‘Hareket Halindeki Bir Trende Tarafsız Olamazsınız’
Dünya düzleminde kapitalist yıkımın zirveye çıktığı, emperyalist güç odakları arasında çelişkilerin keskinleştiği, düşük yoğunluklu ama sürekli savaşların ölüm saçtığı bir dönemden geçiyoruz. Bu zemin üzerinde iç siyasette otoriterlik eşiği çoktan aşılmış durumda. Rıza üretemeyen ve seçime girse kaybedeceğini gören iktidar aygıtı yasa, kural ve etik sınır tanımadan baskı uyguluyor. Yolsuzluk, şiddet ve her alanda yaşanan kuralsızlık katlanarak artırıyor.
Bu kaotik belirsizlik ortamında, yaygın ve tuzaklarla dolu baskı koşulları altında canını dişine takmış bir biçimde mücadele edenler yüzümüzü ağartmaya devam ediyor. Siyasal, toplumsal ve kültürel mücadele biçimlerinin farklı kanallarında emekçilerin yararına bir değişim için çaba harcayanlar azımsanmayacak düzeyde.
Ancak, tüm bu yaşananlara rağmen ölü taklidi yapmayı tercih edenler var; çemberin hızla daraldığını görmezden geliyorlar. Henüz kendine dokunmamış olan taciz düzeni ortasında olanı gören, arkasındaki mantığı anlayan ama olup biteni sadece izlemekle yetinen bir kesim öylece durup, ses çıkarmadan kıyımı izlemeye devam ediyor.
Bir de gidişata karşı irade gösterip tutum alan ancak daha iyisini yapabilecekken şu anda yaptığıyla yetinen bir kesim de mevcut. Bunlar, vasat altı bir okulda sınıf birincisi olmaktan mutluluk duyanın hissettiğine benzeyen, içi boş bir tatmini yaşamaktan memnun. Çalıştığı fabrikada, atölyede, büroda, kamu kurumunda muhalif çıtayı yükseltebilecekken, bunaltıcı baskı koşullarında yeni kapılar açıp, açılmış kapıları genişletmek yerine, yapmaya alışık olduğuyla yetiniyor.
Ne yazık ki bu yaygın sessizlik daha çok ünlü isimler üzerinden konuşuluyor. Kötürüm edilen toplumsal ve siyasal katılım ortamında kendini çaresiz hisseden birey, ismi bilinenlerin göstereceği tepkinin yol açacağını düşünüyor. Oysa en büyük güç gündelik hayatın içinde olan kendisinde, bunu görmüyor. Haluk Levent olayının ve daha nicesinin gösterdiği gibi medyatik “kahraman”lığa değil, sıradan insanların örgütlü iradesine ihtiyaç var.
Bu süreçte tarafsız kalmak, baskı uygulayandan yana taraf olmaktır
ABD’li Tarihçi Howard Zinn, “Amerika Birleşik Devletleri Halklarının Tarihi” kitabıyla kendini özgürlüğün merkezi olarak sunan ABD’nin yağmacı, ırkçı ve yalanlarla dolu geçmişine ışık tutmuştu. ABD tarihini işçilerin, kadınların, yerlilerin ve siyahların bakış açısıyla yazıp, görkemli yapı ve kurumların nasıl emeğin ve doğal kaynakların talanıyla kurulduğunu herkesin anlayacağı bir dille ifade etmişti.
‘Hareket Halindeki Bir Trende Tarafsız Olamazsınız’ başlığını taşıyan bir başka kitabında, her türden sömürünün zirveye çıktığı, insanların şiddet ve gözbağıyla baskılandığı bir ortamda tarafsız olmanın adaletsizliği kabul etmek anlamına geldiğini yazdı.
İkinci Dünya Savaşı’nda bir bombacı olarak yaşadıklarını da içeren bu otobiyografik yapıtında; bir azınlığın elinde toplanan devasa servete rağmen yeterli gıda ve temiz suya ulaşamayan milyonların ve sokaklarda yaşayanların gerçeğine ışık tuttu, eşitlik ve adalet kandırmacasının maskesini düşürdü. Teröre karşı savaş diyerek yaşatılan saldırganlığı gözler önüne serdi. Hayatı boyunca yaşadıklarından umutsuzluğa kapılmak yerine, bunların gerekçelerini açıklayarak umutla verilen mücadelenin yol açıcılığını anlattı.
Ölü taklidi yapanlara açık mektup
Zinn, tarih bilimini bir akademik yükselme konusu, bir gelir kaynağı ya da kapitalizm güzellemesi olarak değil de mazlumların gerçeğini ve sömürü çarklarını açığa çıkarmak olarak algıladı. Bu üretken aydının ‘Hareket Halindeki Bir Trende Tarafsız Olamazsınız’ kitabından alınan aşağıdaki cümleleri, sınırları ve dönemleri aşarak başta ‘Ölü taklidi yapanlar’ olmak üzere hepimize sesleniyor.
“Tarihteki her şey, bir kez olduktan sonra, sanki tam olarak öyle olmak zorundaymış gibi görünür. Başka türlüsünü hayal edemeyiz. Ama ben tarihin belirsizliğine, sürpriz olasılığına ve değişmez görüneni değiştirmede insan eyleminin önemine ikna olmuş durumdayım.”
“Kötü zamanlarda umutlu olmak, sadece aptalca romantik bir şey değildir. İnsanlık tarihinin yalnızca zulüm değil, aynı zamanda şefkat, fedakarlık, cesaret ve iyilik tarihi olduğu gerçeğine dayanır.”
“Bu karmaşık tarihte neyi vurgulamayı seçtiğimiz, hayatlarımızı belirleyecektir. Sadece en kötüsünü görürsek, bu bir şey yapma kapasitemizi yok eder. İnsanların muhteşem bir biçimde davrandığı o zamanları ve yerleri -ve o kadar çok var ki- hatırlarsak, bu bize harekete geçme enerjisi verir ve en azından bu dönen dünyayı farklı bir yöne gönderme olasılığını sunar.”
“Bir toplumsal adalet hareketine katılmanın ödülü, gelecekteki zafer umudu değildir. Başka insanlarla birlikte durmanın, birlikte risk almanın, küçük zaferlerin tadını çıkarmanın ve yıpratıcı aksilikleri birlikte göğüslemenin verdiği coşkudur.”
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et