17 Temmuz 2026 10:08

Ahbap-çavuş düzeni ve Haluk Levent

YAZIYI SESLİ DİNLE
0:00 0:00

6 Şubat depremzedelerine yardım etmek isteyen ama bunun için nereye başvuracağını bilemeyen kimi yurttaşların ünlü bir sanatçının yönettiği Ahbap’a yönelmesi, Haluk Levent’in arkasında ve üstünde bir devlet güvencesi olduğu imasından bağımsız değildir. Kolluk güçleri depremden üç gün sonra sahaya indiğinde yapılan ilk iş kazma kürek ya da çıplak elle yakınlarını enkazdan çıkarmaya çalışan, kızgın ve kırgın halkın protestolarına müdahale etmek olmuştu. Bütün bu gelişmeler göz önünde yaşanırken devlet kurumu olmayan ama devletin de faaliyetini tasvip ettiği anlaşılan Ahbap, yardımseverlerden gelen para ve malzeme akışını derleyen popüler figür haline geldi.

1999 Gölcük depremi sırasında siyasi partilerin, dernek ve meslek odalarının, yardımsever grupların afet durumunda devletin yapması gerekip de yapmadığı organizasyonları üstlenmesi 2023 şubat depremleri yaşandığında zaten pimi çekilmiş bir biçimde hafızada canlanmaya hazırdı. 1999’da bölgeye akan inisiyatifi sivil toplum girişkenliğine övgü vesilesi yapan ekabir medya gerçekte DB’nin ‘Devletin kamusal hizmetlerden el çekerek küçülmesi’, temel hizmetlerin bizzat halkın sırtına yıkılması gibi bir stratejik plana sadakat sunuyordu. Sermayenin başlıca örgütlerinden Dünya Bankası bu hizmetlerin artık sivil toplum tarafından üstlenilmesi gerektiğini şart koşuyordu. Ne için? Devletlerin eğitim, sağlık, kent ve bakım hizmetleri gibi alanlardan el çekmesi ve bunlara ayrılan bütçenin doğrudan doğruya sermayeyi güçlendirmeye harcanması için. Devletler bütün sosyal yüklerini üstlerinden atmalı, hizmetler ‘sivil topluma’ özelleştirilmeliydi. Deprem bölgesi bu direktife uyumun en hazin laboratuvarı oldu.

Üç yıl sonra iktidara gelen AKP; kendi yerel parti örgütleri başta olmak üzere sonradan oluşturulan ahbap-çavuş vakıflarını, cemaat ve tarikatları, küçük ortağın ülkü ocaklarını ve daha bir sürü kurumu sivil toplum örgütü olarak kullanmaya başladı. 2023 bütçe görüşmeleri sırasında Bakan Yusuf Tekin ‘Sizin tarikat, cemaat dediğiniz bizim STK dediğimiz yapılar…” ifadesini kullanmıştı. Sivil toplumun anlamı iktidar nezdinde sermaye birikim süreciyle ideolojik inşanın aparatları haline gelmesiydi. Bugüne kadar ‘devlet dışı’ organizasyonlara, meslek odalarına ve hatta siyasi partilere yapılan baskılar bu bakış açısından azade değildir. Sonuçta iktidarın sivil toplumdan anladığı kendi sırtından attığı hizmetleri yükleyebildiği bağımsız kuruluşlar değil tersine toplumsal birikimi devlette merkezileştirecek bir operasyon alanıydı.

Nitekim Haluk Levent’in, Avukat Ece Güner’in ifadelerinden ve Ahbap’a bulaşmış olanların soy kütüğünden anlaşıldığı kadarıyla kurumun topladığı paranın izlediği güzergah oldukça şaibeli görünüyor. Şarkıcı, kumar ve ‘Kendisini durduramadığı’ borsa takıntısı nedeniyle zaafa uğrayan bu trafiğin bedelini hapse girmekle ödedi. Haluk Levent zamanın İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile ilişkisini ifade kaydına geçiremeyince diğer bağlantıları hakkında susma hakkını kullandı. Ferhat Tunç’un sosyal medyada paylaştığı bir fotoğrafta ise Levent, Gülistan Doku’nun öldürülmesiyle bağlantılı olarak ifadesi alınan Tunceli Valisi Tuncay Sonel ile birlikte görünüyordu. Gözaltına alınmadan bir iki gün önce de İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan’ı aramıştı.

Haluk Levent şimdi kız yurdu açmak, teknopark kurmak(?!) deprem konutları yapmak (tamamlanamadı) vb. gerekçelerle talep ettiği ve birçok kredi kartından geçtikten sonra nereye gittiği belli olmayan milyonlarca dolar paradan sorumlu tutuluyor. Bahadır Özgür Ahbap’tan savunma sanayisi çıktı başlıklı yazısında Haluk Levent’i şikayet eden Başaran Holdingin sahibi Hüseyin Başaran’ın şikayet dilekçesinde ‘Levent ile asistanı olduğu söylenen Yeliz Kaya’nın kimsesiz kız çocuklarına yurt yapma vaadiyle kendisinden gerçek değeri 60 milyon doları bulan 22 taşınmaz aldıklarını, sadece 1’inin parasının ödendiklerini, kendisinin ödeme yapılacağına ilişkin sözlere güvenip devri yaptığını ancak gayrimenkullerin kısa sürede başka bir ismin üzerine geçirildiğini ileri sürüyor. Bahsettiği isim ise Ahbap operasyonunda gözaltına alınanlar arasında olan Esin Önder Çağlayan… Globus ve Kanat Savunma Sanayinin sahibi, Menemen Serbest Bölgesinin kuruluş ve işletilmesini alan Menser AŞ’nin en büyük ortağı…”

Ahbap sayesinde akan, istikameti belli milyonlarca doların başında duran ama taşeronluk hizmeti yaparken hırslarına yenilen Haluk Levent; siyasal bir özne olma vasfı elinden zorla alınan, bütçe denetiminden dışlanan halkın zaten erozyona uğramış güveninin şahsında bir kez daha istismar edildiği, raf ömrü dolmuş bir figürdür. Yalnız da değildir. Hizmette kusur edenin başına gelen onun başına da gelmiştir.

 

Evrensel 31 yaşında!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Evrensel'i Takip Et