15 Mayıs 2026 00:15

Merkez Bankası ‘tahminleriyle’ halkı nasıl yanıltıyor?

Başta Merkez Bankası ve siyasal iktidar olmak üzere ekonomi şefleri Türkiye’de halkı uzun süredir yanıltıyor. Kavram kargaşasıyla su bulanıyor ve gerçek perdelenmek isteniyor.

Neoliberal dünyanın kalanı gibi Türkiye’de de enflasyona karşı tipik bir ‘enflasyon hedeflemesi rejimi’ uygulanıyor. Esasen iki fikre dayanıyor. Birincisi, hedefin üzerindeki enflasyonun sorumlusu işçilerdir; ikincisi işsizlik artışı enflasyonu kontrol etmek için ödemeye değer bir bedeldir.

Rejim, kâr peşinde koşanı değil, ücretiyle geçineni hedef alıyor. Bu modelde sendikalar piyasayı bozan bir ‘alerjen’ olarak görülüyor. Rejimin sınıfsal karakterini yalnızca bu bile faş etmeye yeter.

İsminden de anlaşılacağı üzere bu model, bir enflasyon hedeflemesi rejimi, bir tahmin rejimi değil. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası yayınlarında yer alan ifade ile bu rejim; sayısal bir enflasyon hedefi belirlenmesini ve Merkez Bankasının öngörülen süre zarfında bu hedefe ulaşmayı taahhüt etmesini esas alıyor.

Ancak Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan -daha önceki toplantılarda olduğu gibi- dünkü enflasyon toplantısında da, “Enflasyonun 2026 yıl sonunda yüzde 26; 2027 yıl sonunda ise yüzde 15 olarak gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz” diyordu.

Merkez Bankası esasen bir enflasyon tahmini yapmıyor, enflasyon hedefi belirliyor ve bu hedefe ulaşacağını taahhüt ediyor. Yani yetkisine dayanarak garanti veriyor. Tahmini ise herhangi biri yapabilir, tahmin yapan garanti vermez.

İşin Türkçesiyle bu model ile Merkez Bankası mealen, “İşçiler, ispatlayamam ama enflasyonun sorumlusu sizsiniz. Elimdeki araçları kullanarak, size dokunarak, ücretlerinizi düşürerek ya da bir kısmınızı işsiz bırakıp gelirinizi sıfırlayarak enflasyonu şu kadar zaman içinde şu seviyeye çekmeyi taahhüt ediyorum” diyor.

Ancak ne oldu? Ocak 2023’te Merkez Bankası 2025 yılı enflasyonunun yüzde 5 olacağını hedeflemişti. Diyelim ki, Şimşek geldi ve politikalar rasyonelleşti. Temmuz 2023’te 2025 yılı için enflasyon hedefi yüzde 15’ti. Ocak raporuna göre sapma; ilk baştaki yüzde 5’lik hedefe kıyasla 25.89 puan (oransal olarak yüzde 517), ‘rasyonelleşme’ sonrası revize edilen yüzde 15’lik hedefe kıyasla bile 15.89 puan (oransal olarak yüzde 106) oldu.

Daha kötüsü 2024’te halka 2026 sonunda enflasyon oranının yüzde 9 olacağı taahhüt edildi. Dün yayımlanan raporda Merkez Bankası 2026 yılı sonu için hedef enflasyonunu yüzde 26’ya çıkardı. Merkez Bankası sadece 2 yıl 3 ay sonra verdiği garantiden yüzde 189 saptı. Yani yaklaşık üç katına çıktı.

Ya da bu yılın başında Merkez Bankası ne vadediyordu? Yıl sonu için yüzde 18 enflasyon. Sadece üç ay sonra ne oldu? Yüzde 26. En iyimser tahminle bile Merkez Bankası üç ayda hedefinden yüzde 44.4 saptı.

Milyonlarca insan kavram kargaşası ve ayak oyunuyla yanıltıldı. Ancak hâlâ sürecin bedelini zaten reel ücret ve maaşı madara edilenler ödüyor. Ücretler tırpanlanmaya devam ediliyor, hayat pahalılığı krizi derinleşiyor. Haneler geçim sıkıntısı nedeniyle birleşiyor. Bunun da siyasal bir temeli var. Gazetemize yazan bir çocuk işçi, “Kime sinirliyim diye soracak olursanız, bu ülkeyi yönetenlere sinirliyim. Çünkü, kendi suçlarını örtbas etmek için başka suçlu arıyorlar” diyordu. En başa dönelim, enflasyon yüksekse bu toplumsal hiyerarşide en alttakilerin suçu olmalıdır. Metal işçilerinin, çocuk işçilerin, işsiz kalmış tekstil işçisinin, ücreti baskılanan öğretmenin, bir fabrikadaki CNC operatörünün, bir kuryenin ya da bir liman işçisinin… Daha çok gelire sahip olanın, bir şirket CEO’sunun, Merkez Bankası başkanının, bakanın ya da bir holdingin genel müdürünün değil…

Bu çarpık siyasal mimari, TCK 217/A’yı (Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçu) asıl sorumlulara, yani Merkez Bankasına ya da manipülatif piyasaya karşı işletmiyor. Yasanın ucu; bu düzeni eleştiren yazarlara, iktidarın alerjen kabul ettiği sendikacılara ve emeğinin peşindeki işçiye dokunuyor.

Uğur Zengin

Merkez Bankası ‘tahminleriyle’ halkı nasıl yanıltıyor?
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et