29 Haziran 2026 00:06

TTB’de mayalanan, toplumla buluşan: Sağlık

Memleket uzun yıllardır hekim değil, daha çok doktor yetiştiriyor.

Bu iki sözcük çoğu zaman eş anlamlı kullanılıyor. Oysa aynı şeyi anlatmaz.

Doktorluk, tıp bilgisinin mesleğe dönüşmüş halidir.

Hekimlik ise bilginin vicdanla buluştuğu yerdir.

Doktor laboratuvara bakar; hekim insana. Doktor tanıyı koyar; hekim korkuyu da duyar. Doktor hastalığı tedavi eder; hekim hastalığın ortaya çıktığı toplumsal koşulları da sorgular.

Birinde bilgi vardır. Diğerinde bilginin insanla kurduğu etik ilişki...

Belki de bugün yaşadığımız birçok mesleki sorunun temelinde bu ayrım yatıyor.

Hayati uzmanlık alanlarının boş kalması tesadüf değildir tıpta uzmanlık eğitimi giriş sınavlarında (TUS). Genç hekimler, daha az riskli, daha yüksek gelir getiren ve daha öngörülebilir yaşam sunan branşlara yöneliyor.

Bu yalnızca bireysel tercih değildir. Sağlığın piyasalaşmasının doğal sonucudur. Çünkü sistem doktor üretmektedir.

Oysa toplumun ihtiyacı hekimdir.

Nörobilim bize önemli bir şey söylüyor. İnsan yalnızca mantıktan oluşmaz. Yalnızca duygudan da oluşmaz.

Beynimizde sol hemisfer analiz eder. Sağ hemisfer empati kurar, bütünlüğü hisseder, estetik ve sezgiyi taşır. İnsan olabilmek için bu iki dünyanın corpus callosum aracılığıyla birbirine bağlanması gerekir.

İşte tabip odaları tam da böyle bir yapılar olmalıdır:

Doktorluğun bilimsel aklı ile hekimliğin etik vicdanını birbirine bağlayan corpus callosum...

Eğer bu bağ koparsa yalnızca teknik bilgi kalır.

Ama yaşam teknik bilgiyle kurulmaz.

Hekimler tıp fakültesine adım attığında o kadim cümle ile tanışır: ‘Primum non nocere.’ Yani, ‘Önce zarar verme.’ Bu ilke yalnızca hastaya yönelik değildir. Meslektaşımıza da zarar vermemeyi öğretir.

Hafta sonu Türk Tabipleri Birliğinde (TTB) seçim yapıldı

Seçimlerde farklı listelerde bulunmuş olabiliriz.

Farklı siyasal düşüncelere sahip olabiliriz. Ama hiçbirimiz birbirimizin onuruna, emeğine ve meslek sevgisine zarar verme hakkına sahip değiliz.

Hekimlik yalnızca tedavi sanatı değildir. Birbirini koruma kültürüdür. İyi hekimlik ise bu yolculuğun en olgun halidir.

Doktorluk bilgidir.

Hekimlik bilgiyi insanla buluşturmaktır. İyi hekimlik ise insanı toplumdan, toplumu siyasetten bağımsız düşünmemektir.

Bir çocuk felci aşısı yapan doktor görevini yerine getirir.

Hekim aşının ulaşmadığı mahalleyi de araştırır.

İyi hekim ise çocukların neden aşıya ulaşamadığını belirleyen sosyal ve siyasal koşulları değiştirmeye çalışır.

Çünkü sağlık yalnızca bedensel ve ruhsal iyilik değildir. Sağlık aynı zamanda sosyal ve siyasal iyilik halidir. İyi hekimliğin ufku da tam burada başlar.

Belki de bugün tabip odalarının en büyük görevi budur. Doktorluğu küçümsemeden hekimliği büyütmek: Bilimi vicdanla,

aklı merhametle,

mesleği insan haklarıyla,

tedaviyi adaletle buluşturmak. Çünkü doktor olmak diploma ile mümkündür.

Ama hekim olmak, ömür boyu süren bir ahlaki inşadır.

Denebilir ki TTB seçim sathında grupları belirleyen sağlığın tanımına bakışlarıydı. Sağlığı bedensel ve ruhsal iyilik haline hapsetmek isteyenler bir tarafta, diğer tarafta ise sağlığı ilaveten sosyal iyilik hali olarak genişletenler ile aynı zamanda siyasal iyilik hali olarak görenlerin farklılığı…

Bu ikinci gruptaki nüans kritik. Unutmayalım TTB’de pişen topluma da düşer.

Sağlıcakla kalın.

Not: Bu yazı kaleme alındığında henüz seçim devam ediyordu.

Zeki Gül

TTB’de mayalanan, toplumla buluşan: Sağlık
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et