29 Temmuz 2026 00:15

Kayyım CHP’si filminde figüran sahneleri

Sinema emekçisi figüranları tenzih ederek söyleyelim; siyasette işi figüranlığa kalmış kifayetsiz muhterislerin döndürdükleri kirli çarkın faş olduğu bir müsamere izledik. Her şeyi sahte, her yeri sahtekârlık… Hiç kuşku yok ki kayyım CHP’sinde rozet rezaletinin yaşandığı o salondaki en temiz en namuslu ‘katılımcılar’ ekmek parası için ajanstan taşınmış olup 950 lira ücret karşılığı alkışlayan, slogan attırılanlardır. Onları çıkarınca geriye kalan, Saray tezgahlarında tava gelmiş bir işbirlikçi güruhun çürümüşlüğü, pespayeliğidir.

Köy ağası pozlarındaki kayyım Gürsel Tekin’in düğün salonu sunucusu misali yaptığı müthiş sahne performansı(!) mesela… Atarlı giderli anonslar, “gel kardeşim, sen de gel” çığırtkanlığıyla yaptığı takı töreni sunuculuğu, CHP’den geriye nasıl bir sefalet ve lümpenliğin kaldığını gösteriyor sadece. “Kurultayı parayla satın aldılar” deyip mahkeme ve karakol kapılarında Saray icazeti dilenmiş kayyımcıların, küçük bir salonu doldurmak için bile parayla insan taşımaları… Tam da bu arkaik ekibin hemhal olduğu esnaf siyasetinin yansımasıdır. “Hallederiz kardeşim!”le başlarlar söze ve mafyatik dolayımların kıyılarındaki imalarla gözdağı vermeyi ihmal etmezler. Ellerinden her iş gelir! Bitirimdirler; elleri kolları hep uzundur, kirin pasın içinde debelenirler ama yarabbi şükür derler, asla pes etmezler; hep başkaları suçludur, bilmediğimiz şeyler vardır mutlaka, hesap soracaklardır! 

Kısmen tarif etmeye çalıştığımız bu profili gözünüzde canlandırın bakalım, kim ya da kimler geliyor aklınıza? Sadece işini yaparak büyük bir gazetecilik örneği vermiş BirGün muhabiri Ebru kardeşimizi tehdit eden kayyım CHP’sinin İstanbul ağasına ve yanında saf tutan ucubelere benziyor mu mesela?!

***

Kayyımcı CHP’nin diğer yüzleri de var tabii. Grup başkanlığı görevi ile yine yeni yeniden parti yönetimine getirilen, dededen babadan beri devlet dersinden torpilli Faik Öztrak şahsında karakterize olan devletçi/diplomat/bürokrat eskileri mesela… Kemal Kılıçdaroğlu da (KK) bu kesimin ittirmesiyle CHP’de genel başkan olmuştu zamanında. Öteden beri CHP’de bu kategoriye örnek olarak gösterilecek ilk isimlerden biridir Öztrak. (Gürsel Tekin’in daha alt ligden ve daha çömez bir başka versiyonu Gürsel Erol ile yarıştığı genel sekreterlik seçiminde KK marifetiyle seçildiği söyleniyor. En azından Çömez Gürsel’in eleştirileri bu yönde. Velhasıl, butlanmış, kayyımmış, umurlarında değil, daha ilk günden koltuk oyunları, el ense çekmeler, falan filan…)

20 yıldır mecliste olup da son birkaç yıl dışında yöneticilik koltuğundaki yumurtalarını hiç soğutmamış o Öztrak işte, “makamlarından bir türlü vazgeçemeyenler” diyerek Özgür Özel’i eleştiriyor bir de! Utanma duygusu ya yok ya da insani bütün duygular gibi bu duygu da betonarme yüzlerde görünmez oluyor! “CHP içindeki devlet aklı” denilen ve artık içi boş bir kabuğa dönmüş, tabanda zemini kalmamış, siyaset aristokrasisinden diyebileceğimiz zevattan bunlar. Toplumla, halkla hiçbir bağı kalmamış, tamamen sıfırlandığı kitle bağları için yukarıda tarif ettiğimiz esnaf/piyasa siyasetçilerine mecbur ve mahkum bir çaresizler ekibinden Faik Öztrak, Gürsel Tekin’in sunduğu o “takı törenini” hangi duygularla izlemiştir acaba?! “Lanet olsun, kimlerin eline kaldık” diye iç geçiren bir sitemkârlık ya da çaresizlik mi? Yoksa “Siyasette olur böyle vakalar, yeter ki vitrinde olalım” diyen iflah olmaz siyasetçi pragmatizminin anaforu mu? Her iki duygu da yaşanmıştır büyük ihtimal ama artık iflas etmiş, dikiş tutmaz bir siyasetçi misyonunun sürmesi/sürdürülmesi pragmatizmi ağır basıyor sonuçta.

***

Birbirlerine yaslanmış birbirini ayakta tutmaya çalışan, geleneksel ‘Türk siyasetinin’ iki klişe tipolojisi arasında nasıl bir “sentez” oluşacağını görmek için kahin olmaya gerek yok herhalde. Sonuçta, her biri tuş olarak kenara itilmiş bütün bu figüranları yeniden siyaset piyasasına sokan bir ‘üst irade’ bulunmakta. Bu figüranlar kumpanyasında yer alanların, son kullanma tarihleri de dahil siyasal gelecekleri tamamıyla Saray’ın ihtiyaçlarına, Saray katiplerinin insafına kalmıştır. Halkın arasına çıkamaz duruma gelmişlerin kendi aralarındaki simbiyotik ilişki de tepişme de esas belirleyici değildir. Kaderlerini belirleme hakkını çoktan yitirdiler ve kendilerine biçilecek kadere razı olmak zorundadırlar.

Bütün bu olup bitenler içinde KK için de bir şey söylemek gerekmez mi? Figüranların içinde en figüranı, en kullanışlısı denilebilir. Gürsel Tekin’in sahne performansı sırasında onun ne yaptığını bilmez biçâre haline bakın yeterlidir. Saray’ın verdiği bozuk ve külüstür arabanın direksiyonunda oturup yol gittiğini sanan bir garip; artık içi boşaltılmış metruk bir bina haline gelmiş CHP’de etrafındaki cingözlere genel başkanlık oynayan bir trajikomik adamdır!

Evrensel seninle güçlü!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Vedat İlbeyoğlu

Kayyım CHP’si filminde figüran sahneleri
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et