Merkez Bankası'nın 'dili': İçeriye başka, yabancı sermayeye başka
Merkez Bankası hafta içinde politika faizini yine sabit tuttu. Politika faizi yüzde 37’de, gecelik vadede borç verme faiz oranı yüzde 40’ta, gecelik vadede borçlanma faiz oranı ise yüzde 35.5’te kaldı. Ancak asıl mesele bununla sınırlı değil. Kararın kendisi kadar kararın kime nasıl anlatıldığı da önemli.
Merkez Bankası Para Politikası Kurulu her toplantı sonrası aynı metni iki dilde yayımlıyor. Biri Türkçe, biri İngilizce. Normalde bu metinler teknik yanları bulunan sıradan bir çeviri işi. Oysa son iki metni yan yana koyup cümle cümle okuduğunuzda bir strateji olduğu görülüyor. Merkez Bankası, dezenflasyon programının durumunu özetlerken iç piyasaya (Türkçe) farklı, dış piyasaya (İngilizce) farklı tonda mesaj veriyor.
Artık herkesin bildiği gibi Merkez’in enflasyonu düşürme iddiası esasen iki fikre dayanıyor. Birincisi, hedefin üzerindeki enflasyonun sorumlusu işçilerdir; ikincisi işsizlik artışı enflasyonu kontrol etmek için ödemeye değer bir bedeldir. Dolayısıyla ücretler reel olarak düşürülürse iç talep zayıflar ve enflasyon geriler.
Bu yüzden ‘iç talep’ anahtar kelime. Önceki gün yayımlanan Merkez Bankası Para Politikası Kurulu metninde (Türkçe metin) iç talep için şu ifade kullanılıyor: “Yakın döneme ilişkin veriler iç talepteki zayıf seyrin belirginleştiğine işaret etmektedir.”
“Belirginleşmek” denilerek daha fazla hissedilen bir sürece işaret ediliyor. Kurul böylece iç piyasadaki soğumanın hız kazandığını, çarkların yavaşladığını kabul ediyor.
Aynı cümlenin İngilizce karşılığında ise sadece “devam eden” (ongoing) kelimesi kullanılıyor. Süreklilik var ama yoğunlaşma yok. Sanki her şey aynı hızda, kontrol altında sürüyormuş gibi bir izlenim veriliyor.
Bu fark tesadüf değil. Merkez Bankası, işsizliğin arttığı, alım gücünün eridiği, esnafın kepenk kapattığı bir ülkede “Biz bu daralmayı görüyoruz, faiz konusunda ihtiyat gösterebiliriz” mesajı vermeye çalışıyor.
Yabancı sermayeye: ‘Tetikteyiz’
Aynı metnin risklere ilişkin bölümünde ise tablo tam tersi. İngilizce versiyonda Kurulun enflasyon riskine karşı “yüksek düzeyde tetikte” olduğu (highly attentive to upside risks on inflation) söyleniyor. Bu ton, 2022’de ABD Merkez Bankası Fed’in de kullandığı klasik bir ‘şahin’ sinyal. Yabancı sermayeye verilen mesaj net: Paranız güvende, Türkiye’de işlem yapmakla kaybetmeyeceksiniz, en ufak bir risk belirtisinde anında ve sertçe müdahale ederiz.
Türkçe metinde ise aynı cümle “İhtiyatlı duruşunu vurgulamıştır” şeklinde yumuşatılıyor. “İhtiyatlı” kelimesi Türkçede çok daha sakin, rutin bir çağrışım taşıyor. İki metin arasında ciddi bir aciliyet farkı var. Yabancı sermayedarlar, şirketler, bankacılar vs. İngilizce metni okuyunca Merkez Bankasını agresif, kararlı ve müdahaleye hazır bir kurum olarak algılarken, Türkçe metni okuyanlar kararı çok daha yumuşak, ‘veriye duyarlı’ bir çerçevede görüyor.
Metnin geri kalanında -sıkı para politikasının sürdürülmesi, yüzde 5’lik orta vadeli enflasyon hedefi, ‘belirgin ve kalıcı bozulma’ durumunda sıkılaştırma taahhüdü gibi bölümlerde- iki dil neredeyse birebir örtüşüyor. Merkez bankaları metinlerini piyasa sinyali olarak satır satır tarayan uluslararası uzmanlara özel olarak kurgulanmış, iki farklı okuyucu kitlesine iki farklı ton sunan bilinçli bir iletişim var. Esas mesaj onlara.
Ama bugün kelimeler sonucu değiştirmiyor. Faiz oranları, hedefler, taahhütler…
Yıl sonu yaklaşırken, uluslararası sermayenin enflasyon ve faiz beklentileri giderek yükseliyor. Halkın temmuz 2027 için enflasyon beklentisi yüzde 45. Anlaşılan o ki, asgari ücret ile açlık sınırı arasındaki makas yıl sonunda yüzde 35’e ulaşacak. Kemer sıkma programının üçüncü yılında enflasyon yüzde 30’lar bandına demir atmışken, Merkez Bankası yabancı sermayeye duymak istediği masalları anlatmayı sürdürüyor. Asgari ücretli yine yüzde 30 zamma namzet. İşte tam da bu tablo karşısında gazetemiz Evrensel’e yazan bir işçi, yaşananı isabetle özetliyordu: “Bugün bize ‘Fedakarlık yapın’ diyenler, patronların katlanarak büyüyen servetinden hiç söz etmiyor. O servet gökten inmedi; bizim emeğimizden, alın terimizden ve sağlığımızdan çalınarak biriktirildi.”
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et