ESK kazanıyor, köylü ve halk kaybediyor
Saray iktidarının hayvancılığa ilişkin politikalarının kime neye hizmet ettiğini anlamak için Et ve Süt Kurumunun (ESK) faaliyetlerine bakmak yeterli olacaktır. Üretici ve tüketiciyi korumak üzere piyasayı dengelemek, hayvancılığı destelemek ve üreticilerin hayvanını ve sütünü değerinde satmasını sağlamak, hijyen şartlarında et/süt ürünleri işlemek ve paketleyip piyasaya arz etmek, müdahale alımı kapsamında üreticiden canlı hayvan ve ürün almak bunlar ESK’nin görevleri arasındadır. Fakat bugüne kadar Et ve Süt Kurumu (ESK) sayılan bu görevleri değil tam tersini yapan bir kurumdur.
Erdoğan iktidarı, 2010 yılından bu yana et fiyatlarını düşürme ve hayvancılığı geliştirme bahanesiyle et, canlı hayvan ve besilik dana ithalatı yapıyor. Gelinen noktada ne et fiyatları düştü ne de hayvancılık gelişti. Üstüne üstlük ESK, kilosu 3 dolara ithal ettiği hayvanları (Elde edilen gelir hayvancılığı geliştirmek için kullanılacak diyerek) üretici köylüye 6 dolara sattı. Et fiyatları düşmedi, hayvancılığı bırakacağını söyleyen köylüler çoğaldı.
Geçtiğimiz haftalarda ESK’nin ithal ettiği hayvanları taşıyan bir geminin Silifke Taşucu Limanına yanaşmasıyla ithal edilen hayvanların haftalarca (40 gün) süren gemi yolculuğunda üzerlerinde 10-15 kg kuruyarak katmanlaşmış hayvan gübresine bulanmış olarak gemiden indirildiği görüldü.
Hayvanları alan üreticiler tepkili. Çünkü, canlı hayvanın kilosunun 420 lira olduğunu ve daha alırken en az 4 bin 200 lira zarar ettiklerini söylüyorlar. Hayvanın üzerine yapışan gübreyi ete sayan ESK’nin ülke hayvancılığına ve köylüye katkı değil zarar verdiği açık. Birkaç yıl önce yine böyle bir sorun olmuş ve ESK tepkiler üzerine bir miktar geri ödeme yapacağını açıklamıştı. Sonradan geri ödeme yapmak yerine hayvanları temiz teslim etmesi gereken ESK’nin görevlilerinin “Bedava hayvan alıyorsunuz, bir de itiraz mı ediyorsunuz” sözleri yanlışı düzeltmek şöyle dursun, köylüyü bedavacılıkla suçlayacak kadar pişkin olduklarını gösteriyor.
Oysa ki veteriner hekimler bir gemi dolusu tamamen gübreye bulanmış hayvanların sağlık ve hijyen açısından pek çok riski de barındırdığını söylüyorlar. Bu hayvanların derisinin hava almaması nedeniyle mantar, uyuz, deri hastalıklarının baş göstereceği ve parazit yükünün artacağı belirtiliyor.
Aynı ESK, Kurban Bayramı sonrası elde kalan hayvanları alacağını ilan etmişti. Çaresiz kimi besiciler hayvanını vermek zorunda kalsa da çoğu besici hem maliyetin altında fiyat dayatılması hem de vadeli olarak alınmak istenmesi nedeniyle hayvanını satmadı.
İşte böyle iş yaparak, ESK vergi rekortmeni oluyor. 2024 yılı kurumlar vergisi rekortmenleri arasında yer alan ESK, 22 milyar ciro yaparken 11 milyar lira kâr açıkladı. 4.3 milyar lira vergi ödeyerek o yıl vergi rekortmenleri arasında 15. sırada yer aldı.
Ülkeyi anonim şirket gibi yöneteceğini ilan eden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iktidarında ESK hayvancılığı geliştirmedi. Bir yandan ithalat baskısı diğer yandan şirketlerin baskısı nedeniyle, köylü ne hayvanını ne de sütünü değerinde sattı. Emekçi halk ise düşen alım gücü ve artan et fiyatları nedeniyle zaten et yiyemiyor.
Gelinen noktada üretici köylü ve işçi emekçi kitleler kazanamıyor ama başkaca kazananlar var. İlk kazananlar ithalat baskısıyla düşürülen et ve hayvan fiyatını fırsata dönüştürerek et ve et ürünlerinden para kazanan şirketler oluyor. Ucuz fiyat dayatarak aldıkları çiğ sütten elde ettikleri süt ve süt ürünlerinden katbekat kâr eden, süt sanayi şirketlerinin patronları kazanıyor. ESK genel müdürü, ortağı olduğu Macaristan merkezli şirket üzerinden yapılan ithalatla zaten kazandı. Defalarca yazmış olsak da “Bal tutan parmağını yalar” mantığıyla et ithalatı yapan 19 yaşındaki AKP gençlik kolları yöneticisi de kazandı. AKP, kazan kazan mantığıyla iş yaparken kaybeden ülke köylüsü ve işçi emekçiler oluyor.
Siz bakmayın muhalefetteki burjuva siyasi partilerin “yönetemiyorlar” sözlerine. Aslında AKP, tam da böyle yönetmek istiyor. Yönetemediğinden değil böyle yönettiğinden bir yanda yukarıdakiler varlık, zevküsefa içinde yaşarken diğer yanda biz aşağıdakiler yokluk, eziyet, cefa içinde yaşıyoruz.
Sorun da burada. Biz, siz hepimiz böyle yönetilmek mi istiyoruz? Bu vurguna, soyguna, yokluğa ve yoksulluğa razı mıyız? Razı değiliz ama bizi de kurutacak kimse yok diyerek bekleyecek miyiz? Ya da bir kurtarıcı beklemek yerine, hep beraber kurtulmak üzere el ele verip, mücadele edecek miyiz? Tarih kurtarıcı bekleyenleri değil, kurtulmak üzere mücadele edenleri yazdı, yazıyor ve yazacak.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et