29 Haziran 2026 00:07

Avrupa’daki aşırı sıcaklar Türkiye için bir erken uyarı alarmı mı?

Avrupa’yı kasıp kavuran ve birçok ülkede ölümlere yol açan benzeri görülmemiş sıcak hava dalgası, Türkiye’yi şimdilik teğet geçmiş durumda. Avrupa genelinde kırmızı alarmların verildiği, okulların tatil edildiği, Louvre Müzesi, Eyfel Kulesi gibi turistik yerlerin ziyaret saatlerini kısalttığı ve hastanelerin dolup taştığı bu günlerde, Türkiye bu atmosferik olayın görece serin ve yağışlı tarafında yer alarak krizin dışında kaldı. Ancak uzmanlar ve bilimsel raporlar, bu durumun geçici olduğunu belirterek temmuz ve ağustos ayları ile gelecekteki yazlar için kritik uyarılarda bulunuyor.

Avrupa 40 derecede neden felç oluyor?

Bilim insanları, Avrupa’da sıcaklıkların 40 derecenin üzerine çıkmasıyla hayatın durma noktasına gelmesinin ardında yalnızca yüksek sıcaklıklar değil, kıtanın yapısal ve meteorolojik dezavantajları yattığını dile getiriyor. Kıta, geçmişteki serin yazlara göre inşa edilmiş bir altyapıya sahip ve klima kullanımı oldukça düşük.

Tehlikenin asıl kaynağı ise Kuzey Afrika’dan gelen sıcak havanın yüksek basınç sistemi tarafından kıtanın üzerine adeta bir kapak gibi oturtulmasını ifade eden “ısı kubbesi” olarak gösteriliyor. Bununla birlikte atmosferde oluşan kalıcı ve geniş bir yüksek basınç sistemini tanımlamakta kullanılan “omega blokajı” da bu atmosferik olayda etkili olan etmenlerden birisi olarak değerlendiriliyor. Bu durgun sistem altında hava dağılamıyor ve ısı her gün bir önceki günün üzerine birikiyor. Şehirlerde gecelerin yeterince serinlememesi (tropik geceler), insan bedeninin ısıya dayanmak için ihtiyaç duyduğu fizyolojik toparlanma fırsatını ortadan kaldırıyor. Ayrıca, Avrupa’nın hava kirliliğine karşı yürüttüğü başarılı mücadele ironik bir yan etki yaratarak gökyüzünü temizledi; azalan aerosoller nedeniyle yüzeye ulaşan güneş enerjisi arttı ve “güneşlenme parlaması” denilen bu olgu, sıcakların şiddetini daha da artırdı.

‘Gelecek yazların daha serin geçmesini beklemek gerçek dışı’

World Weather Attribution - Dünya Hava Atıfı (WWA) ve ClimaMeter gibi önde gelen bilimsel konsorsiyumların raporları, bu sıcak hava dalgasının fosil yakıt tüketimine dayalı insan kaynaklı iklim değişikliği olmaksızın gerçekleşmesinin olanaksız olduğunu ortaya koyuyor. İklim değişikliği, Avrupa’daki sıcak hava dalgalarını 2 ila 4 derece daha sıcak hale getirdi.

Uzmanların bu konudaki görüşleri oldukça net: Imperial College London’dan Dr. Theodore Keeping, bu olayın Avrupa’da bugüne kadar görülen en şiddetli ve yaygın sıcak hava dalgası olduğunu belirterek, “Son 50 yılda gezegenin 1.1 derece ısındığı bu dönemde, iklim değişikliği olmadan haziran ayında böyle bir olayın yaşanması imkansızdı. Gelecek yazların daha serin geçmesini beklemek tamamen gerçek dışı” uyarısında bulunuyor.

‘Evet, bu bizim eserimiz’

Yine Imperial College London’da Üniversitesinin Çevre Politikaları Merkezinde iklim bilimi hocası olarak çalışan Prof. Dr. Friederike Otto ise “Bilim insanları olarak artık bozuk plak gibi aynı şeyleri tekrarlıyoruz: Evet bu iklim değişikliği, evet bunu biz yapıyoruz, evet çözümlerimiz var ve hayır, bunları yeterince hızlı uygulamıyoruz” diyerek acil eylem çağrısı yapıyor.

Aşırı sıcaklara bağlı ölümler 30 kattan fazla artacak

İklim değişikliğinin insan sağlığı üzerindeki etkilerini izleyen ve ülkelerin iklim değişikliği ile mücadeledeki ilerlemelerini takip eden uluslararası bir araştırma kuruluşu olan Lancet Countdown raporları ile dünya gözlem programı Copernicus verileri, Avrupa’nın küresel ortalamanın iki katı hızla ısındığını ortaya koyuyor. Gerekli adaptasyon önlemleri alınmazsa, yüzyılın sonuna kadar aşırı sıcaklara bağlı ölüm oranlarının 30 kattan fazla artarak yüz binlerce önlenebilir can kaybına yol açabileceği hesaplanıyor.

Yazlar artık hep bir öncekinden sıcak geçecek

Bilim insanları, bu yazın ve önümüzdeki yazların artan bir ivmeyle çok daha sıcak geçeceğini, iklim değişikliğinin yalnızca sıcaklıkları değil, tüm aşırı hava olaylarını tetiklediğini vurguluyor. Sıcaklık ve buna eşlik eden kuraklık, orman yangınlarının sıklığını ve şiddetini küresel çapta artırıyor. Florida’da görülen yangınların, iklim değişikliğiyle daha da güçlenen meteorolojik koşullar nedeniyle tetiklendiği bilimsel olarak kanıtlanmıştı.

Diğer yandan, ısınan atmosferin daha fazla nem tutabilmesi (her bir derecelik ısınmada yüzde 7 daha fazla nem), şiddetli fırtınaları ve sel felaketlerini de beraberinde getiriyor. Storm Nils gibi fırtınaların ve Vietnam ile Brezilya’da yaşanan yıkıcı sellerin insan kaynaklı iklim değişikliğinin bir sonucu olarak çok daha şiddetli yaşandığı ortaya konuyor.

Uyum sağlamak artık bir tercih değil

Bilim, Avrupa’daki tabloyu Türkiye için erken bir uyarı olarak değerlendiriyor. Evet, maalesef; gelecek yıllarda bizi daha sık, daha uzun ve daha şiddetli sıcak hava dalgaları ile kuraklıktan sellere kadar uzanan bir dizi felaket bekliyor. Şehir planlamasından, sağlık sistemlerinin ve erken uyarı mekanizmalarının bu yeni iklim gerçeğine göre acilen uyarlanması artık bir tercih değil, yaşama tutunma meselesi iken “Evet, çözümler var ve hayır bunu yetirince hızlı yapamıyoruz.”

İnsanlık, kapitalist sistemin yarattığı krizi sistem içinde çözmenin olanaksızlığını anladığında kendi türü dahil dünya üzerindeki canlıların yaşama tutunması için doğada bozduğu dengeyi düzeltmenin yolunu da bulacaktır...

Türkiye’yi temmuz ve ağustos aylarında neler bekliyor?

Türkiye şu an için ısı kubbesinin dışında kalsa da Meteoroloji verilerine göre asıl sıcak hava dalgalarının temmuz ve ağustos aylarında etkili olması bekleniyor. Türkiye için en büyük tehlike; termometredeki yüksek rakamlar değil, kıyı bölgelerindeki yüksek nem ve büyükşehirlerdeki betonlaşma olarak gösteriliyor.

Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, bir sıcak hava dalgasının ne kadar tehlikeli olduğunu yalnızca termometredeki rakamın belirlemediğini, nem oranının ve gece sıcaklıklarının hayati bir rol oynadığını belirtiyor. İnsan vücudunun kendini terin buharlaşmasıyla soğuttuğunu, ancak neme doymuş bir havada terin buharlaşamadığı için vücudun kendini soğutamadığını vurgulayan Yavaşlı, Avrupa’daki sıcak hava dalgası ve Türkiye’ye etkilerine dair yazdığı makalesinde durumun ciddiyetini şu sözlerle ifade ediyor: “İşte bu nedenle 35 derece ve yüzde 60 nemli olan bir gün, 40 derece ve yüzde 20 nemli olan kuru bir günden çok daha tehlikeli olabilir.”

Kıyı şeritlerimiz büyük risk altında: İzmir’den Hatay’a hassas bölgeler

Havanın gerçek tehlikesini ölçmek için “yaş termometre sıcaklığının” kullanılması gerektiğini ve nem arttıkça yaş termometre değerinin yükselerek insan vücudunun kendini soğutma kapasitesini daralttığını belirten Doç. Dr. Yavaşlı, Türkiye için çıkarılması gereken en kritik dersi şöyle aktarıyor:

“Türkiye için asıl mesaj şu: Önümüzdeki sıcak dalgalarında, yalnızca termometrenin gösterdiği en yüksek dereceye bakmak yanıltıcı olacak.”

Doç. Dr. Yavaşlı’nın araştırmasına göre bu durum, özellikle yüksek neme sahip kıyı şeritlerimizi büyük bir risk altına sokmakta. Makalede bu risk, “Ege, Akdeniz ve Marmara kıyılarında nem yüksek olduğu için, hissedilen sıcaklık ve yaş termometre değeri, kuru iç bölgelere göre çok daha tehlikeli seviyelere ulaşabilir; İzmir, Aydın, Muğla, Antalya, Mersin, Hatay gibi kıyı kentleri bu açıdan en hassas bölgelerimiz” diye sıralanıyor.

Özer Akdemir

Avrupa’daki aşırı sıcaklar Türkiye için bir erken uyarı alarmı mı?
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et