10 Ağustos 2026 00:19

Sınavlar da yerel yerleştirmeler de adil değil

LGS sınav sonuçları ve hafta içinde de yerleştirme sonuçları, bunlara dair Bakanlık raporları açıklandı. Raporlarda en temel bilgiler bile açık bir şekilde aktarılmıyor ama sonuçta o kadar çarpıklık var ki, Bakanlık ne gizlemeye çalışırsa çalışsın, yaşanan gerçeklik, bir yerlerden kendini açığa vuruyor.

Rapor düzgün değilse Bakanlık düzgün değildir

Maalesef, raporlardan bir şeyleri değil nelerin açıklanmadığını görmüş oluyoruz. Bizzat Bakanlık sayfalarında da az çok yer verilmek zorunda kalınan uluslararası öğrenci değerlendirme programı (PISA) sınav raporlarını model alırsak, o raporlara göre bu raporlarda neler olmadığını çok açıkça görebiliriz:

  • Sadece soru güçlük düzeyleri var, puan dağılımları yok,
  • Okul türlerine göre puan dağılımları yok,
  • Cinsiyet gruplarına göre puan dağılımları yok,
  • Yaşa göre puan dağılımları yok,
  • İllere, ilçelere göre puan dağılımları yok,
  • Ailelerin SES-sosyoekonomik seviyelerine göre puan dağılımları yok,
  • Puan türleri arsındaki ilişkiler yok.

Puan dağılımlarının bile açıkça verilmemesi, geriye pek bir şey bırakmıyor. Oysa bu sayılanlardan daha fazlası da sınav veri tabanından paylaşılabilir. Verilerin paylaşılmaması sadece analizleri zayıflatmıyor. Bilgi ve analizin olmaması; eğitim sorunlarının tanımlanmasını ve çözüm yolları bulunmasını da zorlaştırıyor.

Diğer yandan bu örtme gizleme çabalarının bir karşılığı da yok. Ne kadar gizlemeye çalışırlarsa çalışsınlar, zorunlu olarak açıkladıkları az sayıda veriden bile büyük bir başarısızlık açığa çıkıyor.

Bakanlık güveni zedeliyor, nasıl eğitim yapacak?

Her tür karar ve eylemin başı bilgidir. Bakanlık bu bilgileri paylaşmıyorsa, en başından güvensizlik yaratmış oluyor. Oysa bilim ve eğitimin birincil ayağı açıklıktır, doğruluk, gerçekçiliktir, her şey bunlar üzerine bina edilir. Bakanlık böyle yaparak en başından güveni sarsıyor. Çocuktan ve toplumdan doğruluk ve dürüstlük beklenecekse öncelikle bakanlığın bunları sağlaması gerekiyor.

Tüm bu gizleme ve dolaylama uğraşısı da deve kuşu misalinden çok öteye geçemiyor. Bakanlık sağlıklı analizlerin önünü kesmeye çalışıyor, büyük bir enerji kaybına yol açıyor.

Geriye kalanlardan, raporların ara okumalarından çıkarabildiğimiz birkaç noktaya dikkat çekelim:

Sınava girenlerin yüzde 62’si, çağ nüfusunun yüzde 70’i soruların yarısını yanıtlayamamış

Bakanlık sınav puanı dağılımı ile ilgili sayısal bilgileri vermiyor ama okul taban puanlarından bakarak başarı dağılımını görebiliyoruz.

Bunlardan ilki başarı durum ve dağılımları. 100 ile 500 puan arasında puanlar nasıl dağılıyor. 100 puan 0 demek, yaklaşık olarak 200 puan ise soruların 4’te 1’inin, 300 puan yarısının, 400 puan 4’te 3’ünün yanıtlanabildiği anlamına geliyor.

Taban puanlardan yüzdelik dilimlere bakıldığında 300 puan ve üstü puan alanlar yüzde 38 ve 400 puanın üzerine çıkan öğrenci oranı da yüzde 13 civarında bulunuyor. Yani öğrencilerin yüzde 62’sinin soruların yarısını bile yanıtlayamadığı anlaşılıyor.

Bu başarı düzeyleri sınavlara girenlerin başarı sırası. Sınava girmeyenlerle beraber çağ nüfusu dikkate alınırsa soruların yarısını yanıtlayabilenlerin yüzde 30’ların, 4’te 3’ünü yanıtlayanların oranının yüzde 10’ların altına düştüğü kestirilebilir.

Yetkili merkezi otoriter tek kurum Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) olduğuna göre bu başarısızlık da MEB’in başarısızlığını ve onunla beraber okulun, idarecilerin, öğretmenin, öğrencinin, toplum olarak hepimizin başarısızlığını gösteriyor.

Dahası başka çarpıklıklar da var.

Yerel yerleştirme sağlıklı değil, OBP’si yüksek on binlerce çocuk LGS’de düşük puan almış

MEB başarı dağılımlarını açıkça vermediği gibi yerel yerleştirme ile ilgili doğru yaptığı iddiasını desteklemek için bir grafik paylaşmış bulunuyor. Bu grafik tam da büyük bir çarpıklığı gösteriyor.

Grafik dikkate incelenirse, okul başarı puanı 90’ın üzerinde olan on binlerce çocuk LGS’de çok düşük başarı düzeyinde kalmış gözüküyor. (Sayıları raporda göremiyoruz, grafikten yorumluyoruz, Bakanlığın bu tam sayıları açıklaması gerekiyor.)

İl ve ilçelerde yerel yerleştirmede ana kriter OBP-okul başarı puanı. Ama aradaki ilişkinin 0.79 olması bunun güvenilir geçer bir ölçüt olduğunu göstermiyor. Okul puanı 90’ın üzerinde on binlerce çocuk sınavlarda 200 puan bile alamıyor. LGS’de 300 puanın altında belki yüz binlerce çocuk OBP olarak yüksek bir dilimde bulunabiliyor. Yani bunlar yerel yerleştirmede avantajlı yerleşiyor. Birisi haksız avantaj elde ederken bir diğeri kaybediyor. Bu durum çocukların kaderi ile oynanan büyük bir adaletsizliğe yol açıyor.

Yerel yerleştirmede ilçede/ilde okul başarı puanı ana belirleyici sayılıyorsa, akademik başarı durumuna göre yerleştirme yapılacaksa, bunun için OBP adil sağlıklı bir ölçme değerlendirmeye dayanmıyor. Yerel yerleştirmede de LGS puanlarının dikkate alınması en azından daha adil olur.

Milli Eğitim Bakanlığı sitesinden alınmıştır

Milli Eğitim Bakanlığı sitesinden alınmıştır

LGS’de 117 bin kişi sıfır mı aldı? Bakanlık bu sayıları gizliyor mu?

Bakanlığın verdiği sayılar da birbirini tutmuyor: Sınava giren 994 bin 358 kişi ise bunun yüzde 5’i 49 bin 718 kişi yapıyor. Bakanlık yüzde 5’lik dilimdeki öğrenci sayısını 43 bin 850 kişi olarak veriyor. Bunun yüzde 100’e yuvarlanması 877 bin kişi yapar. Arada büyük fark var. Acaba LGS’de 117 bin 358 kişi eksiye düştü/sıfır mı çekti, puanları hesaplanmadı mı veya bu sayılarda bu tutarsızlık nereden kaynaklanıyor?

Bu durum iki tür çarpıklığa işaret edebilir. Başarı dilimi düşük illerde ya kontenjan fazla ya da eğitim kalitesi daha düşük veya her ikisi birden.

Başarılı yüzde 5’lik dilim fen ve Anadolu liselerine gidiyor

Yüzde 5’lik dilimdeki öğrencilerin yaklaşık puan karşılığı 447 puan. Bu çocuklar büyük oranda fen liseleri ve genel Anadolu liselerini tercih ediyor.

Yani ilk yüzde 5’e giren çocuktan yüzde 93’ü fen ve Anadolu tercih ediyor, imam hatip, mesleki ve teknik anadolu lisesi (MTAL) veya sosyal bilimler lisesi tercih etmiyor.

Buna rağmen Bakanlık tüm teşviki imam hatip ve MTAL’lere/MESEM’lere aktarmaya uğraşıyor.

Aynı çarpıklık ortalama taban puanlara da yansıyor.

Okul türleri arasında büyük ayrışma

Fen, Anadolu ve sosyal bilimler liseleri birbirine yakın taban puanlara sahipken imam hatip ve mesleki teknik liseler puansız okullardan bile daha düşük puanla öğrenci alıyor. Genel liselerle aralarında 100 ve daha fazla taban puan farkı bulunuyor.

İller arasında farklılaşma var

Sınav sonuçları bazı iller arasında taban puan farklılıklarının 100 puanı aştığını gösteriyor. Bingöl, Niğde, Çanakkale, Eskişehir, Kayseri, Karaman illeri 350 puanın üzerinde taban puanla öğrenci kabul ederken 19 ilin taban puan ortalaması 300 puanın altında bulunuyor. Ardahan ile Bingöl arasında ise 128 puan fark var. Yüzdelik dilim olarak Bingöl ilk yüzde 23’ten, Ardahan yüzde 75’ten öğrenci kabul ediyor.

Çarpıklığın içinde bilgi saklama ve algı yönetimi var

Bu kadar sayı ile uğraşıyoruz çünkü bu yerleştirmeler, hangi okulda okunacağından ileride kiminle evleneceğine kadar çarpan etkilere sahip bulunuyor. Ülkenin, dünyanın, her bir çocuğun ve hanenin kaderini belirliyor.

Ama daha en başından, ayrıntılara bakmadan, çarpıklık başlıyor. Çünkü zaten doğru düzgün bilgi paylaşılmıyor.

MEB de aynı kervanın yolcusu. Derdi bilim ve eğitimden çok din, para ve iktidar olunca eğitim değil algı yönetimi ana strateji haline geliyor.

Tüm ülke olarak her çocuğumuz bu süreçte, başta aldatmacılık, kaydırmacılık olmak üzere, çok şey kaybediyor.

MEB ve hoca böyle yaparsa çocuklar ne yapar?

Çözüm: Sınavla adil ayrıştırma değil her çocuğa birlikte nitelikli eğitim

Yukarıda aktarılanlarda ana eleştiri, sınavların ve yerleştirmelerin adaletsizliği üzerine idi. Ana yanlış ise bu adaletsizlikten bile daha ağır.

Akademik başarı ölçütüne dayalı adil bir yerleştirme olsa bile bu düzgün bir insan ve toplum yetiştirileceği anlamına gelmiyor. Aksine yine büyük bir ayrıştırmayı gösteriyor, hem de kurumsal ayrıştırma. Okul türleri ve okullar arası başarı farklılıkları en temel sorunu oluşturuyor. Nitelik olarak da eğitimin niteliğini…

Doğru olan her çocuğun iyi okul bulması ve iyi eğitim almasıdır. Akademik başarıya göre ayrışma değil kaynaşma esas olmalıdır. Aynı okulda farklı yetenekleri olan çocuklar da birbirine modellik edecek ve bundan yarışma hırsı değil paylaşım hazzı alacaktır.

Akademik başarıya göre okul ayrışması bizzat akademik başarı açısından hem kişi hem toplum olma bakımından yanlıştır. Çünkü çok başarılı çocuklar bir araya gelince iyi bir sonuç ortaya çıkmıyor, toplam akademik başarı da artmıyor geriye kalanların başarısı düşüyor, rekabet içindeki çocukların da başarısı artmıyor, üzerine bir de ruh sağlıkları bozuluyor.

Her çocuk istediği okulu tercih edebilmeli ve ayrımcılığa uğramadan, ayrışmadan birlikte okuyabilmelidir.

Her çocuk istediği okula yerleşirse, böyle bir özgürlük ve demokratik anlayışla, ne tür okullara ve nasıl bir eğitime ihtiyaç olduğu da en azından halkın talebinin ne olduğu da büyük oranda doğrudan belirlenmiş olacaktır. Hiçbir şey yapamıyorsunuz ortaokul ve lise düzeyinde bu okul türleşmelerini ve sınavla yerleştirme sistemini kaldırmakla işe başlayabilirsiniz.

Dayanışmaya çağrı!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Adnan Gümüş

Sınavlar da yerel yerleştirmeler de adil değil
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et