20 Haziran 2026 00:10

Türkiye’de şirketler milyar milyar vergi kaçırdı

Uluslararası Para Fonu (IMF) bünyesindeki Uluslararası Gelir İdaresi, 182 ülkenin vergi gelirlerini kapsayan son derece geniş bir veri seti yayımladı. İstisnai birkaç ülke haricinde, dünya genelindeki tüm vergi idarelerinin istatistiklerini barındıran bu kapsamlı çalışmada Türkiye’ye ait detaylı veriler de yer alıyor. IMF’nin paylaştığı bu set sayesinde, Türkiye’de kamuoyuna açıklanmayan oldukça kritik vergi istatistiklerine de ulaşma imkanı doğdu.

Her şeyden önce 2024 yılını hatırlayalım. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek eliyle yeni vergi paketi hazırlanmış ve yasalaşmıştı. Bu paketin kısa özeti Türkiye’de şirketlerin vergi ödemediğini utangaç biçimde kabul etmesiydi.

Şimşek, “Riskli olduğu değerlendirilen 3 bin 400 büyük şirket izaha davet edilecek” diyordu.

O yıl Türkiye’de 7.37 trilyon TL vergi toplandı. İşçiler 1.5 trilyon TL gelir vergisi, şirketler 890 milyar TL doğrudan vergi ödedi. İşçilerin ödediği bu miktar, şirketlerin ödediğine oranla 1.7 kat daha fazla. Gelirden aldıkları pay daha mı fazla? Değil.

IMF verilerine göre aynı yıl için vergi incelemelerinden çıkan tarhiyat önerisi (eksik vergi tespit edilmesi durumunda talep edilen ilave vergi ve ceza) 100.8 milyar TL oldu. Bu tutarın basit anlamı şu: 2024’te devletin kasasına giren her 100 liralık verginin sadece yüzde 1.37’si “Sahaya inip kaçakları bularak” elde edildi. Bu oran 2022’de neydi? Yüzde 2.8.

Bu oran, bir vergi idaresinin ekonominin içindeki ‘uyumsuzluğu’ yakalama kapasitesini özetleyen en ham gösterge. Ve burada ilerleme değil, gerileme var. Türkiye’nin on yıldır büyüyen bütçesi ve artan personel kadrosuyla birlikte düşünüldüğünde, bu gösterge ciddi bir sorunu beraberinde getiriyor: Bütün bu kapasite inşası, denetim süreçleri ve onca denetim lakırtısı yalnızca yüzde 1.37 içindi.

Karavana

Ancak bununla da bitmiyor. İkinci nokta ‘inceleme isabet oranı’. 2024’te tamamlanan 261 bin 785 incelemenin yalnızca yüzde 34.9’unda vergi farkı (Avrupa’da bu oran yüzde 70’lerin üzerinde) bulundu. Yani Türkiye’de her üç incelemeden ikisi karavana.

Tüm bunlara rağmen dahi toplanan kurumlar vergisinin yüzde 2’si denetim ile geldi. Bu oran 2023’te 0.6 ve 2022’de yüzde 1’di.

Toplam tarhiyat 100.8 milyar TL. Bunun sadece 19.5 milyar TL’si kurumlar vergisi kaynaklı. Bu durumdan iki sonuç çıkıyor. Birincisi yalnızca bu küçük denetim bile kurumlar vergisinde Türkiye’de ciddi kaçak olduğunu gösteriyor. Yani şirketler milyar milyar vergi kaçırıyor.

İkincisi ise vergi denetiminin esasen büyük sermaye gruplarına yönelik olmadığı. Öyle ki büyük mükelleflerin vergi gelirleri içindeki payı bir yılda sadece 3 puan (yüzde 20) artmış.

Denetim esnafa, doktora, avukata…

100.8 milyar TL tarhiyatın 76 milyarı KDV’den geldi. Oran yüzde 75. Hazine denetim enerjisinin büyük çoğunluğu sahte fatura, hayali ihracat ve KDV iadesi manipülasyonlarına harcıyor. Serbest meslek sahipleri, küçük işletmeler, kira geliri elde edenler, e-ticaret satıcıları… Gelir vergisi tarhiyat/tahsilat oranı yüzde 0.23. Bu beyanlardaki uyumsuzluk oranının bu kadar düşük olduğuna inanmak için gerçekten iyimser olmak, hatta her sabah bahçede dört yapraklı yonca aramaya çıkmak gerekir. 

Teknik değil, sınıfsal

Vergi idaresi teknik bir kurum olabilir ama vergi politikası sınıfsal bir tercihtir. Hangi sektörlere inceleme yoğunlaştırılacağı, büyük mükelleflere nasıl yaklaşılacağı, vergi affı ve yapılandırma yasalarının hangi sıklıkla çıkarılacağı -bunların hepsi teknik değil, sınıfsal-siyasal kararlar. Örneğin işçi sınıfına yönelik dolaylı-doğrudan vergilerde incelemeye dahi gerek kalmıyor.

Türkiye, son on beş yılda defalarca vergi affı ve yapılandırma yasası çıkardı. Her yapılandırma, inceleme baskısını defalarca erteledi; vergi ödememenin yolu açıldı. Her af, bir sonraki affa olan beklentiyi pekiştirdi. Şirketlere sistematik bir mesaj verdi: Bekle, düzenleme gelir.

GSYH’nin yüzde 16.5’i oranında vergi toplayan Türkiye, benzer gelir düzeyindeki ekonomilerin alt bandında. IMF’nin önerisi olan “vergi/GSYH oranını” yukarı çekmenin iki yolu var. Ya sermayeyi daha fazla vergilendirmek ya da emekçi sınıfları. Tarihsel eğilim, ilkinden kaçınmak yönünde oldu. Yüzde 1.37’lik tarhiyat/tahsilat oranı bunun faturası.

Rakamlar, suçlayan değil tanıklık eden nesneler. Trilyonluk bir ekonomide denetim kapasitesi bu ölçekte sınırlı kalıyorsa ve bu sınırda bile milyarlarca liralık kaçak tespit ediliyorsa bu bir tesadüf değildir. Tesadüfler yaşadıklarımızla bu kadar tutarlı olamaz.

Uğur Zengin

Türkiye’de şirketler milyar milyar vergi kaçırdı
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et