6 Temmuz 2026 00:05

Tarlada ucuz, tezgahta pahalı

Alanya’da, Gazipaşa’da, Anamur’da, Bozyazı’da muz üreticileri isyan ediyor. Antalya Manavgat’ta birinci kalite muz için 20-25 lira ikinci kalite içinde 10 lira fiyat veriyorlar. Aynı muz pazarda 70, markette 120 lira. Üreticinin elinde para etmeyen muz, markette 4 katı fiyata satılınca “Emek bizim, kazanç başkasının” diyerek ellerinden ucuz alınan muzun markette pahalıya satılmasına tepki gösteriyorlar.

1 kg muzun maliyetinin 40-45 lira olduğunu söyleyen muz üreticileri ilaç, gübre, sulama, elektrik ve işçilik giderlerinin sürekli maliyetleri artırdığını ama muz fiyatının artmadığını söylüyorlar. Muz maliyetli bir üretim çünkü ülkemizde ağırlıkla seralarda üretiliyor ve 1 dekar muz serasının maliyeti 1 milyon 300 bin lira. En iyimser hesapla 5 yıl boyunca sadece sera kurulumunu karşılamak üzere üretim yapılıyor. İlacı, gübresi, sulaması, elektriği ve işçiliği de cepten.

Ülkemizde yaklaşık 900 bin ton muz üretimi yapılıyor. TÜİK’in 2024-2025 bitkisel ürün yeterlilik dereceleri verilerine göre muzda yeterlilik oranımız (üretimin ülke içi yeterliliğe oranı) yüzde 80.7. Bu durumda mal gitmiyor, piyasa durgun sözleri tarladaki ucuzluğu açıklamaya yetmediği gibi marketteki pahalılığı hiç açıklamıyor.

Eskiden 8 ay muz üretimi yapılırken şimdilerde yılın 12 ayında muz üretimi yapılıyor. Muz üreticileri, “Üretim artarsa ithalat düşer’’ diyerek sürekli üretimin artırılması istediler, “Üretim arttı ithalat yine düşmüyor” diyerek artan muz ithalatına da tepki gösteriyorlar. 2016 yılda 305 bin ton olan muz üretimi, 2022 yılında 997 bin tona ulaştı ama ithalat hız kesmedi. 2021 yılında 883 bin 500 ton üretime karşılık, 238 bin 800 ton muz ithalatı yapıldı. 2025 yılında 864 bin ton üretme karşılık 213 bin 500 ton ithalat yapıldı.

Yerli muzun, (kaliteli bir tüketim için) dalından koparıldıktan sonra sarartma süresi de dahil 15 gün raf ömrü var. Türkiye muz ithalatının yüzde 95’i Ekvador’dan yapılırken, kalan küçük kısım ise Kosta Rika ve Kolombiya’dan yapılıyor. İthal muz, Ekvador’dan Türkiye’ye 20-25 günde geliyor ve 40-45 gün raf ömrü var. Zincir marketler yerli muza göre daha fazla raf ömrü olması nedeniyle ithal muzu tercih ediyorlar. Bu da yerli muzun üretimi ve fiyatı üzerinde baskı oluşturuyor. Buna bir de tüccarların “Yaz meyveleri çıktı, muz sevkiyatı azaldı” diyerek düşük fiyat dayatmaları eklenince muz üreticisi ürününü, maliyetin altında satmaya zorlanıyor. Oysaki, yaz meyveleri çıkınca da market raflarında ithal muz eksik olmuyor.

Muz üreticileri yaz meyvelerinin çıktığı dönemde muz ithalatının durdurulmasını diğer zamanlarda da muz ithalatında 2021 öncesinde olduğu gibi yüzde 145.8 gümrük vergisi getirilmesini istiyorlar. Zincir marketlerin etiket belirleyiciliğine son verilmesini ve reyonlarına da yerli muz kotası getirilmesini istiyorlar.

Tarımda yine pembe tablolar çizmeye devam eden Erdoğan ise “Ziraat Bankası 5. tarım ekosistemi buluşması’’nda üretici köylünün muzdarip olduğu hiçbir konuda bir cümle etmedi. Havuz medyası “Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan müjde başlıklarıyla, kadın ve genç çiftçilere kredi limitini 3 milyondan 5 milyon liraya çıkarıyoruz ve 2 yıl ödemesiz 10 yıllık taksitli kredi finansman imkanı vereceğiz. Süt hayvancılığı yatırımlarına 60 milyon liraya kadar, besi hayvancılık yatırımlarına da 40 milyon liraya kadar kredi sağlayacağız.” sözlerini habere ve manşete çektiler.

Muz üreticisi bu koşullarda üretim yapılmaz diyerek üretimden kopuyor desek yeridir. Mersin Erdemli’de geçtiğimiz yıl ihracatlık ve kırmızı domates kg fiyatları 22 lirayken bu yıl ikisine de yirmişer lira fiyat verildi. Fethiye’de domates üreticisi “Benden 5 liraya alıp 40 liraya satacaklar” dediği domatesi, orakla biçti. Orman Genel Müdürlüğü (OGM) köy muhtarlarına genelge göndererek, devlet ormanlarında yetişen başta kuzugöbeği mantarı olmak üzere orman dışı ürünlerin toplanmasını yasakladı. Anlaşılan o ki, ormandaki mantarı bile satmışlar. Toprak Mahsulleri Ofisinin (TMO) açıkladığı 16.75 lira buğday alım fiyatı tavan işlevi gördü ve geçtiğimiz hafta buğday en yüksek 15.5 liradan alındı.

Köylerde, tarım alanlarında genç kalmadı; kadınlar köylerde durmak istemiyor. Çünkü ne kendisi ne de çocukları için gelecek yok. Okul yok, sağlık ocağı yok, sosyal alan yok, gençler ve kadınların ürettiği üründen kazanılacağı gelir yok. Emeklilik hak getire çünkü sosyal güvence zaten yok. İsterlerse borçlanma çok, hem de milyon milyon. Çünkü Saray, kredi musluklarını sonuna kadar açtı.

Süt üreticisi köylüler sattığı sütle yem alamıyor. İnekler kesime gidiyor. Et ve hayvan ithalatı kasap reyonlarında et fiyatını düşürmedi ama oluşan ithalat baskısı üretimi düşürdü. Hayvancılıkta ithalatçı politikalar sadece köylüyü değil Angus taşıyan gemilerin yaydığı kötü koku ve sinek nedeniyle Silifke’de, Taşucu’da halkı da bezdirdi. İnsanlar, pencereleri açamaz hale geldi. Köylünün sağdığı süte değerini vermeyen, yemini ucuzlatmayan, yetiştirdiği hayvanın ithalat baskısıyla fiyatını düşüren Saray süt hayvancılığına 60 milyon liraya kadar, besiciliğe de 40 milyon liraya kadar kredi vereceğini söylüyor. Ahırda yem bekleyen hayvana, evde ekmek bekleyen çocuğa, biriken yem borcunu isteyen bayiye, verdiği hizmet karşılığı alacağını isteyen veterinere borcunu ödeyemeyen köylüye hayvancılık için yatırım kredisi müjdesi de bir AKP klasiğidir.

Köylüyü borçlandırarak üretim yaptır, enflasyonla mücadele adı altında tarım ürünleri fiyatını düşür, düşmeyeni ithalatla baskıla. Tarım desteklemelerini azalt, köylüyü artan girdi maliyetleri karşısında köylüyü üretemez hale getirerek üretimden kopar. Teşvik, hibe, istisna, vergi desteği adı altında şirket tarımını destekle. Bu şirketlere vereceğin kredi desteğini de tarıma destek olarak açıkla. Bu gidişatın değişmesi ve gerçek tekellerden bağımsız tarım politikaları için ülke köylüsünün sendikalaşarak örgütlenmesi şart.

Sedat Başkavak

Tarlada ucuz, tezgahta pahalı
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et