20 Temmuz 2026 00:04

Timsahlar ve kediler arasında: Başka bir insanlık mümkün

Duyduk ki Filistinli mahpuslara mahsus, timsah dolu hendeklerle çevrili bir cezaevi için İsrail’de yasal düzenlemeler başlamış.

Mesele timsah mı?

Yoksa sorun, insanın kendi korkularından inşa ettiği o devasa, soğuk ve mekanik kafesler mi?

İktidar bedenleri disipline edip, hukuk istisnaları normalleştirirken; insanlık kendi yarattığı bu ‘rasyonel’ cehennemde sıkışıp kalabiliyor: Michel Foucault’nun disiplin toplumunu, Hannah Arendt’in kötülüğün sıradanlaşmasını, Zygmunt Bauman’ın modernitenin ahlaki mesafelerini anlatırken yaptığı uyarılar bugün daha da yakıcı görünüyor. Çünkü önce dil değişiyor, sonra hukuk, en sonunda vicdan.

Peki, bu tıkanmışlıktan, bu “tehdit” ve “korku” sarmalından bir çıkış mümkün mü?

Albert Camus, her kuşağın dünyayı yeniden kurmak zorunda olduğunu söyler. Belki de bu yeniden kuruluş, hiç beklenmedik bir yerden; bir piyanonun tuşlarına basan bir kedinin patilerden başlayabilir…

Litvanyalı Besteci Mindaugas Piečaitis’in büyüleyici ‘Kedi Konçertosu’nu (CATcerto) dinlediniz mi? Ya Nora adlı kediyi?

Nora, kendi içgüdüsü ve oyunbazlığının ritminde patileriyle tuşlara basıp piyano çalabiliyordu. Piečaitis onun videolarını izledi; kedinin bastığı notaları düzeltip susturmadı. Tam tersine, Nora’nın rastlantısal melodisini merkeze alan bir oda orkestrası besteledi.

Orkestra, kediyi hizaya sokmak yerine onun varoluş biçimine eşlik etti. Belki de ihtiyaç duyduğumuz ‘başka bir insanlık’, tam da bu eşlik edebilme becerisinde saklı…

Çünkü hukuku timsahlarla, duvarları korkuyla ören akıl; ötekini yalnızca denetlenmesi, hizaya getirilmesi ya da yok edilmesi gereken bir varlık olarak görür. Oysa Kedi Konçertosu’ndaki yaratıcı akıl, kendisinden bütünüyle farklı olan bir canlının sesine alan açar; onunla hiyerarşi kurmadan birlikte var olmanın imkanını arar.

Birinde tahakküm vardır. Diğerinde uyum.

Birinde korku. Diğerinde sanat.

Dostoyevski’nin şu sözü hâlâ değerini koruyor. “Bir toplumun uygarlık düzeyi, hapishanelerine bakılarak anlaşılır.” Biz bunu bir çağ olarak da okuyabiliriz.

İnsanlık, hapishanelerini timsahlarla çevreleyerek daha güvenli bir geleceğe ulaşamaz. Gelecek; “öteki”nin en anlaşılmaz sesine bile bir orkestra inceliğiyle eşlik edebildiğimizde, tahakküm yerine armoniyi seçebildiğimizde kurulabilir.

Şimdi tercih zamanı...

Bir tarafta insanın insanı korku, duvar ve timsahlarla çevrelediği bir uygarlık krizi. Diğer tarafta ise insanın, bir kedinin doğaçlama pati seslerine bir oda orkestrasıyla eşlik ettiği; farklılığı bastırmak yerine ondan birlikte bir müzik ürettiği başka bir dünya ihtimali.

Dünyayı timsahlarla çevrili bir cezaevine dönüştürmek, aklın zaferi değil; vicdanın, hayal gücünün ve yaratıcılığın iflası değil de nedir?

Timsahların çevrelediği o soğuk cezaevini yıkacak olan şey, birbirimizin sesine, acısına ve özgünlüğüne bir orkestra inceliğiyle eşlik edebilme irademizdir. Kendimizi korkunun karanlığına teslim etmediğimizde, vicdanın sesini dilimizde yeniden yeşerttiğimizde göreceğiz ki; daha güzel bir dünya mümkün…

Sağlıcakla kalın.

Evrensel seninle güçlü!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Zeki Gül

Timsahlar ve kediler arasında: Başka bir insanlık mümkün
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et