23 Haziran 2026 00:09

Ortadoğu’da nasıl bir barış…

Görünüşe bakılırsa ABD ile İran bir mutabakat zaptı imzaladı ve barış görüşmeleri başlayacak.

İki ülkenin mutabık olduklarını imzalarıyla ilan etmiş oldukları, görüşüp anlaşmayı öngördükleri bir çerçeve anlaşma.

Peki, Amerikan emperyalizmi, İsrail Siyonizm’iyle el ele İran’a neden saldırmıştı?

Bugün Trump etrafında kümelenmiş Amerikalı oligarkların amaçladıkları, hiç de bugün altına imza attıkları türden bir “çerçeve” değildi. Ortadoğu’ya çeki-düzen vererek bölgeyi kendileri açısından bir “dikensiz gül bahçesi”ne çevireceklerdi: Eksiksiz hegemonya! Amerikan karşıtı güçleri etrafında toplayıp donatıp yönlendiren İran’dı ve “başı koparılmalıydı”! Rejimi değiştirilerek Amerikan emperyalizminin dümen suyuna sokulmalı, devrilemiyorsa bile diz çöktürülüp Amerikan çıkarlarına “çomak sokup” sorun çıkaramaz kılınmalıydı. Böylelikle rakip emperyalistler, Çin ve Rusya bölgeden dışlanmalı, Çin’in enerjisinin büyük bölümünü sağladığı ve Avrupa’yla Afrika’ya ihracatının çoğunu gerçekleştirdiği bölgeyle ilişkisi Amerikan iznine bağlanmalıydı!

Ancak ABD hiçbirini elde edemedi. Hiçbir amacına ulaşamadan İran’la barış yapmaya mutabık olduğunu açıkladı.

İran ABD ile baş edebilecek, hele ABD karşısında askeri bir zafer kazanabilecek bir ülke değil. Bu iddiada da bulunmadı.

Ülke yalnızca askeri tesisleri bakımından değil ama başlıca sanayi alt yapısının büyük bölümüyle de yandı, yıkıldı, ciddi bedel ödedi, ancak dik durmayı başararak, sonunda ABD’yi İran’la barışı öngören bir mutabakat zaptı imzalamaya mecbur etti.

Başlıca iki “silahı” kullandı. İlki, “koruma duvarları”nı aşmayı başarıp hedeflerini bulan füzeleriydi. İsrail’le Amerikan üsleri ve hatta gemilerinde küçümsenemeyecek hasarlar oluşturabildi. İkinci ve daha önemlisi Hürmüz Boğazı’nı kontrol yeteneğiydi ki, onca atıp tutan Trump’ı anlaşmaya razı eden asıl o oldu. İran Hürmüz’ü kontrol ederek, ABD’yi, tüm kapitalist dünyanın yalnızca enerji darboğazına girmesinin değil, petrol bazlı plastik, gübre türünden sanayi girdileri kıtlığı ve fiyat artışları yanı sıra yükselen enflasyonla yüzleşmesinin sorumluluğunu yüklenmek durumuna sıkıştırdı. Dünya belki umurunda olmazdı, ama ABD de aynı sorunlarla yüzleşmekten kaçınamadı. Bunları ABD’nin başına dolayan, temel seçim sloganlarından biri “savaşları bitireceğim, barış getireceğim” olan Trump’a karşı ülke içinde muhalefet tırmanışa geçti. “Krallara hayır!” gösterileri yayılırken Cumhuriyetçi Kongre üyeleri Kongre oylamalarında İran savaşına karşı oy kullanır oldu. Üstelik yenileme seçimlerinin yanı sıra kasımda başkanlık seçimi vardı. Trump savaşı sürdüremez hale geldi.

Gerçekte bu ABD için yenilginin kabulü anlamına geliyor ve hazmı kolay değil!

Hazım zorluğunu Trump’ın “savaşı sürdürme” içerikli tehditlerinden anlıyoruz. Hazımsızlığı belirten bir diğer faktör, mutabakat açıklanmasına ve dijital imzalarının atılmasına rağmen İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarını sürdürmesi. Mutabakatın Lübnan’ı da kapsadığı vurgusuyla İsrail’in Lübnan saldırıları karşısında görüşmeyi erteleme hamlesiyse İran’ın yanıtı. Devrim Muhafızlarının “ABD’nin sorumluluklarını yerine getirmemesi ve İsrail’in Lübnan saldırılarının sürmesi” karşısında Hürmüz’ü yeniden kapattığını açıklaması da öyle.

Savaştan fazlasıyla zarar gören İran’ın barış istediği tartışmasız. Ancak “diz çöktüğü” görüntüsü vermekten de kaçınıyor ve hamleleri karşı hamlelerle yanıtlıyor.

Amaçlarına ulaşamayan karşı tarafınsa durumu farklı. İsrail tam bir savaş ve ölüm “meleği”! Amerikan emperyalizmiyse barış yapmaktan kaçınamaz olmasına karşın amaçlarına ulaşamayışı bir yana yenilgi görüntüsünü sindirebilecek bir güç değil. Buradan türeyen, tehditlerle provokasyon ve kışkırtmalardır.

Görüntü, İsrail’in barış görüşmeleriyle bir barış ihtimalini torpilleyeceğidir. İsrail’in niyetiyle tutumu böyle, ancak Trump’ın ekibi dahil Cumhuriyetçiler içinde bir grup “İsrail dayatmaları”ndan hiç hoşnut değil ve bu ülkeye yönelik tehdide varan söylemlerde bulunuyor. Öte yandan İsrail’in niyetlerinin yanında barışa zorlanmış olan ABD’nin İsrail’i bir barış torpilleyicisi olarak kullanarak İran taleplerini geriletmeyi de kapsayan kırılgan bir barışta yarar gördüğüyse bir gerçek.

Mustafa Yalçıner

Ortadoğu’da nasıl bir barış…
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et