6 Ağustos 2026 13:14

Fenerbahçe, UEFA Şampiyonlar Ligi 3. eleme turu ilk maçında konuk ettiği Avusturya’nın Sturm Graz ekibini 2-0 yenerek önemli bir avantaj elde etti.

Sarı-lacivertli ekip, genç (yaş ortalaması 23.7), dinamik ve yüksek mücadele gücüne sahip rakibi karşısında ortaya koyduğu üstün oyunla net bir skor yakalamanın yanında, yeni transferlerin takıma uyumu arttıkça oyununu daha da geliştireceğinin işaretlerini verdi.

Kısaca söylemek gerekirse Fenerbahçe’de işler yolunda görünüyor…

Buna karşılık İsmail Kartal’ın Fenerbahçe teknik direktörü olmasını bir türlü içine sindiremeyen kimi yorumcular bu galibiyette Kartal’ın rolünü yok sayan tuhaf yorumlarıyla dikkat çektiler.

Onlara göre, Fenerbahçe, oyunu iyi bilen, çok kaliteli oyunculardan oluşan güçlü bir kadroya sahipmiş. İsmail Kartal bu oyunculara ne öğretebilirmiş ki? Mesela Kante, savunma kısmı olsun, hücum kısmı olsun oyunun her anında ne yapması gerektiğini biliyormuş. Ona “Kante sen çık sahada bildiğin gibi oyna” demekten başka ne yapılabilirmiş ki!..

Belli ki en büyük korkuları, İsmail Kartal’ın yapacağı yanlış hamlelerle, giderek umutları ve beklentileri yükselten takımı tökezletmesi.

“Takım gayet iyi, sen bozma yeter” diye endişesini dile getirenler de var. Nedense takımın iyi olmasını İsmail Kartal’a bağlamıyorlar ama olası bir olumsuzluk halinde faturayı kime keseceklerini şimdiden gösteriyorlar.

Eleştiri başka şey, teknik direktörü “olmasa da olur” gibi ifadelerle küçümsemek hatta yok saymak başka bir şey.

Eleştiri elbette gerekli hatta gelişim sağlayabilmek için zorunlu olsa da kişileri küçümseme, aşağılama, yok sayma gibi her şeyden önce emeğe saygısızlık anlamına gelen yaklaşımlar kabul edilemez.

Bu kişiler bir süre sonra, “Bu takımın teknik direktöre ihtiyacı yok, oyuncular kendilerini ve oyunu mükemmel bir şekilde idare ediyor” şeklinde konuşurlarsa şaşırmamak lazım…

Böylesi yorumlar, rakip analizini, oyun planını, taktiği, stratejiyi, oyuncu tercihlerini ve oyunun temel ilkelerini önemsiz gösterip oyuncuları yücelten son derece sığ bir bakışın ürünü. Oyuncu odaklı anlayış, oyunu geliştirmenin önündeki en büyük engellerden biridir.

Futbolda bireysel yeteneğin ve yıldız oyuncu kalitesinin maç kazandırmadaki rolü elbette yadsınamaz. Ancak bu rolü abartıp galibiyetlerden “teknik direktöre gerek yok, oyuncular her şeyi zaten biliyor, yapıyor” sonucu çıkarmak futbolun gerçeklerinden tamamen kopmak anlamına gelir.

Yetenekli ve kaliteli oyuncuları bir araya getirmek, kendiliğinden yüksek performanslı bir takım oluşturmaz. Sonuçta futbol sıra dışı yeteneğe sahip oyuncuların şov yapmasına fırsat sunan bireysel bir aktivite değil, on bir oyuncunun birbirleriyle uyumlu şekilde kolektif mücadele vermesini gerektiren bir takım sporudur.

Oyuncular çok yetenekli ve kaliteli olabilir ama onlardan en yüksek verimi almak teknik direktörlerin işidir. Bu da elbette taktik disiplinle mümkündür. Teknik direktörler belirledikleri taktikle oyuncularının en yüksek verime ulaşmasını ve bireysel becerilerini takım yararına kullanmasını sağlamaya çalışır.

Çok kaliteli oyunculara sahip olmak, onların sahada nerede ve nasıl pozisyon alacaklarını kendi başlarına en doğru şekilde bilecekleri anlamına gelmez. Dayanışma temelli bir rol paylaşımıyla doğru oyuncuyu doğru pozisyonda oynatmak, teknik direktörün en temel görevidir.

Ama işler her zaman planlandığı gibi gitmeyebilir. Bu durumda oyuncular dışarıdan oyunu okuyacak, hamle yapacak, farklı bir sistemi devreye sokacak bir akla ihtiyaç duyabilir. Bu akıl kuşkusuz teknik direktör ve ona yardımcı olan ekibidir.

Ayrıca yıldız oyunculardan kurulu bir kadroyu saha dışında doğru yönetebilmek de hiç kolay değildir. İşin içine giren pek çok psikolojik, duygusal faktör hiç hesapta olmayan sorunlara yol açabilir. Teknik direktörün mesaisi saha içiyle sınırlı değildir. Saha dışını da yönetmek ve burada baş gösterecek olası sorunlara çözüm üretmek de teknik direktörün görevleri arasındadır.

Teknik direktörlüğü, oyun planını, taktiği önemsizleştiren yorumlar, bilgisi derin analiz yapmaya yetmeyenlerin işidir.

Futbolun gerçekliği, yetenekle aklın/bilginin, bireyle sistemin en verimli şekilde sentezlenmesini gerektirir…

Evrensel seninle güçlü!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Mehmet Özyazanlar

İsmail Kartal’ı yok saymak
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et