Mental hatalar turnuvası
Futbolun en büyük organizasyonu olan Dünya Kupası, 19 Temmuz Pazar günü oynanacak final karşılaşmasıyla noktalanacak.
Bu dev organizasyon kuşkusuz arkasında bıraktığı saha içine ve saha dışına ilişkin pek çok yaşanmışlıkla hatırlanacak.
Saha içiyle ilgili olarak akıllarda en çok kalanlar arasında ise özellikle oyuncuların göz göre göre yaptığı mental hataların fazlalığı dikkat çekti.
Oyuncular bu tür hatalı hamleleriyle kimi kez penaltıya sebep olurken, kimi kez de sarı ya da kırmızı kart görerek kalan sürede takımlarını zor durumda bıraktı...
Gelişen bilimsel uygulamalara bağlı olarak modern antrenman yöntemleri sayesinde oyuncuların fiziksel kapasitesi ve mücadele gücü yükseliyor. Buna karşılık oyun aklı konusunda fiziksel gelişime eş değer bir ilerlemeden ve duyguların kontrol edilebildiği bir mental olgunluktan söz etmek mümkün değil.
Yüksek beklentilerden kaynaklanan baskı ve heyecanın, aklı, mantığı
devre dışı bırakarak zihnin doğru karar verme mekanizmasını nasıl olumsuz etkilediğine dair birkaç örnek vermek gerekirse…
İngiltere ile Meksika arasında oynanan son 16 tur maçının 54. dakikasında, İngiliz Milli Takımı’nın oyuncusu Jarell Quansah kaleye uzak mesafede rakibine son derece gereksizce yaptığı sert bir hamle nedeniyle kırmızı kart gördü.
On kişi kalan İngiltere’nin işi zora girmişken bu kez 58. dakikada sahneye Meksika Kalecisi Raul Ranger çıktı. Ceza sahası içinde Anthony Gordon’a yaptığı dengesiz bir hamle ile penaltıya sebep oldu.
Jarell Quansah oyundan atıldığında İngiltere 2-1 öndeydi ve durumu sıkıntıya girmişti. Meksika Kalecisi Raul Ranger ise yaptığı penaltıyla adeta İngiltere’ye yeniden hayat verdi.
Maçın geri kalan 35 dakikasını 10 kişiyle oynamak zorunda kalan İngiltere sonuçta maçı kazansa da normalde olması gerekenden çok daha fazla yorulup yıprandı.
Bu tür hataların bir örneğini de Brezilya ile Norveç arasında oynanan son 16 maçında gördük. Maç golsüz devam ederken 14. dakikada Norveçli oyuncu Kristoffer Ajer ceza sahası içinde kayarak yaptığı saçma sapan bir hamleyle Brezilyalı forvet Matheus Cunha’yı yere indirince hakem tereddütsüz bir şekilde penaltı noktasını gösterdi.
Futbolda varsayımlar üzerinden konuşmak doğru olmasa da Brezilya’nın o penaltı atışını gole çevirmesi halinde Norveç’in işinin hiç kolay olmayacağını söylemek yanlış olmaz. Belki de Norveç’e çeyrek final kapısını açan, Brezilya’nın yararlanamadığı o penaltı atışıydı.
Bir diğer örnek de Arjantin ile İsviçre arasında oynanan çeyrek final maçında yaşandı.
Karşılaşmanın 72. dakikasında skor 1-1iken İsviçreli oyuncu Breel Embolo önceden sarı kartı olmasına rağmen sahtekarlık yaparak hakemi yanıltmaya çalışınca, ikinci sarıdan kırmızıyı gördü ve bu çok önemli maçta takımını 10 kişi bıraktı. İsviçre o dakikadan sonra yoğunlaşan Arjantin ataklarıyla iyice bunalsa da maçı uzatmaya götürmeyi başardı. Ancak uzatma dakikalarında 10 kişi kalmanın dezavantajını giderek daha çok hissetmeye başladılar ve nitekim son dakikalarda art arda iki gol yiyerek kupaya veda ettiler…
Peki niye, futbolun en üst seviyede icra edildiği böylesi bir turnuvada bile şuursuzca olduğu kadar aynı zamanda sorumsuzca yapılan bu tür hataların önüne geçilemiyor?
Dünyanın en kariyerli teknik direktörlerinin bu hataların farkında olmaması düşünülebilir mi?
Bu hatalar belli ki üstesinden gelinmesi gereken önemli bir sorun olarak görülmüyor. Yani pek ciddiye alınmıyor.
Teknik direktörler, altyapıda öğrenilmesi/özümsenmesi gereken oyunun temel ilkelerinin bu seviyede hatırlatılmasına gerek duymuyor olabilir ama mantalite hataları yukarıda sözünü ettiğimiz örneklerde olduğu gibi zaman zaman maçların gidişatına doğrudan etki edebilecek ciddiyette bir soruna dönüşebiliyor.
Bir ihtimal de, teknik direktörlerin böyle hatalar yapılmaması için gereken uyarıları yapmalarına karşın aşırı motivasyonla kendilerini maçın atmosferine kaptıran oyuncuların heyecanlarını kontrol edemeyerek şuursuzca hamlelerde bulunmaktan bir türlü geri duramamaları…
Üst seviyelerde antrenörün oyuncularına, “Ceza sahasında müdahale yaparken dikkatli ol” veya “Hakemi aldatmaya çalışma” eğitimi vermesi elbette düşünülemez. Bunlar 10-12 yaşlarında oyuncuların zihnine yerleşmesi gereken temel oyun disiplinleridir.
Mental hatalar, 90 dakika boyunca varını yoğunu ortaya koyarak mücadele eden oyuncular için göze alınabilir bir risk olarak da değerlendiriliyor olabilir. Tabii iş, çeyrek final aşamasında Dünya Kupası’na veda etme sebebi haline geldiğinde olup bitene bakış kaçınılmaz biçimde farklılaşır…
Oyunun değişen kuralları ve teknolojinin iyice oyunun içine girmesiyle birlikte bu tür hataların, zaafların çok daha görünür hale geldiği de bir gerçek.
Futbolda takımlar arasındaki fiziksel kapasite, fiziksel mücadele gücü giderek eşitleniyor. Buna karşılık mental olgunluk ile bilişsel dayanıklılığın yeri ve önemi giderek artıyor.
Görünen o ki, oyunun temel ilkelerini doğru bir şekilde sahaya yansıtabilen ve oyuncuları baskı anlarında sakin kalarak doğru kararlar verebilen takımların fark yaratıp avantaj sağlayacağı bir döneme giriyoruz…
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et