Siyasette tasfiye normu ve Özgür Özel
Son on yıllık siyaset sürecinin iktidar (otoriterliğin bir üst aşamasında giderek kurumsallaşan rejim) ve muhalefet ilişkisinde norm haline gelmiş şöyle bir olguyu tespit etmek mümkün: Yıllarca üstünlüğünü koruduğu seçim sonuçlarını ve sandığı adeta kutsal bir meşruiyet dayanağı olarak gözümüze sokan iktidarı bu üstünlüğünden mahrum kılan unsurları bağlamlarıyla birlikte tasfiye etmek… Finali, polis operasyonları, tamamen güdümlü mahkeme kararları ve nihayet cezaevleriyle yapılan bu keskin bıçak türü tasfiyeler, kaybedilen sandık üstünlüğünü çıplak devlet gücüyle ikame etmek ve dolayısıyla halk çoğunluğunu biçimsel de olsa denklemden çıkarmak anlamına geliyor. Kendisine kaybettiren ya da kaybettirecek siyaset mevzilerini aktörleriyle birlikte ortadan kaldırmak ve kendince güvenceli siyaset denklemlerini bunlar olmadan kurup dayatmak…
2015’in 7 Haziran seçimlerinde ilk kez çoğunluğu kaybeden AKP’nin, MHP ittifakıyla birlikte hızla girdiği bu on yıllık yolda neler yapıldığını herkes hatırlar: İstikşafi görüşmelerle sündürülen seçim sonuçları, IŞİD katliamlarıyla keskinleştirilen terör/güvenlik parantezinde kıstırılan seçmenin desteğinin terörize edilmesi ve dönemin çözüm süreci masasının büyük bir şiddetle Kürt tarafının üzerine devrilmesi… Kürt kentlerinin sıcak savaş alanına dönüştürülmesi, halkın siyasetin dışına sürülmesi ve sonuçta dokunulmazlıkları kaldırılan Demirtaş ve arkadaşlarının hapsedilerek tasfiye edilmesi… 7 Haziran seçimlerinde tek başına iktidar yeterliğinin kaybedilmesinin başat aktörü durumundaki HDP/Demirtaş siyaseti (ki bu, sol/sosyalist çevreler ve CHP tabanından da destek almıştı.) denklemden söküldü. 7 Haziran seçimleri de devlet zoruyla yok sayılmış oldu ve 1 Kasım’daki sonuçlar bir anlamda önceden dayatılmış oldu.
***
Bugün bu normlaşmış yöntem Özgür Özel yönetimindeki seçilmiş CHP üzerinden realize ediliyor. Son yerel seçimde karşılaşılan hüsranın kefareti İmamoğlu/Özgür Özel ikilisine yüklendi ve tasfiye operasyonuna girişildi. 19 Mart 2025’te başlayan bu süreç derinleşerek sürüyor ve hiç de ‘norm-dışı’ değil! Tamamen rejimin karakterine ve yeni normlarına uygun yürüyen bu sürecin kolaylaştırıcılarından biridir Kılıçdaroğlu, hiç kuşku duyulmasın. 2015 yazında aylarca süren o “istikşafi görüşmeler” de, “Anayasaya aykırı ama evet” diyerek askeri cihetten aldığı brifingin gereğini yapması da bugün atanmış kayyum olarak aldığı rol de hiç tesadüfi değil. Bu pozisyon, sadece 80 yaşın eşiğinde bünyeyi ve ahlakı esir almış bir arkaik siyasal hırstan ibaret olmasa gerektir.
Yapılan yüzlerce mitingi, halka gidilmesini, haksızlığın ve aleni gaspçılığın halka şikayet edilmesini, adalet meselesinin sadece yargıya havale edilmemesini, “Halkı ayaklandırma” isteği ve amacıyla ilişkilendiriyor KK ve ekibi. Bunu da Cumhur ittifakının dilinden aşina olduğumuz bir argümana bağlıyor: “İç karışıklık çıkarma çaba ve hevesleri sadece dış müdahalelere zemin yaratmaya yarar, biz buna izin vermeyiz!” Nedir şimdi bu? Bir adım sonrası, CHP tabanını ve halkı müdahil olmaya çağıran Özgür Özel’i “İsrail ya da ABD işbirlikçisi, dış güçlerin adamı, vb” sıfatlarla itham etmektir. Üzerine, rejim yargısının pratiğini olduğu gibi kabul edip benimseyerek yapılacak tasfiyeleri “arınma” başlığıyla pazarlamayı da katınız; KK ekibinin bütün alameti farikasını görmüş olursunuz.
***
Çıktığı TV programında, nasıl acınası bir sefalet içinde debelendiğini gözlerimize sokarken, “kayyum olmayı kabul etmeyeceğimi söylemiştim” diyerek, sözde yargı sürecinin bizzat içinde olduğunu da itiraf ediyordu KK. Kayyumu değil butlanı tercih ettiğini çok önceden ‘ilgililere’ söylemiş yani. “Ben bilmiyordum, ben bilmiyorum, ben okumadım, hukukçular bana böyle dedi, ben demedim…” sözleriyle top sektirmeye çalışan, ezberi bozulduğunda ise apışıp kalan bir kukla olmak dışında vasfı kalmamış bu siyasal kadavranın, ateş olsa cürmü kadar yer bile yakamayacağı anlaşılmış olmalı. Nitekim, son günlerde onu kayyum olarak atayan iktidar mahfillerinde de beklenenin bulunamadığı konuşuluyor ve bir hayal kırıklığı hali görülüyor.
***
Baştan vurguladığımız ‘norm’ (tasfiye) bağlamından devam edersek; şimdi Özgür Özel için dokunulmazlığının kaldırılmasının konuşulması da beklenmedik değil elbette. Kendisinin ifadesiyle “Bana Ankara’da otur, Ankara siyaseti yap dediler” parantezine girmeyi kabul etmeyip halkın içinde olmayı esas alan, sokaktaki muhalefet dinamizmi içinde siyaset yapmaya çalışan ve sokağın da günden güne öne çıkardığı Özgür Özel’in tasfiyesinin, rejimin o bildiğimiz hareket tarzının konusu olmayacağını kim söyleyebilir? Tasfiye dediğimiz sadece CHP’den uzaklaştırılması değil elbette. Demirtaş’a yapıldığı gibi, KK’nın yörüngesinde uzlaşmayı kabul etmezse Silivri mahpusluğu bile uzak olasılık değildir.
Evet bu olasılık dahilindedir ama çoğunluğun kaybedilmesi üzerinden temellenen bütün bu operasyonel siyasetin, rejimi de aparatlarını da mahrum oldukları halk desteğinden daha da uzaklaştıracağı çok daha güçlü olasılıktır. Ne iktidar partisi kadrolarını ne de kayyum KK ve ekibini sokakta görebiliyoruz. Deyim yerindeyse bakkala peynir almaya bile çıkamaz durumdalar. Tasfiye edilmeye çalışılan Özgür Özel ise ‘burjuva siyaset’ düzlemi açısından gerçekten de özel ve özgün bir durumun öznesi durumundadır. En modern otobüslerin konforlu platformlarını, en gelişmiş ses düzenlerini kaybetmeyi bir avantaja çevirerek portakal kasalarının, bankların, tahta sandalyelerin üzerine çıkarak halka seslenmek, aynı hizada yüz yüze olmak, “mahrumiyetin nimeti” olarak kazandırmaktadır… Rejimin ve aparatlarının yarattığı bu özgün momentte, kendisine yasaklanmak istenen siyaseti halkta gördüğü büyük teveccühe yaslanarak yapmaya çalışıyor. Bu önemli bir ders, önemli bir sınavdır. “CHP’de olup bitenden bize ne, biz işimize bakalım” diyecek sosyalistlerin de anlaması gerekiyor: Bütün bu gelişmeler karşısında seyirci ya da gözlemci kalmak; hayatın ve siyasetin dinamik karakterini anlamamak, doğacak olanak ve imkanları hazır şablon ve kalıplar uğruna boğmak, ıskalamaktır.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et