turgut Özal ile sembolleşen neoliberializmin, ABD ve NATO’nun Türkiye’de mutlak hegemonyasını inşa etmesi sayılır.
Öğretmenin ve eğitim dergilerinin asli ve sembolik önemi
1500’lerden 1950’lere neredeyse tüm ilerici adımlar bir aydın çevre ve onun çevresi kitaplarla dergilerle gelişmiş ve anılmıştır
Öğretmen; ticaretin gelişmeye başladığı 1100’lerden, özellikle de Endüstri Devrimi’nden bu yana daha orta ve halk çocuklarından okumuş yazmış kişilere ihtiyaç oluştuğundan her ne kadar yerleşik hegemonyanın temsilcisi gibi ve onun kontrolünde olsa da sonuçta hem kendisi orta ve alt sınıflardan gelmekte hem de doğrudan orta ve alt sınıflara yönelik bir iş yürüttüğünden halka en yakın meslek gruplarından birini oluşturmaktadır. İçerik olarak da aklı, bilimi, teknolojiyi, uygarlığı, sağın duyuyu, aydınlanmayı temsil etmektedir.
Bu süreç ve mücadelenin en organik dinamik parçası bülten ve dergilerdir.
TÖB-DER, EĞİT-DER gibi dernekler varlığını sürdürmeye çalışıyor, bugünlerde yaşı itibariyle 1970’lerin TÖB-DER taşıyıcılarının daha çok ölüm haberleri grubun ana gündemlerinden birini oluştursa da ABECE dergisi TÖB-DER bültenlerinin devamı sayılır, yıllardır büyük bir özveri ile çıkartılıyor. Eğitim Sen “Eğitim Bilim Toplum” da bu geleneğin devamını oluşturuyor. “Eleştirel Pedagoji” eleştirel teori bağlamında akademisyenlere ve giderek daha geniş bir eleştirel teoriye yakın öğretmen grubuna hitap ediyor. Son yıllarda “Mektepli Bülten” ve “Eleştirel Dersler” de eğitim sorunlarını takip ediyor.
Türkiye’de eğitim alanında Eğitim Sen’in çıkardığı “Eğitim Bilim Toplum” önemli bir yayın sayılır ama Eğitim Sen ve bazı duyarlı akademisyenlerle sınırlı kalıyor. Evrensel Kültür, Cumhuriyet Bilim Teknoloji, Birikim, Birgün ve Evrensel gibi gazetelerin eğitim haberleri, yazıları, ekleri, daha resmi düzeyde TÜBİTAK dergileri gibi süreli yayınlar bilim eğitim için önemli bulunmaktadır. Üniversite dergileri maalesef akademik makale dışında bildiğim kadarıyla halka yönelik olarak bu anlamda hiç bulunmamaktadır.
Bir ülkenin öğretmenleri aydınlanma ve uygarlıktan koparsa o ülkenin aydınlanma ve uygarlaşma damarları kısmen değil tümden ölümcül bir yara almış olur.
Abece ve Eleştirel Pedagoji gibi dergi ve çevreleri bu aydınlanmanın, aklın, bilimin, eleştirel düşünmenin, değişim dönüşüm iradesinin ısrarlı savunucuları durumundalar. Eleştirel Pedagoji’nin son sayısından bazı başlıklar verirsem: “Ders kitaplarında sokak hayvanları”, “Heteroprofesyonelizm ve öğretmenlik”, “Öğretmen yetiştirme ve atama”, “Cinsiyetlendirilmiş duygu kültürü”, “Roman kimliği ve karşı-hegemonya”, “Suça sürüklenen çocuklar”, “Manevi danışmanlık ve ÇEDES”, “MESEM, fütüvvet ve Ahilik”, “Akademide güvencesizlik”, “Üniversitede toplumsal hareketler”, “Bir hak olarak ücretsiz okul yemeği”, ”Sinema, örtük ayrımcılık, galibin estetiği”…
Abece 388. sayısını, Eğitim Bilim Toplum 94.sayısını, Eleştirel Pedagoji 79’uncu sayısını çıkarmış bulunuyor. İlgili dergilere bu erişim adreslerinden ulaşabilirsiniz:
Eğitim Bilim Toplum dergisi, https://egitimsen.org.tr/konu/ebt/
Eleştirel Pedagoji dergisi, https://elestirelpedagoji.org/
Abece dergisi, https://www.egit-der.org.tr/
Mektepli Bülten, https://mektepligazete.com/
Eleştirel Dersler, https://elestireldersler.com/yazarlar/
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et