İşçi ve emekçiler perişan, sendikacılar seyrediyor!
Temmuz ayı da geçti, ne emekliler aldıkları ‘zam’dan mutlu oldular, geçimlerine katkı sağladılar, ne de milyonlarca asgari ücretli eriyen, giderek alım gücünü kaybeden maaşlarına ek zam alabildiler… Onlara 1 Ocak 2027’ye kadar bir kuruş zam da gelmeyecek, çünkü iktidar zaten hepsini gözden çıkarmış, asgari ücretin belirlenmesinde taraf olan Türk-İş’ten de diğer konfederasyonlardan da ses, seda yok.
Bu arada temmuz ayı sendikalaşma istatistikleri de açıklandı. Sendikalaşma oranı yerlerde, üyesi işçinin hakları için sokakları mekan eyleyen Bağımsız Maden-İş gibi birkaç sendika ise barajın altında bırakılıyor. Sendikanın Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu, “400’ü aşkın fazlamızla, 65 üye eksik yalanıyla baraj altında bırakıldık. Karar en tepedekinden en aşağı holdingci güçlerin ortak kararı!” diyor.
BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen de Bağımsız Maden-İş’in baraj altında bırakılmasını “İktidarın ve sermayenin ‘makul’ bulmadığı mücadeleci sendikalar için yasalarda olmayan başka barajların da olduğunun kanıtıdır” diyor.
Bu arada ülkenin en büyük işçi konfederasyonu Türk-İş ne yapıyor? Bu 25 yıl içerisinde bağlı sendikaların üyelerinin erimesine, güç kaybetmesine rağmen ne ona ne de mücadeleci sendikaların baraj altında bırakılmasına ses çıkarıyor. Ses çıkarmadığı gibi görüşünü soran Evrensel gazetesi muhabirine Genel Sekreteri Ramazan Ağar tarafından, “Vaktim yok” denilerek, görüş verilmiyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın muhaliflere ve kendisinden olmayanlara karşı sık sık kullandığı bir söz vardı: “Taraf olmayan bertaraf olur” diye… Türk-İş, Hak-İş gibi konfederasyonlar bu sözün doğrultusunda işçi sınıfından, üyelerinden yana taraf olmak yerine iktidara taraf olmuşlar. Sessiz, sedasız tarafgirliklerini sürdürmekten yanalar, ülkede ne olursa olsun…
***
Yazının başında dedik ya milyonlarca emekli, asgari ücretli temmuz ayında da açlığını, yoksulluğunu gideremedi diye…
Altı basamaklı emekli maaşları ve vekil maaşları ile keyifleri yerinde olan iktidar milletvekillerinin oyları ile emekli maaşı 23 bin 552 lira oldu. Ortalama maaşlar da zaten bunun bir tık üstünde… Bu rakamı belirlemek için Meclisi, komisyonları çalıştırdılar bir de utanmadan… Yılın başında bütçe görüşmelerinde emekli maaşları görüşülürken ne demişti AKP Grup Başkan Vekili Özlem Zengin: “Garip, gureba bize her zaman oy verir, bizim tabanımızı onlar oluşturur. En çok oy aldığımız garibanlar haklarını helal etsinler.”
Açlığa ve yoksulluğa mahkum edilen milyonlarca emekli, asgari ücretli, Zengin’in deyimi ile “garip, gureba” hakkını helal eder mi bilemem, ama yıllarca verdiğim emeğe karşı aldığım 25 bin küsur emekli maaşı ile hakkımı helal etmiyorum ben.
Öte yandan, bütün bu olup bitenlere en ufak sesi çıkmayan Türk-İş yönetimi, açlık ve yoksulluk sınırını belirlemeye devam ediyor. Haziran ayı açlık ve yoksulluk sınırı Türk-İş’in araştırmasına göre, açlık sınırı 36 bin 940 TL’ye, yoksulluk sınırı 120 bin TL’ye yükseldi. Asgari ücretli ne alıyor: 28 bin 75 lira 50 kuruş. En düşük emekli maaşı da 23 bin 552 lira…
***
Bu ülkede bir TEKEL direnişi yaşandı, sendikalara, konfederasyonlara rağmen. 15 Aralık 2009’da AKP önüne gelen binlerce işçi, sürüldükleri Abdi İpekçi Parkı’nda o karlı, buz gibi havada parkın sularına atılınca polisler tarafından, bir-iki günde bitecek eylem 78 günlük direnişe dönüştü, Türk-İş genel merkez binasının çevresinde. Çadırlar kuruldu, sobalar yakıldı, adeta bir çadırkent oluşturuldu. Her türlü baskı ve yıldırma politikalarına rağmen 78 günlük bir direnişe ev sahipliği yaptı bu bina…
O dönemlerin özelleştirme mağdurları defalarca geldiler bu binaya, günlerce oturdu girişteki salonunda direndiler…
Çiller Hükümeti döneminde bu bina canlı yayın araçlarından geçilmez haldeydi, toplu sözleşme görüşmeleri döneminde… Bakanlar, Türk-İş yöneticileri sabahlara kadar burada görüşmeler yapar, gazeteciler de bu binada sabahlardı…
Ecevit Başbakanlığındaki koalisyon döneminde de Emek Platformuna o kadar çok ev sahipliği yaptı ki… Kemal Derviş’in “15 günde 15 yasa” dayatmalarına, bugünkü iktidarın da Mehmet Şimşek eliyle yürüttüğü, emekçinin bırakın kemerini, boğazını sıkan o politikalara karşı hep işçi ve emekçilerin gözünü diktiği bir binaydı burası…
“Bir bina ne olacak canım, içerisinde işçi ve emekçiden yana sendikacılar olmadıktan sonra” denilebilir. Ama bu yazı kaleme alındığı saatlerde Atatürk Orman Çiftliği’nde 19 dönümlük araziye kurdukları ‘saray’ın açılışı vardı. Bu bina ise 22 milyon liraya mahsuplaşma yoluyla elden çıkarılmış…
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et