27 Temmuz 2026 00:12

Özgür Özel’in liderliğindeki Yeni Partinin, ağır bir iktidar kuşatması altında doğmuş olması, etrafında canlı bir tartışmayı doğallığında beraberinde getirdi.

Bu süreçte, tarihsellikten kopuk soyut siyasal tartışmalarla hedef belirleme eğilimlerini de gördük. ‘Dört eğilimi birleştirme’ gibi iddialarla ANAP’ı ya da AKP’nin kurulduğu dönemde ortaya koyduğu siyasal hattı başarı hikayeleri olarak hatırlatanlar bunlardan bazıları.

Bu öneriyi yapanlar, dönemin Başbakanlık Müsteşarı ve Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşar Vekili Turgut Özal tarafından 24 Ocak 1980’de açıklanan IMF ve Dünya Bankası damgalı, işçi, emekçi düşmanı, neoliberal düzene geçiş hedefinin gerekli kıldığı baskı ortamının 12 Eylül askeri darbesiyle sağlandığından söz etmiyorlar. Özal’ı önce başbakan, sonra cumhurbaşkanı gördüğümüz dönemlere faşist bir darbeyle geçildi. Erdoğan’ın AKP’sine giden yolun taşları böyle döşendi.

Unutulmasın; yüz binlerce işçinin katıldığı 1989 Bahar Eylemlerinde atılan ve 1990-1991 Zonguldak Maden İşçilerinin yürüyüşünde dillendirilen ‘Çankaya’nın şişmanı, işçi düşmanı’ sloganı, Özal ve partisi ANAP’ta ifadesini bulan ekonomik politikalara isyanın ifadesiydi. 1984 yerel seçimlerinde, il genel meclisi oylarına göre yüzde 41.52 oy alarak birinci parti olan ANAP, 26 Mart 1989 yerel seçimlerinde, 20 puan gerileyerek, yüzde 21.8 oy oranına düştü. İşçi ve emekçiler tarafından süreç içinde alaşağı edilmiş bir hareketi, rafta takipçilerini bekleyen bir başarı hikayesi gibi sunmak cehalettir. Son on yıldır AKP’ye oy kaybettiren etkenler içinde, benzer politikaların sonuçlarına duyulan öfkenin belirleyici olduğu unutulmasın. CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun diploması hukuksuz biçimde iptal edilerek gözaltına alınıp tutuklanmasının ardından, sadece İmamoğlu için değil, çocuklarının işi, aşı, geleceği için sokağa çıktığını söyleyen emekçilerle konuştuğumuzu Evrensel’de yazmıştık; hatırlatalım.

Bu faslı uzatmadan devam edelim. Yeni Parti tüzüğünü, CHP’nin tüzüğüyle karşılaştırmalı okuduğumuzda Atatürk ilkelerine bağlılık ortak özellik olarak öne çıkıyor. Yeni Parti tüzüğünde bu vurgu şu ifadelerle yer almış: “Yeni Parti; cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, laiklik ve devrimcilikten oluşan Atatürk ilkelerini, ilkelerin tarihsel mirasını ve ilerici özünü koruyarak; çağımızın demokrasi, özgürlük, eşitlik, yurttaşlık, adalet, dayanışma, kamusal yarar, bağımsızlık, bilim ve sürekli yenilenme hedefleri doğrultusunda benimser.”

Kamuculuk vurgusunun ekonomik program hedefleri bağlamında Yeni Parti programında özel bir vurguyla yer aldığını ve ‘Bu kara düzeni değiştireceğiz’ sloganının döne döne vurgulandığını görüyoruz.

Örneğin programın girişindeki ‘değişim çağrısı’ndan bir bölüm şöyle:

“Yeni Parti, iktidarı değiştirme, iktidar olma hedefini programının merkezine koyar. Bu hedef, yalnızca yöneten kişilerin değişmesi değildir. Devletin işleyişini, ekonominin önceliklerini, siyasetin dilini ve iktidarla yurttaş arasındaki ilişkiyi değiştirme iradesidir.

Bu kara düzeni değiştireceğiz.”

Bu sloganı, Saray’ın atadığı kayyımın partilerine çökmesine tepki olarak gündeme gelen bir hareketin, kendisine verilen kitle desteğinin ruhuna uygun iddiayı içerme gayretinin ifadesi olarak okuyabiliriz. Hatta, barikatları aşarak Saraçhane’ye akan İstanbul Üniversitesi öğrencileri, Yeni Parti programındaki “en ateşli” vurgunun müsebbibi olarak kendileriyle övünebilirler.

Bu arada, işçi ve emekçilerin doğrudan denetiminden yoksun bir ‘kamuculuk’ anlayışının acıya merhem olamayacağını ekleyelim.

Yeni Parti programında dış politika bağlamında, “Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesi dış politika vizyonumuza rehberlik edecektir.” denildikten sonra, “Avrupa Birliği (AB) üyelik süreci hızlandırılacaktır. AB üyeliği için gerekli demokratik reformlar hayata geçirilecektir. AB ile Gümrük Birliği Anlaşması güncellenecektir. Ülkemizin Avrupa Konseyi, Avrupa Birliği, AGİT ve NATO’daki etkinliği artırılacaktır” ifadeleriyle devam ediliyor.

Bunları, iktidara geldiğinde AB’ye girmeyi hedef olarak dillendiren AKP’nin bugün bu hedeften kopmuş olması karşısında Yeni Partinin, bu açıdan güven adresi olarak kendisini sunması ve NATO’ya bağlılık vurgusuyla ABD nezdinde pozisyonunu teyit etmesi olarak okumak herhalde abartı olmaz.

Yeni Parti programında yer alan Kürt meselesine dair vurgu, Özgür Özel’in ‘süreç’ boyunca sergilediği tutumla uyumlu: “Terörün sona ermesiyle birlikte eşitlikçi, katılımcı, demokratik bir siyasi ve toplumsal düzenin kurulması ile Kürt sorununda kalıcı çözüm sağlanacaktır. Esas ilke herkesin kendini ülkenin eşit yurttaşı olarak hissedebilmesidir. Ana dil haktır. Bu yaklaşımla tüm yurttaşların ana dilini öğrenme, kullanma ve geliştirme hakkı sağlanacaktır. Kimsenin kimliğinden dolayı ayrımcılığa uğramasına ve toplumsal olarak dışlanmasına izin verilmeyecektir.”

Yeni Parti, kendisini, AKP’ye karşı alternatif arayan kitleler açısından bir umut olarak sunarken, tüm bunları küresel ve ulusal ölçekteki sermaye zincirini rahatsız etmeyecek bir yol ve yöntemle kuruyor. Yeni Partinin, muhalefetin diğer tüm öznelerini kendisinde birleştirerek, onları gereksizleştirmeye aday bir merkez olduğunu öne sürenler de biraz fazla heyecan yapıyor.

Evrensel seninle güçlü!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Fatih Polat

Yeni Partinin yolu
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et