29 Haziran 2026 00:04

Şubat ayında Riyad’da Türkiye ile Suudi Arabistan Krallığı arasında “Yenilenebilir enerji santrali projelerine ilişkin hükümetler arası anlaşma” imzalanmıştı; bu anlaşma geçtiğimiz hafta TBMM’de onaylanarak kanunlaştı. Anlaşma kapsamında Suudi Arabistan şirketleri toplam 5 bin MW üretim kapasiteli güneş ve rüzgar enerji santralleri kuracaklar. İlk aşamada Sivas ve Karaman’da her biri 1000’er MW olmak üzere toplam 2 bin MW kurulu güçte güneş enerji santrali (GES) inşa edilecek.

Suudi Arabistan şirketleri “yabancı yatırımcı” statüsüyle hem uluslararası finansman hem de ülke içi her türlü desteği alacaklar. Güneş enerji santrali (GES) için şirketlere arazi tahsis edilecek. Bunun için özel mülkiyete ait arazilerin kamulaştırılmasının yanı sıra orman ve meraların da Suudi GES şirketlerinin hizmetine sunulacağı da taahhüt edilmiş. Ayrıca şirketlerin hızla inşaya başlaması ve işletmeye geçebilmesi için (Halk tepkisi, suyunu toprağını savunan köylülelerin mücadelesi gibi) tüm engellerin kaldırılması da taahhüt edilmiş. Yüzde 40 kurumlar vergisi istisnası, teşvik bölgesi kapsamında KDV istisnası, 4 yıl işveren sigorta prim desteği vs. pek çok destek de arka arkaya dizilecek. Üretilen elektriğin iletimi için gereken iletim hatları bedeli alıcı olan Türkiye tarafından karşılanacak. GES şirketleri, tüm makine, ekipman alımında gümrük vergisi, damga vergisi, KDV ve ÖTV’den muaf olacaklar. Sudi Arabistan’dan gelen şirketler, santrallerin inşa ve işletme sürecinde yabancı personel istihdam ederek çalıştırabilecek. Böylece enerji ve maden şirketlerinin pek çok çevre talan ve tahribatında kullandıkları “İstihdam yaratacağız, işiniz ve maaşınız olacak’ gibi yalanları” söylemeyecekler.

Yapılacak santrallerde üretilecek elektrik devlet tarafından satın alınacak ve böylece güya enerji arz güvenliği sağlanarak dışa bağımlılık azalacakmış. 30 yılın sonunda ise Türkiye’nin bu santralleri bedelsiz devralma hakkı olacakmış.

Suudi şirketler Karaman Taşeli ve Sivas’a güneş enerji santrali kuracaklar. 30 yıl boyunca, Karaman GES’te üretilen elektrik kilowatt-saat başına 1.99 avro/centten, Sivas GES’ten alınan elektrik ise 2.35 avro/cent’ten satın alınacak. Avro arttıkça, ödenecek para da artacak.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan’la imzaladıkları anlaşmayı, enerji arz güvenliğinin sağlanması ve enerjide dışa bağımlılığın azaltılması gerekçelerine dayandırıyor. Oysa Türkiye’nin elektrik enerjisi kurulu gücü 125 bin 598 MW. En yüksek elektrik tüketiminin gerçekleştiği 21 Haziran tarihinde bile tüketilen miktar 52 bin 565 MWh oldu. Rakamlar arz güvenliği sorunu olmadığını ortaya koyarken, yıllardır “kapasite mekanizması ödemesi” adı altında (hazırda bulunma karşılığı elektrik şirketlerine) kullanmadığımız elektrik için (sadece mayıs ayında 1 milyar 110 milyon TL) ödenen para da bu gerçeği açıkça doğrulamaktadır.

Yabancı şirket ülkemizde elektrik santrali kuracak, hükümetler arası anlaşma ile tahsis edilen arazi aynı zamanda o ülkenin toprağı haline gelecek, ürettiği elektriği 30 yıl boyunca avro bazında satın alacağız ama dışa bağımlı olmayacağız! “Aya 4 şeritli yol yapacağız desek inanırlar” diyen bir iktidarın girdiği talan, tahribat ve yıkım politikalarında yalanın ve manipülasyonun sınırı yok. Bu yolda başvurulan “yerli ve milli” hamaseti de ülke varlıklarının ve halkın birikiminin enerji ile maden tekellerine tahsis edilmesinin üzerini örtüyor.

Benzer bir anlaşmayı 2023’te Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile imzaladılar. Anlaşma kapsamında BAE şirketleri ülkemizde rüzgar, güneş, hidroelektrik ve termik santraller yapmakla kalmayacak; nükleer santral ve nükleer yakıt imalatı işlerini de üstlenecekler. Bunlarla da yetinmeyip anlaşmaya nadir toprak elementleri (NTE) madenciliğini de eklemişler. Türkiye, belirtilen enerji yatırımları için yer tahsis edecek ve tahsis edilen bu alanlar için başka bir ülkeden ya da şirketten yatırımcı kabul etmeyecek. Tesis kurulumunda izin, ruhsat gibi tüm kolaylıklar hazır edilecek.

Anlaşmanın 6. maddesi bir gizlilik şartı getiriyor ve tarafların ortak kararı olmadan projelerle ilgili hiçbir bilgi ifşa edilemeyecek. Böylece alım garantisi, istisna, hibe gibi tüm iş ve işlemler, pek çok konuda yaptıkları gibi “ticari sır” adı altında halktan gizlenecek. Anlaşmanın ilk adımı olarak Niğde Bor’da 1 milyar dolarlık, 1100 MW’lık depolamalı GES projesi için 2025’te ÇED (çevre etki değerlendirme) raporu onaylandı bile.

Bu durumda Saray iktidarının; emekçi halkı, ormanları ve meraları başta olmak üzere halkın ortak mülkünü enerji şirketlerinin önüne seren bu anlaşmaya ikna edemeyeceği açıktır. Geriye tek bir propaganda araçları kalıyor, o da her zaman yaptıkları “Cebimizden 5 kuruş çıkmadan yaptıracağız” sözü olabilir. Bunu da çok duyduk ve pratik örnekler cebimizden kuruş değil; milyonların, milyarların çıktığını ortaya koyuyor.

Akkuyu Nükleer Santralinde de aynı şeyi duyduk; santrali Ruslar yapıyor ve bize elektriği kilowatt-saat başına 12.35 dolar/cente, yani ülke içi üretim maliyetinin 2-3 katına satacaklar. İnşaat aşamasında cebimizden para çıkmıyor gibi görünüyor ama yarın Akkuyu’da elektrik üretilmeye başladığında çanta çanta değil, kamyon kamyon dolar ödeceğiz. Havaalanları da cebimizden para çıkmadan yapıldı ama verilen yolcu taahhütleri nedeniyle, örneğin 50 milyon avroya inşa edilen Zafer Havalimanı için 2026’nın ilk 5 ayında bütçeden 2.8 milyon avro ödendi. Yolcu garantisi verilen diğer havalimanlarını siz düşünün. 18 şehir hastanesi için 2026 yılında ödenecek kira ve hizmet bedeli 136 milyar lira olarak belirtiliyor. Köprü ve otoyollar için 2026 yılının ilk beş ayında geçiş garantisi karşılığı ödenen miktar yaklaşık 50 milyar TL oldu ve yıl sonuna kadar bu rakamın iki katını aşacağı gün gibi ortada.

Cebimizden para çıkmadan otoyol, köprü, hastane, havalimanı ve enerji santrali yapılacak dediler; ancak projeler işletmeye geçtikçe cebimizde para bırakmadılar.

Sedat Başkavak

Alım garantili soygun
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et