23 Temmuz 2026 00:15

Süreç’te ‘çerçeve yasa’ aşaması ve bir eleştiri 

‘Yürümüyor, aksıyor, ilerlemiyor, adım atılmıyor, vs..’ sorunlarla gündeme gelen ‘Süreç’te nihayet bir hareketlilik söz konusu.

Uzun zamandır, beklenen ‘çerçeve yasa’ gündemde şimdi. DEM Parti İmralı Heyeti’nin son Öcalan ziyareti sonrası yaptığı kısa yazılı açıklama ve sonrasında Meclis başkanının partileri ziyareti buna işaret ediyor. Aylardır beklenen ve “bayram öncesi, bayram sonrası,” diye her müjde vereni mahcup ettiren ‘çerçeve yasa’ rivayeti, çok geçmeden şekliyle şemailiyle görmüş olacağız yani.

İmralı Heyeti’nin yazılı açıklamasında, Öcalan’a atfen “Kürt-Türk ittifakı”ndan bahsediliyor ve “yasal düzenlemelerle bu ittifakı kalıcı ve hukuki güvenceye kavuşturmak” vurgusu yapılıyor. “Demokratik bir cumhuriyette eşit ve özgürce birlikte yaşamak mümkündür” deniyor. İki halkın eşit ve özgürce birlikte yaşaması için “Türk-Kürt ittifakı” gerekli midir, sorusunu bir kenara bırakarak söylersek, iyi niyet göstergesi olan bu vurguların, “Terörsüz Türkiye, Terör örgütünün tasfiyesi” retoriği dışında barışa, çözüme dair en küçük bir imayı bile itinayla dışlamış (Devlet Bahçeli de dahil) devlet/iktidar söylemiyle nasıl bir ortak payda yaratabileceği merak konusu.

‘Çerçeve yasa’nın içeriğine dair bir şey bilmiyor kimse. Hatta (belki de son ziyarete kadar) DEM heyeti bile bir şey bilmiyordu. Haftalardır Öcalan ile de görüşemiyorlardı. “Tecrit” deniyordu. Son görüşmeden anlaşılıyor ki, Öcalan’ın devlet görevlileriyle görüşmeleri sürüyormuş bu arada. Ve en başından kurulmuş süreç mimarisindeki Kürt tarafının dezavantajı durumundaki asimetrik işleyişin ‘doğal’ ve alışıldık bir çıktısı oluyordu bu durum.

***

İmralı Heyeti’nin açıklamasından anladığımız kadarıyla, Öcalan, Kürtleri tatmin etmekten uzak olacağı belli bir yasa teklifine dair ‘sorun çıkarmayın’ mesajı veriyor Kürt siyasetine. “Bu bir süreçtir, gerisi gelecektir” diye iyimserlik öneriyor. Bazı tv programlarında konuya dair konuşan DEM temsilcileri de (Örneğin Gülistan Kılıç Koçyiğit) aynı şeyi söyleyip iyimser olalım diyorlar. Siyasette iyimserlik gereklidir belki, ama gerçekçilik zorunludur. Sürecin gidişatı da son İmralı Heyeti açıklaması da bazı programlarda aktarılanlar da beklenen iyimserliğe cevaz verecek yeterlilikte değil maalesef. Gülistan Koçyiğit’ten tanık olup gördüğümüz, “Bu daha bir adım, sıfır adımdan ileridir ne de olsa” yaklaşımının, eleştiriyi, eleştirel katkıyı peşinen etkisiz kılarak iktidarın elini güçlendirdiği açık olsa gerek. Hele başka alanlarda eş zamanlı ve günübirlik seriye bağlanmış baskı rejiminin icraatları karşısında, bu ‘razıyız’ naifliğinin nasıl boşlukta kalakalacağı görmezden gelinmemelidir. “Bu çerçeve, yeni yasaları gerektirecek” deniyor ki doğrudur. Tamam da hiç yasa gerektirmeyen adımlar neden atılmıyor? AİHM, AYM kararları, Demirtaşlar? Kayyımlar? Bunlar bile yanıt bulamıyorsa bugüne kadar, sadece PKK’nin silahsızlandırılması ve tasfiyesiyle ilintili şeyler dışında bir şey yok demektir. En azından şimdilik!

***

Yine İmralı Heyeti’nin açıklamasından öğreniyoruz; “Kürt’ten Türk’ü ayırsan Kürt kalmaz, Türk’ten Kürt’ü ayırsan Türk kalmaz hakikati” demiş PKK lideri Öcalan. Başka bağlamlarından yalıtamayız ama Öcalan’ın ‘hakikat’ diye nitelediği bu argümanı sanırım Bahçeli’den de duymuştuk grup konuşmalarından birinde. Öcalan burada iyi niyetini dillendiriyor olsa gerek. Oysa bu, aslında Türk milliyetçiliğinin ideolojik hegemonyasının kullandığı bir maskeden ibarettir. Biliyoruz ki, Türk milliyetçiliği dersinde, Türk’e Kürt’ü eklediğinde sonuç değişmiyor: ‘Türk Milleti’!

Anayasa’nın 66’ncı maddesi de Türk devletinin yüz yıllık müktesebatı da bunu diyor. Dolayısıyla, Türk’ten Kürt’ü ayırsan da sonuç değişmiyor, kalan Türk Milleti oluyor yine. Kürdün payına etkisiz elemanlık düşüyor yani! Esas arıza burada işte; bu arıza vurgulanmadan, giderilmeden, bu ve benzeri (etle tırnak gibiyiz gibi) söylemler iyi niyet göstergesi bile sayılamayacak kadar eklektik ve karşılıksızdır. Kürtlerin dilinde ise bırakın hakikati, kendi gerçeğini görmezden gelmeyi dayatan gereksiz bir “zorla(n)ma” tadı bırakır. Hele Kürt sorunu olunca mesele, domuzdan tüy koparmayı ‘kâr’ sayabilen, “dünyanın en ıssız yerinde de olsa Kürtlere olan nezaketinizi(!) asla esirgemeyiniz” düsturunu bir an bile elden bırakmamış bir devlet/rejim geleneği varken karşısında…

***

Kürtler adına gösterilen bu gereksiz ‘cömertliğin’, böylesi bir devlet geleneğince nasıl değerlendirileceğini tahmin etmek çok da zor olmasa gerek. Umarız ki yanılmış olalım. Ama başından beri bu ölçüde asimetrik bir mimari üzerinden yürüyen, Kürt tarafının her bakımdan dezavantajlı bir konumda olduğu bir süreçte, bu söylemin ‘diplomatik’ bir karşılığının bile olmadığı/olmayacağı açık değil mi? Aksine, muhalif enerjinize ve yaptırım gücünüze irtifa kaybettiren, ‘dikenlerini’ kendi etine gömdüren, tarihsel haklılığını buharlaştıran ve ama “hep bana hep bana” diyen egemenin elini, dilini güçlendiren, resmi dezenformasyona koz veren bu “cömertçe” müzakere tutumunun, sürecin başından bu yana Kürt siyasetine ne katıp ne götürdüğünü irdelemekte yarar var.

Kişisel fikrimiz odur ki, bu sürecin başından bu yana eleştiriye ihtiyacı var. Eleştiri ile cepheden reddetmek aynı şeyler değil elbette. Silahlı mücadelenin evrilmesi bir ihtiyaçtı ve bunun toplumsal/siyasal mücadeleye katacağı artılar olacaktır kuşkusuz. Ama süreci sadece buna (tasfiyeye) indirgeyen ve çözüme dair en küçük bir adım atma emaresi göstermeyen bir devlet yaklaşımını mazur gösterecek bir savunuya da düşmemek gerek.

Evrensel'e Abone Ol

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Vedat İlbeyoğlu

Süreç’te ‘çerçeve yasa’ aşaması ve bir eleştiri 
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et