28 Temmuz 2026 00:05

Trump’ın Mehter Marşı’yla İran saldırısı

Ankara’daki NATO zirvesinde konuklar Mehter Marşı’yla karşılanmıştı. Aralarında tabii ki Trump da vardı. İnip kalkan tokmağın ritmi Trump’ı etkileyip coşturmuş olmalı ki, zirvenin son günü misafirliğine bakmadan İran’a yeni saldırı emrini Ankara’dayken vermiş, “Ağır saldırı düzenleyeceğiz” demişti.

Öyle oldu, son Amerikan saldırısı hiç de küçümsenir türden olmadı. Adalar dahil özellikle Hürmüz Boğazı civarındaki İran savunmasıyla yığınağını dağıtmaya yöneldi Amerikan ordusu. Yetinmedi, İran direnişini kırmaya yönelik olarak altyapı tesislerini vurdu. İran bedel ödemiyor değildi, ama geri basmadı. Gerisi çünkü boyun eğmenin başlangıcıydı. Yanıt verdi ve ateşkese kadar olan sürecin bir benzeri yaşandı. Körfez ülkelerindeki Amerikan üsleri hedef alındı. İran da bununla yetinmedi, Husiler Babülmendeb Boğazı’yla Kızıldeniz’deki ulaşımı hedef aldı. Savaş yayılma belirtileri gösterdi; Arap ülkeleri, birlik halinde Yemen’deki Husi mevzilerini ateş altına alırken, Zelenskiy Hazar Denizi’nde bir İran gemisini vurduğunu açıkladı. Bu arada İngiliz gazetesi Telegraph, İran’ın, askeri üslerini ABD’ye açtığı gerekçesiyle İngiltere’yi hedefleri arasına aldığını ve küçük botlarla İngiltere’ye komandolar gönderdiğini yazdı.

Olan enerji fiyatlarına oldu; düğmesine basılmış gibi, petrol ve doğal gaz fiyatları yeniden tırmanışa geçti. Amerikan kuvvetleri “Hürmüz’ü açacağız” deyip saldırdıkça boğaz tankerlere kapanıyor ve enerji sorunu baş gösteriyordu. Hem de bu kez Batı ülkeleri ellerindeki stratejik stokların önemli bir bölümünü ateşkes öncesinde kullandıklarından durum eskisinden vahim hal almaktaydı.

Saldırı emrini vereli iki hafta ancak olmuştu ki, Trump pes etmese ya da böyle görünmemesi için yine iddialı büyüklenmeleriyle atıp tutsa bile çark etti. Yeni saldırılara hazır olan ve emir bekleyen ordusuna “dur” dedi. Parmağını sallayıp yine “Yoksa çok ağır saldıracağım ha” demeyi ihmal etmedi.

Trump Mehter Marşı’yla iki adım ileri bir geri gitmekte, bazan da tersini yapmaktaydı, bir adım ileri iki adım geri. Yeniden görüşmelere uygun ortam hazırladığını söylüyordu, ama doğru olsa bile, kaynağı Trump’ın göstermeye çalıştığından farklıydı.

ABD saldırdıkça ve Hürmüz kapanıp İran enerji tesisleri zarar gördükçe yalnızca İran enerji ihracında sıkıntıya düşmekle kalmıyor, ama aynı sıkıntı tüm Körfez ülkelerini avucunun içine alıyordu. Hem Boğaz kapandığı ve kendi petrol ve doğal gazlarını ihraç edemedikleri için, hem de rafineri ve arıtma tesisleri İran misillemelerinden zarar gördüğü için. Sonuç, tüm dünyada enerji fiyatlarının fırlaması oluyor, ama bununla kalmıyor, petrol bazlı gübre ve plastik türü sanayi girdileri sıkıntısı hatta bazı sektörlerde üretimin tıkanmasına varıncaya kadar sorunlara yol açıyordu. Sonucun sonucu, Amerikan işbirlikçisi Körfez ülkeleri efendilerine baskı yapmaya başlıyor ve “yeter artık” diyorlardı, bu ilkiydi. İkincisiyse, kapitalist dünya sanayisinin olmazsa olmazı olan enerji girdisinde tıkanmayı taşıyamıyor ve dünyadan Trump’a yönelik baskı da ciddi olarak artıyordu.

Enerji darboğazının oluşması en az ABD’yi etkilemekteydi, çünkü ABD’nin petrol ve kaya gazı üretimi kendisine yetiyordu. Ama iki nedenle o da etkilenmekteydi. Başlıca büyük enerji şirketleri Amerikan menşeliydi ve sadece ABD’de üretim yapmıyorlardı. Ve ikincisi ucuza petrol tüketmeye alışmış Amerikan orta sınıfı fiyat artışından hiç hazzetmeyip kısa sürede tepki veriyordu ve zaman bunun için hiç uygun değildi. Kasımda ara seçimler vardı ve savaşları durdurma vaadiyle başkan olan Trump zaten zordaydı. Üstüne artan enerji fiyatlarının binmesi hiç işine gelmiyordu.

Sonucun en son sonucuysa, Trump ne yaparsa yapsın, İran’ın stratejik bir silah olarak kullandığı Hürmüz’ü kapatma ve Körfez’den enerji ihracını sekteye uğratmanın üstesinden gelemeyince oluşan enerji darboğazının oluşturduğu yükü taşıyamıyor ve Mehter Marşı’na uygun adımlar atmak zorunda kalıyordu. İki adım ileri bir adım geri kaderi gibi görünüyordu.

Nükleerden başka kullanmadığı silah kalmadı ama diz çöktüremiyor. Öyle arada sarf ettiği “İran’ı yok etme”, “Taş üstünde taş bırakmama” türü lafları yaşama geçirmekse hiç kolay değil şüphesiz!

Evrensel 31 yaşında!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Mustafa Yalçıner

Trump’ın Mehter Marşı’yla İran saldırısı
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et