Suriye’de kim ne kazandı?
Suriye’de SDG ile Şam yönetimi arasında imzaların atıldığı entegrasyon süreci ile Türkiye’de PKK’nin ‘silahsızlandırılmasına’ dair süreç paralel ilerledi.
Mazlum Abdi, 15 Ağustos 2026 Cumartesi günü Haseke’de Rûdaw Medya Ağı’nın sorularını yanıtlarken, “DSG’nin (SDG) feshedilmesi için belirlenmiş bir takvim var mı?” sorusuna, “Hayır, biz “feshedilme” kelimesini pek kullanmak istemiyoruz. Biz, DSG’nin ne zaman tamamen Suriye ordusuna dahil olacağını söylüyoruz; “feshedilme” yerine bunu ifade etmek istiyoruz” yanıtı vermiş. Abdi, “Üzerinde anlaştığımız 29 Ocak Anlaşması’na göre; Derik Tugayı, Kamışlo Tugayı, Haseke Tugayı ve Kobani Tugayı gibi Kürt tugayları var. Şu an bir Efrin Tugayı’nın olması için de çalışmalar yürütülüyor” dedikten sonra, şu ana kadar ki kazanımlarının korunması ve ilerletilmesini bir mücadele meselesi olarak tarif ediyor.
Mazlum Abdi, “29 Ocak’taki son anlaşma; her ne kadar beklentilerimizin tam karşılığı olmasa da bu anlaşma Suriye devleti içerisinde Kürtler için bir statü oluşturuyor.” derken, “Mazlum Abdi’nin yaptığı en büyük hata neydi?” sorusuna şu yanıtı veriyor: “Özellikle 10 Mart Anlaşması’nı imzaladıktan sonra, onu uygulama fırsatımız vardı. Siyasetimizde hatalar yapıldı. Elbette o anlaşmayı uygulamak için bir çaba sarf etmek istiyordum ama şimdi geriye dönüp baktığımda, Suriye devleti ile üzerinde anlaştığımız maddeleri pratiğe dökme konusundaki çabalarımın yetersiz kaldığını görüyorum. Bunu kendim için en büyük hata olarak görüyorum.”
Bu söyleşinin yayımlanmasında sonraki günlerde Şara’nın imzasıyla yayımlanan kararnameyle Abdi, “Suriye Arap Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı danışmanlığına” atandı. Karar, Suriye’nin resmi haber ajansı SANA tarafından geçtiğimiz cuma günü duyurulurken, bu açıklamadan bir gün önce, Suriye Eğitim Bakanı Muhammed Abdurrahman’ın imzasını taşıyan resmi yazıda, Kürtçenin “ulusal bir dil” olarak (resmi dil değil) devlet okullarında, özellikle Kürt vatandaşların nüfus içerisinde kayda değer bir orana sahip olduğu bölgelerde öğretilmesine izin verildiği belirtildi. Yeni düzenlemeye göre, Kürtçe dersleri haftada ortalama üç ders saati olarak okutulacak.
İlham Ahmed’in Suriye Meclisine Cumhurbaşkanlığı kontenjanından milletvekili olarak atanacağı belirtilirken, Suriye İçişleri Bakanlığı sözcüsü, “YPJ’nin bakanlığa katılımını memnuniyetle karşılıyoruz” açıklamasını yaptı. Özlemi duyulan bundan fazlası olsa da Kürtlerin Suriye tarihinde ilk kez bu boyutta bir temsil gücüne eriştiği yadsınamaz.
ABD’nin, Suriye’yi “Teröre destek veren ülkeler” listesinden, HTŞ’yi “Özel olarak belirlenmiş küresel terörist örgüt” listesinden çıkarmasıyla, Şam’daki entegrasyon eş zamanlı gelişti. Tom Barrack, entegrasyonu “tarihi” gelişme olarak tanımladığı mesajında Trump’ın liderliğine özel vurgu yaparken, bir müflis tüccar olarak kendi başarısını da alkışlamış oldu.
ABD’nin verdiği ‘meşruiyet’ Şara açısından temel dayanağı oluştururken, ülkenin en örgütlü halkının temsilcilerini yanında tutmak elini güçlendiren bir başka gelişme oldu. SDG açısından ise, dört koldan kuşatılmışlık karşısında bu seçenek, yoktan seçmeli bir alternatif gibiydi.
El Kaide’nin 11 Eylül 2001 günü, ikiz kulelerini hedef alan saldırılarının ardından ABD’nin önce Afganistan’ı (7 Ekim 2001), ardından Irak’ı işgalinin (2003) son halkası olarak gerçekleşen Suriye’deki rejim değişimi, onun Rusya’ya karşı da bir savaşıydı. ABD, ummadığı bir dirençle karşılaştığı İran’da henüz başarıya ulaşamasa da son çeyrek asırda, Ortadoğu ve Arap coğrafyasında aldığı yol küçümsenemez.
Anadolu Ajansının 17 Temmuz 2026 tarihinde, Irak Haber Ajansına dayanarak aktardığı haber, temmuz 2026’da Irak ve Suriye, Chevron liderliğindeki ABD destekli bir konsorsiyumla tarihi Kerkük-Baniyas petrol boru hattını yeniden inşa edip faaliyete geçirmek üzere Washington’da resmi bir anlaşma imzaladığını duyurdu. Irak’ın kuzeyindeki petrol zengini Kerkük bölgesinden Suriye’nin Akdeniz limanı Baniyas’a uzanan boru hattı, 2003’teki ABD’nin Irak işgali sırasında hasar gördüğünden beri hizmet dışı kalmıştı.
Rûdaw’ın Mazlum Abdi’ye sorduğu bir soru benzer içerikte: “Petrol. Petrol kimin elinde? Uzun yıllardır sizin elinizde olan, kullandığınız ve sizin için bir gelir kaynağı olan o petrolün geleceği ne olacak General?”
Abdi’nin yanıtı şöyle: “Daha önce bizim elimizde olan Rimeylan, Suveydiye ve diğer petrol bölgeleri resmi olarak Suriye devletine devredildi. Bu bölgeleri Petrol Bakanlığına teslim ettik. Şu an Amerikalı şirketler gelip burada çalışıyorlar. Suriye devleti ile sözleşmeleri var; bu dosyayı onlar devraldı ve yönetiyorlar.”
1 Eylül Dünya Barış Günü’ne giderken, Suriye’nin kaynaklarının emperyalist şirketler için değil, ülke halkları için seferber edildiği bir zamana geçişin, emperyalizme ve bölgesel iş birlikçilerine karşı mücadele meselesi olduğunu hatırlatalım.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et