9 Ağustos 2026 00:20

Yeni Parti programında eksik olan

Yeni Partinin “Ortak gelecek için” başlığını taşıyan programı, geçtiğimiz günlerde açıklandı. Programda Yeni Partinin “Türkiye’de siyaseti, iktidarı, hayatın işleyişini ve Türkiye’nin kaderini değiştirmek için” yola çıktığı ve önceliğinin “Devletin işleyişini, ekonominin önceliklerini, siyasetin dilini ve iktidarla yurttaş arasındaki ilişkiyi değiştirme iradesi” olduğu vurgulanmıştı.

Programda, kuvvetler ayrılığına dayalı parlamenter sisteme dönülmesi, kayyım uygulamalarına son verilmesi, Kürt meselesinde kalıcı çözümün demokratik, eşitlikçi ve katılımcı bir zeminde sağlanması, İstanbul Sözleşmesi’ne dönülmesi, kadına yönelik şiddet ve ayrımcılıkla pozitif ayrımcılık ve kota uygulamalarını da içeren yöntemlerle mücadele edilmesi, cemevlerinin ibadethane statüsünün yasal güvenceye kavuşturulması, vergi sisteminin yeniden düzenlenmesi gibi olumlu noktalar dikkat çekiyor. Ancak programda, ‘Türkiye’nin NATO’daki etkinliğinin artırılması’ gibi bu niyetlerle çelişki halindeki yaklaşımlara da yer veriliyor.

Yeni Parti tüzüğü de yenilikler içeriyor: Aday belirlenirken ön seçim yapılması, yüzde 50 cinsiyet ve yüzde 25 gençlik kotası uygulanması, ön seçim ve aday yoklaması yöntemlerine başvurulmaması halinde bir kişinin en fazla üç dönem üst üste milletvekili, belediye başkanı, belediye meclisi üyesi veya il genel meclisi üyesi seçilebilmesinin hükme bağlanması, en az bir seçim çevresinin aday listesinin ilk sırasında engelli bir adaya yer verilmesi gibi başlıklar öne çıkıyor.

Bunların olumlu gelişmeler olduğuna şüphe yok. Ancak, bir bütün olarak programa bakıldığında yaşanan krizin yapısal derinliğinin yeterince kavrandığını ve dönemin ruhuna uygun bir hazırlığın yapıldığını söylemek mümkün değil. Yeni Parti programında kaleme alınan çözüm önerileri, ülkenin en önemli sorununun ‘temsil krizi’ olduğu algısını yaratıyor.

Türkiye’de yaşanan sadece bir temsil krizi değildir

Siyaset bilimciler, bir ülkede temsili demokrasinin düzeyini ölçmek için seçmen katılımına, parti üyeliği düzeyine, siyasetçilere duyulan güvene ve siyasete duyulan genel ilgiye bakarlar. Bu ölçütlerdeki gerilemeler liderlerin ve siyasal parti kurmaylıklarının değişen toplumsal talepleri okuyamadıklarını ve bu nedenle toplumun siyasal ihtiyaçlarına cevap veremediklerinin düşünülmesine/sorgulanmasına neden olur.

Siyasetin toplumsal beklentilere cevap veremediği noktalarda seçmenler seslerinin duyulmadığı hissine kapılır. ‘Temsil krizi’ yaşanan ortamlarda modern siyasetin yerini geleneksel kutuplaşmalar üzerinden üretilen siyaset anlayışı alır. Böyle olunca siyasetçilerin birinci önceliği yurttaşların huzur ve refahını sağlamak yerine statükoyu ve kendi çıkarlarını korumak olur. Siyasetten uzaklaşma ve yabancılaşma yaygınlaşır.

Bu duruma çözüm arayan siyasetçiler, ‘temsili siyaset’in tepeden inmeci ve buyurgan özelliklerini, daha eşitlikçi ‘yatay ilişki ve örgütlenme’ biçimleri önererek kırmaya çalışır. Liderin otoritesini terbiye edecek, siyaseti meslek olmaktan çıkaracak, kayırmacılık ve yolsuzluğun önünü kapatacak, genç ve nitelikli kadroları siyasal faaliyet içine çekecek yordamlar üretmeye gayret ederler.

Oysa Türkiye’de yaşanan durum bir temsil krizinin, temsili demokrasi yorgunluğunun çok ötesine geçmiş durumda. Yaşanan krizin tek ve en önemli nedeni, siyasetçilerin yozlaştığı bir ortamda isteksiz seçmenler haline gelen kitlenin siyasete yabancılaşması ve siyasal katılımdan geri durması değil. Liderlere, parti yönetimlerine, meclislere ve karar mekanizmalarına duyulan güven eksikliği bir ‘temsil krizi’ni içeriyor olsa da bu durumun içinde yeşerdiği baskı ortamının önemini görmezden gelme lüksümüz yok.

Hepimiz, siyasal sistemin kendini yeniden üretme yeteneğinin siyasal iktidar tarafından bilerek ve isteyerek tahrip edildiği bir krizin içindeyiz. Genel nüfus içinde rıza üretemeyen, kaynak ve hizmet dağıttığı bir kesimin oy düzeyine sıkışan, toplumsal ilişki ağını hak temelinde mobilizasyon yerine siyasal sadakat ölçütüne oturtan Erdoğan rejimi, iktidarını korumanın yolunu giderek şiddetini artırıp, yelpazesini genişlettiği baskıda arıyor. Bu yönelimin bir niyet olmaktan çıkıp militarist ve baskıcı bir ‘yapısal ittifak’a dönüştüğü, en son CHP’ye yönelik mutlak butlan operasyonunda ve bu operasyondan verim alınabilmesinde görüldü.

“Biz olmasak devlet elden gider” anlatısı eşliğinde inşa edilen bir statüko, fabrika önlerinden okul koridorlarına, maden kazılarından ihale karar odalarına kadar her alanda at koşturuyor. Kural tanımadan seferber edilen yargı, içi boşaltılan parlamento ve her türden bürokrasinin devlet yerine partiye sadık gayreti eşliğinde amansız bir baskı düzeni pekiştiriliyor. Açlık ve belirsizlikten zihnini korumayı, itirazını eyleme ve yazıya dökebilmeyi başaranların payına ise şafak baskınları düşüyor.

Mevcut krizin, siyasal temsilin sınıf mücadelesi içinde şekillenen karakteri üzerinde yeterince durulmadan ele alınması yeterli sonucu üretmiyor. İçinden geçtiğimiz krizin ağırlığı, şu ya da bu örgütlenme düzeyinde yapılacak birkaç ayarlama ile demokrasinin canlılığa kavuşturulabileceği iyimserliğine imkan tanımıyor.

Yeni Partinin “değişim çağrısı”, “demokrasi, yönetim ve adalet”, “kalkınma ve ekonomi”, “sosyal devlet” ve “dış politika, güvenlik ve dirençlilik” olmak üzere beş bölümden oluşan programı, ülkeyi bu hedeflere taşıyacak aktörün tanımını tehlikeli bir biçimde belirsiz bırakıyor. Geniş kesimlere ulaşma kaygısı içinde hazırlanmış olan program, üstlendiği yükü kaldırma kapasitesine sahip olan tek gücün, işçi sınıfının önemini görmüyor. Siyasal alanda yaşanan gerilimin yapısal gerekçelerini ideolojik düzlemde tanımlamaktan kaçınıyor. Kendi tarihine sadık kalmak için yeterince açık konuşmuyor.

Hal böyleyken, Erdoğan rejiminin dayattığı çetin koşullarda, Yeni Parti çizgisi üzerine düşünenlerin “dost acı söyler” atasözünü akıldan çıkarmaması gerekiyor.

Evrensel seninle güçlü!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Yücel Demirer

Yeni Parti programında eksik olan
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et