Başkan’ın villaları
Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun acelesi olduğunu söylemiştik. Nisan ayında ortam müsaitti, millî takım Dünya Kupası’na kalmıştı, başarıda Almanya altyapı sistemi kadar payı olmasa da Hacıosmanoğlu övgüleri sahipleniyordu. Hemen gaza bastı, federasyon başkanlığından kısa süre sonra akrabası Ali Ağaoğlu’ndan devraldığı sit alanına 4 bin villa projesinden millilere vadettiği evleri yeniden gündeme taşıdı. Federasyon içinden bir kaynak, İbrahim Seten’e projenin lansman ve pazarlama işlerinin yazın, inşaatının ise en geç ocak 2027’de başlayacağını söyledi. Bir yalanlama gelmedi, biz de şaşırdık! Hayırdır, Bodrum-Milas arasındaki Mandalya Körfezi’ni, Bargilya Tuzla Sulak Alanı’nı, arkeolojik sit alanlarını, koruma altındaki kuş türlerini tehdit eden, imar izni olmayan arazi üzerindeki proje için kamuoyundan habersiz bir süreç mi yürütülmüştü? Hacıosmanoğlu neye dayanarak bu sözü veriyordu? Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile TFF’ye o dönem bu sorularımızı sorduk ama yanıt alamadık.
Aradan üç ay geçti, Hacıosmanoğlu şimdi Dünya Kupası’na erken veda eden millilerin hamisi olarak farklı bir acele içinde! Bu kez hedef halinde, üstelik artık Süper Lig kulüpleri arasındaki popülaritesi de zayıflamış durumda. Bu yüzden “villa” meselesi yine gündemde. Başkanımız hâlâ başkanken bu iş halledilmeli!
Başkan akıllı. Hiçbir zaman gazetecilere konuşmuyor. Bu kez de Sözcü’de Erman Toroğlu’na bol “Bak hoca” ve “Yalan söylüyorlar” içeren yanıtlar verirken villa projesinin sit alanı üzerinde olduğunun “yalan” olduğunu iddia ediyor, bütün izinlerin de alındığını söylüyor. İşte bu başta benim de görüştüğüm Muğla Çevre Platformu olmak üzere yıllardır bu konuyu takip eden tüm kurum ve kişiler için akıl almaz bir söylem. Nasıl olur da hukuksuz olduğu için bugüne kadar hayata geçirilemeyen bir projede ÇED dahi düzenlenmeden “İzinler alınmış” olabilir! Hukuki süreçler işletilmeden bu proje nasıl sit alanından çıkmış? Acaba Hacıosmanoğlu bu denklemde “yalan söyleyen” kişiyi karıştırıyor olabilir mi? Ya da kendisine bazı garantiler verildi de bunu ağzından mı kaçırıyor bizim mert, dürüst, dobra, bagajsız, içi dışı bir federasyon başkanımız? Hacıosmanoğlu başta çevre örgütleri olmak üzere bu projeyi yakından takip eden herkesi yalan söylemekle suçluyorsa kamuoyunu da hızla bilgilendirmeli. Bu izinler nasıl alınmış, proje nasıl sit alanında değilmiş? Görelim bakalım belgeleri.
Hacıosmanoğlu’nun açıklamalarındaki problemler bununla sınırlı değil. FIFA’nın verdiği 14 milyon dolarlık ödülü, -üstüne 2 milyon dolar ekleyerek- oyunculara prim olarak dağıttığını söylüyor. Tabii FIFA gibi omurgasız bir kurum paranın nereye gittiğini umursamaz ama bu ödül, zaten paraya ihtiyacı olmayan futbolcular daha da zenginleşsin diye değil ülke futboluna yatırım yapılsın diye veriliyor. Göreve geldiğinden beri Türk futbolunun altyapı kriziyle ilgili kılını kıpırdatmayan (10+4 yabancı sınırıyla bu meselenin alakası bile yok) Hacıosmanoğlu’ndan böyle bir vizyon beklemiyoruz ama belki Arda Güler çıkıp da “Bu paraya bizim ihtiyacımız yok o yüzden bu meblağı beni yetiştiren Gençlerbirliği ve Fenerbahçe’ye altyapıya harcanma şartıyla bağışlıyorum” derse ana akım spor medyasında bu çarpıklığı gündeme getiren çıkar. Gerçi onlara da hiç güven olmaz, en iyi ihtimalle Lütfü Özel gibi bir TRT bordrolu daha çıkar, bu kadar para geri çevrilir mi diyerek Arda Güler’e “psikolog” tavsiye eder!
Evrensel'i Takip Et