20 Haziran 2026 00:18

Kişi kendinden bilir işi!

“Kişi kendinden bilir işi”... Son dönemde birçok meslektaşımla birlikte bu sözü sıkça kullandığımızı fark ettim.

Nedenine gelince…

Aslında adını bile anmak istemediğim “Akit” adlı yayında, önce “Saraçhane bülbülleri parayla ötüyormuş: Fondaşların sarı zarfları açıldı” başlıklı bir yazı yayımlandı. Yazıda Ankara’nın en saygın gazetecilerinin isimleri yer aldı. O isimleri burada tekrarlamayacağım. Ancak herkes bilir ki bu isimler gazeteciliğin yüz akıdır; paraya, pula tamah edip kalemlerini satacak insanlar değildir.

Ardından aynı mecrada, benim de adımın geçtiği başka bir karalama yapıldı: “CHP’de fon kavgası büyüyor! Bağımsızlık maskeli muhalif gazetecilerin döviz vurgunu deşifre oldu!” Sözde fon alıyormuşuz. Üstelik bu paralar, MASAK denetiminden kaçmak için elden dağıtılıyormuş, döviz olarak alınıyormuş... Yalanın biri bin para…

Tam da burada başa dönmek gerekiyor: Kişi kendinden bilir işi…

Bu söz; kendi karakterine, düşüncelerine ve yaptıklarına göre hüküm veren, karşısındakinin de kendisi gibi düşündüğünü ve davrandığını sanan insanlar için söylenir. Sahipleri de bu yazıları yazanlar, sayfalarına basanlar ve bunları gerçekmiş gibi paylaşanlardır.

Elbette yargıya başvuracağız. Bağımsızlığı konusunda ciddi kuşkularımız olsa da yargı önünde hesap sormaya çalışacağız. Nitekim birçok meslektaşımız da bu asılsız iddiaları dava konusu yaptı. Gazeteci dostumuz Ünsal Ünlü ise kazanacağı tazminatla tatlı alıp Kuğulu Park’ta dağıtacağını açıkladı.

***

Peki, neden Gazeteciler Cemiyeti ve bu gazeteciler hedef alındı?

Çünkü son birkaç yıldır Gazeteciler Cemiyeti, basın meslek örgütlerini bir araya getirdi; etik ilkelerini yeniden gündeme taşıdı. Dayanışmayı güçlendirmek amacıyla sempozyumlar ve çalıştaylar düzenledi. Hazırlanan sonuç bildirgelerini basarak gazetecilere ulaştırmaya çalıştı.

Alican Uludağ’ın tutuklanmasında da İsmail Arı’nın gözaltına alınması ve tutuklanmasında da, diğer gazetecilere yönelik soruşturma ve yargılamalarda da Cemiyet hep ön saflarda yer aldı. Diğer meslek örgütleriyle birlikte gazetecilere sahip çıktı. Tam da bu nedenle hedef haline getirildi.

***

TGS Ankara Şube Başkanı Sinan Tartanoğlu ile konuşurken şöyle dedi: “Sarı zarfı yanlış kullanıyorlar. Aslında memurlar için kullanılan bir ifadedir. Masasında sarı zarf bulan memur, genellikle bir tayin, bir ceza ya da bir mahkeme kararıyla karşılaşır.”

Gazeteciler için kullanılan “Sarı zarf aldılar” söylemine gönderme yapıyordu.

Ankara’nın en cevval, en zor soruları soran ve en düzgün gazetecilerinden biri olan Yıldız Yazıcıoğlu’nun da gündeme gelen olayda gösterdiği tavır unutulmayacak. CHP Genel Merkezinde, adının Hüseyin Doğan olduğu söylenen kişinin, sorusu beğenilmeyen Yıldız’a yönelttiği “Sarı zarflarda paraları alıyorsunuz” suçlamasına karşı meslektaşlarımızın gösterdiği sert tepki elden ele, dilden dile dolaştı, güçlendi. Öyle ki asansörün önünde duran o kocaman beden, yükselen itirazlar karşısında küçüldü de küçüldü. Asansör de bir türlü gelmedi…

TGS Ankara Şubesinin paylaşımı bu nedenle dikkat çekiciydi: “Gazetecilere her saldıran, gazeteciliği her karalamaya çalışan; gerçek gazeteciler karşısında hep böyle duvarlara bakacak... Bekleyecek... Ama o asansör hiç gelmeyecek...”

***

Bir bayram günü, sanki bir uyuşturucu baronu ya da bir katilmiş gibi eşinin ailesinin evinden alındı. Yetmedi, tutuklandı. Yetmedi, hiçbir yatarı olmayan iddialarla 75 gün cezaevinde tutuldu. Kapasitesinin iki katı mahpusun bulunduğu koğuşta yerde yatırıldı. Bu nedenle 75 günde 10 kilo verdi.

Ama belli ki bunlar da yeterli görülmedi.

Bu kez de “adli sicili” gerekçe gösterilerek basın kartı iptal edildi. Oysa hakkında kesinleşmiş bir mahkeme kararı yok. Dolayısıyla ortada söz konusu edilebilecek bir adli sicil kaydı da yok. Ancak gerçekleri yazdığı için cezalandırılmak isteniyor ve bunun yollarından biri olarak basın kartı elinden alınıyor. Sanki gerçek gazetecilik yapmak için basın kartı şartmış gibi...

Bu satırlarda sözünü ettiğim kişi BirGün Muhabiri İsmail Arı. Basın kartı yok diye İsmail Arı haber yapmayacak mı? Gazeteciliği bırakacak mı?

AKP döneminde İletişim Başkanlığı yıllardır Evrensel gazetesi muhabirlerine basın kartı vermiyor. Hatta başvurularını bile kabul etmiyor. Peki, o muhabirler gazeteciliği bıraktı mı? Korkup sindi mi? Gerçekleri yazmaktan vaz mı geçti?

Elbette hayır.

İsmail Arı da hiçbir karta ihtiyaç duymadan gerçeklerin peşinden koşmayı, halkın haber alma hakkı için çalışmayı sürdürecektir.

Çünkü gazeteciliğin ölçüsü basın kartı değil, gerçeklerin peşinden gitmektir. Ve kişi gerçekten kendinden bilir işi.”

Evrensel seninle güçlü!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Sultan Özer

Kişi kendinden bilir işi!
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et