Süleymancılar ve ötekiler…
Süleymancılara yönelik 17 ilde yapılan operasyonda tarikat lideri Alihan Kuriş’in de dahil olduğu onlarca kişinin gözaltına alınması ve tarikatın şirketlerine kayyım atanması Özal’dan bu yana ticari ve siyasi sahada palazlanmalarına yol açılan bu dini kurumlarla kurulan iktidar ilişkilerinin de kendine özgü bir piyasa kanununun var olduğunu gösteriyor. Toplumun muhafazakarlaştırılmasının yanı sıra, yer yer bir sivil toplum örgütü, yer yer özelleştirme politikalarının koçbaşı, kimi zaman sermaye birikim kanallarını genişleten yapılar, çoklukla iktidar partisinin meşruiyet beklentisine yanıt veren destek güçler olarak öne çıkan tarikatlar, kendi sermayelerinin kontrolü üzerinde hak iddia ettikleri anda tasfiyeye maruz kalıyorlar. İçişleri Bakanlığının basın duyurusuna göre bu tarikat-örgüte yapılan operasyonun bir nedeni 100 milyar lirayı yurt dışına kaçırmak. Oysa bu tarikatın zaten yurt dışında 100’e yakın ülkede örgütlendiği biliniyor.
Geçmişte ‘merkez sağ’ partileri desteklemiş olan Süleymancılar’ın örneğin büyük bir holdinge dönüşen İsmailağa Cemaati, Menzil tarikatı gibi iktidara sadık tarikatlardan farklı olarak biat ilişkisi geliştirmemiş olması bu tür tarikatların mal ve sermaye birikimlerinin ne kadar kırılgan bir zeminde geliştiğinin de göstergesi. Cemaat tecrübesi bunu çok açık biçimde kanıtlamıştı. Lideri sürekli takip altındaki Furkan Cemaati bir başka örnektir. Sermaye üzerindeki kontrolü tekelleşmiş iktidar merkez kaç eğilimleri cezalandırır.
Süleymancılar bağış sistemiyle biriktirdikleri sermayeyle dünyanın dört bir köşesinde açtıkları camiler, kuran kursları, yurtlarla örgütlenirken nakliyat, gemicilik, tanker taşımacılığı, tarım endüstri tesisleri gibi bir dizi ticari ve sınai yatırımlar yaparak sermayelerini katladılar. AKP iktidarının tarikat sermayesine yönelik uyguladığı vergi muafiyetlerinden ve sübvansiyon sistemlerinden de yararlandılar.
Adana-Aladağ öğrenci yurdunda çıkan yangında, üstlerine kapılar kilitlendiği için 11 küçük kız çocuğunun ölmesi tarikatlar ve icraatları hakkında bir tartışma başlatmış, yoksul öğrencilerin beyin yıkama merkezi haline gelen, bir tür kapalı kutu, baskıcı tarikat yurtlarında yaşanan gerçeklerin ortaya çıkmasına vesile olmuştu. 6 yaşındaki bir kız çocuğunun 29 yaşındaki biriyle evlendirilmesi, taciz ve şiddetle anılır hale gelen tarikatlarla ile ilgili hiçbir kamu denetlemesi de yapılmadı.
Bu tarikata yönelik ilk siyasi gözdağı ne istismar ne şiddet ne de benzeri kötü muamelelerdi; 2019’da Kağıthanede kurulu Sadabat Öğrenci Yurdu’nun depreme dayanıklı olmadığı gerekçesiyle yıkılmasıydı. Süleymancılarla öteden beri geçinme sorunu yaşayan iktidar her türlü yolu denedi. 2008-2023 tarihleri arasında tarikattan bir milletvekili çıkaran AKP’nin 2023 seçimlerinden önce bir bakanının talep ettiği üç randevusu ise reddedilmişti. Biriken ‘itaatsizlikler’ arasında bu örgütün o zaman Millet İttifakını desteklediği bilgisi de var.
Menzil şeyhinin ölümünden sonra üç çocuğu arasında çıkan miras kavgasında faş olan yüklü sermayeye ve Süleymanağa Cemaatinin holdinglerine karşı tantanalı bir takip yürütülmemesine bakılırsa Süleymancılar taifesi için bu süreç bürokraside ve orduda müritlerinin olmasına karşın ipleri gererek geçti.
İktidar kaynakları ve yoksul müritlerin bağışları ile zenginleşen ve paradan para doğurtan tarikatların sermayesi ve etki alanlarındaki kontrol kaybı her para hareketini kendisinde merkezileştiren bir rejimin yöneticileri için kabul edilebilir bir tutum değildir. Bir taş atınca tek kuşla yetinmeyen iktidarı destekleyen basının ve halkla ilişkiler kurumlarının yargı sürecine ve kamuoyunun önüne sunduğu sayısız şaibeden biri de tarikatın ‘belediyelere’ rüşvet verdiği ve Ekrem İmamoğlu’nun Süleymancı geçmişiyle ilgili sızdırılan; örneğin oy vaadi karşılığında belediyeden imar izni alınması gibi dedikodulara bakılacak olursa Süleymancılar operasyonu muhalefetin tasfiyesine katkı sunarak rejime güç kazandırma hamlesi olarak da kullanılabilir.
Cemaat operasyonlarından farklı olarak bu operasyonun tarikat üyelerine sıçramayacağı için bir teminat da verildi. Geçmişte AKP milletvekilliğine getirilen ve şimdi de mevcut tarikat liderliğine muhalefet eden Fatih Süleyman Denizolgun’un etki alanına bel bağlayan bir bölünmeye de oynandığı söylenebilir. Ne de olsa CHP’ye yapılan operasyon bu işin sinekten yağ çıkarmak kadar kolay olduğunu gösterdi!
Tarikatın yurt dışındaki sermayesine, vakıf ve ticari kuruluşlarının gelirlerine iktidarın maliyesi ne derece nüfuz edebilir, tartışmalı bir konu. Ama yurtiçinde sağlık kuruluşlarından okullara, market zincirlerinden gıda üretimine, turizm şirketinden irili ufaklı tesislere ve bağış kaynaklı sermayeye kadar çeşitli zenginleşme kaynaklarına kayyım yoluyla el koyma süreci hemen başlatıldı.
Tarikat-holdinglerin palazlanması AKP iktidarı dönemindeki teşvikler ve ortakyaşarlık ilişkilerinin öngörülmüş bir çıktısıdır. Bir yandan mütedeyyin ve muhafazakar kitlenin üretiminde siyasi bir yeniden değerleme aparatı olarak kullanılırken diğer yandan ‘ele verilen talkının’ şeyhlerin-şıhların ‘kendi yuttuğu salkımı’ halkın gözünden saklayamayan bu yozlaşmış kurumlardaki veliaht takımının miras kavgaları, milyonlarca lira değerindeki otomobiller ve lüks evlerdeki yaşamlarıyla popüler kültürün ve magazin aleminin malzemesi haline geldiler. Bu servetin koşulu iktidara itaat ve biat oldu. Mesaj ise AKP’ye bağlı olan müslümanların zenginleşme yolunun daima açık olacağıydı. Olmayanların, yardıma muhtaçların da bir kase çorba için tarikatlara yönelebilecekleriydi. Çevresi, görünmeyen bir çitle çevrili ve tek kapılı bu sosyalleşme alanlarına ilişkin vaatler şimdiye dek iktidar partisinin çok işine yaradı. Biraz yoldan çıkanların, birikimleri üzerinde tekel kuranların başına nelerin gelebileceği mesajı da bir kez daha verilmiş oldu.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et