3 Ağustos 2026 00:05

Seyfe Gölü’nde kuşlar döndü ama tehlike geçmedi

Yanlış su ve tarım politikaları nedeniyle son 20 yılda kuruma noktasına gelen Kırşehir Mucur yakınlarındaki Seyfe Gölü bu sene yağışın bol olması nedeniyle su tuttu. Her yıl yaz aylarında kuruyan gölde bugün binlerce kuş var. Göl çevresine yeniden gölü koruma amaçlı çeşitli yasakların yazıldığı tabelalar dikildi.

Her yıl, memleketimiz Hacıbektaş’a yaz tatili için gelmişken, yaklaşık 20 kilometre uzaklıktaki Seyfe Gölü’ne de uğrardık. Gölün son durumunu gözlemlemeyi alışkanlık haline getirmiştik. Bu gidiş gelişlerin birinde, 2022 yılında Belgesel Yapımcısı Seçil İkiz Candan, eşi Kameraman Ceyhun Candan ve eşim Ayşe Nur Akdemir ile birlikte dört kişilik bir ekip olarak Seyfe belgeselini çekmiştik. Belgeselde gölün kuruma hikayesini uzmanlar ve yöre halkına anlattırmış, gölün kuruması ile değişen yaşamları ve bölgenin dönüşümünü ele almıştık. Birçok ulusal-uluslararası festivalde gösterilen belgesel İtalya’da Fiorenza Serra Film Festivalinde çeyrek finale kalmıştı.

Her yıl olduğu gibi, bu sene de memlekete geldikten birkaç gün sonra Seyfe Gölü’nü görmeye gittik. Temmuz ayının sonlarına gelindiği günlerde Seyfe Gölü Havzası’na doğru ilerlerken, son yıllarda göle yaptığımız ziyaretler sürecinde alışkın olmadığımız bir manzara karşıladı bizi. Bu yıla kadar susuz göl uzaktan zemini kaplayan tuz tabakası nedeniyle göz alabildiğine uzanan bir beyazlık olarak görünürken bu sefer göle yaklaştığımızda beyazlığın yanı sıra açık mavi bir renk de çarptı gözümüze.

2026 yılının kış ve ilkbahar aylarında kaydedilen bol yağışlar ve kar erimeleri sayesinde göl aynası yeniden su tutmaya başladı. Sahada yaptığımız gözlemlerde; flamingoların, turnaların, angıtların ve kılıçgagaların sular üzerinde yeniden süzüldüğünü gördük. Gölde su olması ve su kuşlarının bulunması son yıllarda atıl durumda kalmış, devrilmiş, hatta ateşli silahlar için hedef tahtası haline getirilmiş koruma levhalarının göl çevresine yeniden dikilmesine neden olmuştu. Ayrıca, gölün Badıllı Mahallesi yakınında bulunan kuş gözlem kulesine de göldeki kuşların bazılarını gösteren büyük fotoğraflar asılmış, kuleye çevreyi 360 derece görebilen kameralar yerleştirilmişti.

Yağışlar çözüm olmaya yeter mi?

Göldeki bu görsel şölen ilk bakışta sevindirici görünse de ne yazık ki uzmanların değerlendirmeleri tablonun geçici bir yağış mucizesi olduğuna işaret ediyor. Göle su kazandıran temel etken mevsimsel yağışlar iken, ekosistemi kurtarmaya yönelik henüz kalıcı veya yapısal idari bir önlem alınmış değil. Mucur Belediyesinin içme suyu kuyuları ve tarımsal sulama amacıyla açılan yüzlerce derin kuyu, yer altı sularını arsızca tüketmeye devam ediyor. Nitekim gölün birincil kaynağı olan Seyfe Pınarı’nın 1969 yılında saniyede 373.17 litre olan debisi, 2015 yılında saniyede 0.78 litreye kadar gerilemiş, bir süre sonra da tamamen kurumuştu.

Bu yılki Seyfe Gölü ziyaretimizde Seyfe köyündeki Seyfe Pınarlarının durumuna özellikle dikkat ettik. Pınarın çıktığı yerdeki su olukları bu sene de kupkuru idi. Yine pınarın önüne geçtiğimiz yıllarda yapılan gölette de bir damla bile su yoktu! Haliyle su olmadığı için milyonlarca lira harcanarak yapılan çevre düzenlemesi ve piknik alanı da atıl bir durumda kalmaya devam ediyordu.

Uzmanlar, yer altı suyu sömürüsü ve kaçak kuyular engellenmediği takdirde yaz aylarındaki yüksek buharlaşmayla birlikte gölün kısa sürede yeniden kuruma tehlikesi taşıdığını vurguluyorlar. Nitekim kuş gözlem kulesinden dikkatli bakınca gölün kıyıdan itibaren ortalara doğru çekildiği, bazı yerlerde susuzluk nedeniyle göl tabanının ara ara yüzeye çıktığı görülüyordu.

Daraltılan koruma sınırları ve yasal tartışmalar

Gölün ekolojik geleceğini tehdit eden bir diğer büyük sorun ise yasal koruma sınırlarında yapılan idari değişikliklerden oluşuyor. 15 Eylül 2024 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan cumhurbaşkanı kararı ile Seyfe Gölü tabiatı koruma alanının sınırı yaklaşık 11 bin hektardan 5 bin 501 hektara düşürülerek yarı yarıya daraltıldı. Bu kararla sazlık alanlar, tarım arazileri ve özel mülkiyetler koruma kapsamı dışına çıkarıldı. Haziran 2026’da tescil edilen yeni idari kararlarla gölün doğal sit alanı sınırları da daraltıldı. TMMOB Şehir Plancıları Odası, TEMA Vakfı ve bölge halkı, Milli Parklar Kanunu’nda sınır daraltılmasına ilişkin bilimsel bir gerekçe bulunmadığına dikkat çekerek bu adımların maden şirketlerine yasal kolaylık sağlamak amacıyla atıldığını savunuyor.

Madencilik baskısı, su kavgası ve yargıdaki son durum

Göl havzasında ve çevresindeki tepelerde madencilik tehditi ise her geçen gün artış gösteriyor. Koç Holding (Demir Export) ve AKP Batman Milletvekili Ferhat Nasıroğlu’nun şirketi Fernas İnşaat ortaklığındaki DEFAŞ Madencilik tarafından Boztepe-Çimeli hattında planlanan altın ve gümüş madeni projesi; 5 bin 855 hektarlık ruhsat alanı, yıllık 1.8 milyon ton zehirli atık potansiyeli ve ayda 45 patlatma planıyla bölgedeki mera ve su kaynaklarının ortasında konumlanıyor. Şirket projede siyanür kullanılmayacağını beyan etse de uzmanlar flotasyon kimyasallarının sızma riskine dikkat çekiyor. Madenin ihtiyacı olan suyun 73 kilometre mesafedeki Kapulukaya Barajından TÜPRAŞ hakkının devriyle çekilmesi kararı, DSİ’nin Su Tahsisleri Hakkında Yönetmeliği’ne aykırı olduğu gerekçesiyle Kırşehir Belediyesi tarafından yargıya taşındı. Yetki tartışmalarının ardından Danıştaya sevk edilen dava devam ederken, 1 Temmuz 2026 tarihinde bilirkişi heyeti sahada, Körpınar mandıralarında ve Seyfe Gölü kıyısında kritik keşif incelemeleri gerçekleştirdi.

Dünyanın en büyük flamingo topluluklarında birisi Seyfe’de

İç Anadolu Bölgesi’nin orta Kızılırmak bölümünde yer alan Seyfe Gölü Havzası, “kapalı havza” karakteristiğine sahip, ekolojik hassasiyeti yüksek bir ekosistem. Göl havzası tarihsel süreçte 1485 yılı tahrir defterlerine “Serçe Saray” adıyla kaydedilecek kadar zengin bir biyoçeşitlilik merkezi halinde idi. Seyfe Gölü, sahip olduğu zengin flora ve fauna varlığıyla küresel ölçekte kritik bir sulak alan ekosistemi olarak kabul ediliyor. Havza, Uluslararası Kuşları Koruma Konseyi (ICDP) tarafından koruma listesine alınan 27 nesli tehlike altındaki tür de dahil olmak üzere toplam 187 kuş türüne ev sahipliği yapıyor. Özellikle 320 bin adetle dünyanın en büyük flamingo topluluklarından birini barındırması ve toplamda 480 bin kuşu ağırlayan bir konaklama/üreme noktası olması, alanı uluslararası çevre koruma çabalarının bir parçası haline getiriyor.

Göl nasıl çöle döndü?

Havzada 388 bitki taksonu ve 52 endemik tür tespit edilmiş durumda. Ramsar Sözleşmesi’nin temel taşı olan “akılcı kullanım” ilkesinin ihlali, havzanın sadece ekolojik sürdürülebilirliğini değil, Türkiye’nin uluslararası çevre hukukundaki prestijini de doğrudan tehdit ediyor. Gerçekten de bilim insanları Seyfe Gölü’ndeki kuruma sürecinin, doğal iklimsel döngülerden ziyade, havza yönetimindeki stratejik planlama hatalarının ve aşırı su çekiminin doğrudan bir sonucu olarak ortaya çıktığını dile getiriyorlar. Havza sistemi içindeki yer altı su seviyesinin düşüşü, gölün “kuş cenneti” kimliğinden uzaklaşarak bir çöl haline gelmesine yol açtı.

Evrensel seninle güçlü!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Evrensel'i Takip Et