Kamuda taşeron uygulaması ve Çapa örneği
Taşeron çalışma biçimi 1980’lerin sonuna doğru bir devlet politikası olarak yaygınlaştı. AKP iktidarı döneminde ise kamu işçilerinin yüzde 80’i taşeron işçisi haline getirildi. Ancak taşeron çalışmanın asıl çalışma biçimi haline gelmesi başlı başına bir soruna dönüştü ve kadro talebinin de yaygınlaşmasıyla 2018’de yaklaşık 900 bin işçi “Özel bir kategori yaratılarak” kadroya alındı.
Kadroya geçen işçiler uzunca bir süre TİS hakları olmaksızın, var olan en uzun süreli TİS’in kapsamına dahil edilerek çalıştılar. Yerel yönetimlerdeki taşeron işçiler belediye şirketlerinde istihdam edildi ve ikincil bir statü yaratıldı. Bu şekilde kadroya geçirilen işçilerin tayin, görev ve kimi özlük haklarına ilişkin kısıtlamalar hâlâ devam etmektedir.
Ancak 2018’de tüm kamu taşeron işçileri kadroya alınmadı. İşçilik maliyeti, ihale bedelinin yüzde 70’inden az olan işlerde çalıştırılan taşeron işçiler hiç kadroya alınmadı. 2018’de 70 bin olan kadroya alınmayan işçi sayısı, şu anda iki katına ulaştı. Belediye iştirak şirketleri, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD), Elektrik Üretim Anonim Şirketi (EÜAŞ), Türkiye Kömür İşletmeleri, Makine ve Kimya Endüstrisi kurumu, Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) gibi KİT’lerdeki taşeron işçiler dahil edildiğinde, kamudaki taşeron işçi sayısının yine bir milyona dayandığı hesaplanmaktadır.
Tercihin nedeni
Taşeron çalışma, işveren bakımından, kamu veya özel sektör fark etmeksizin, iş güvencesini yok ettiği, sendikal örgütlenmeyi imkansız hale getirdiği, ücret düzeyini düşürdüğü için tercih edilmektedir.
Yanı sıra taşeron şirketler eliyle kamudan belirli kesimlere doğrudan sermaye transferi yapılmaktadır. Partisel yakınlığı bulunan kişiler, birden çok şirket kurarak ihaleleri almakta, gerçek bir bağımsız iş organizasyonu dahi yapmadan, işçi simsarlığı yaparak milyonlar-milyarlar kazanmaktadır.
Aynı iş yeri sınırları içerisinde benzer işleri yapmasına rağmen farklı statüde çalışan taşeron işçiler ise sadece eşit işe eşit ücret hakkından değil, birçok yasal haktan ve en önemlisi de iş güvencesinden mahrum kalmaktadır.
Çapa’da yasa dışı fesih
Bunun son örneklerinden birisini, İstanbul Tıp Fakültesi (Çapa) Hastanesi yemekhane işçileri yaşadı, yaşıyor. 100 yemekhane işçisi, “İhale süresi bitti” gerekçesiyle 10 gün önce yasaya aykırı bir şekilde işten çıkartıldı.
Bu fesih yasaya aykırıdır, çünkü işçilerin yaptığı iş ihale süresinin bitmesinden bağımsız devam etmektedir. İş belirli süreli değil, sürekli bir iştir. İhale ile değişen şirketler, hukuken iş yerini devretmekte ve devralmaktadır. Devreden veya devralan işverenin, iş sözleşmesini sırf iş yeri devrinden dolayı feshedemeyeceği, yorum gerektirmeyecek kadar açık bir yasal düzenlemedir. Sendikalı olarak işlerine geri dönmek isteyen işçiler, yasal haklarını istemektedir.
Kamuda yasa uygulanmıyor
Çapa yemekhane işçilerinin yaşadığı birçok yasaya aykırı uygulama, işçilerin direnişiyle ortaya çıktı. Aslında bu uygulamaları hemen hemen tüm taşeron işçileri her gün yaşıyor. İşin olağan seyrinde taşeron işçilerin her gün yaşadığı hak ihlalleri, ancak kitlesel işten çıkarma ve direniş olduğunda kamuoyunun ilgisini çekiyor.
Evet, maalesef yasa, “bir iş yerindeki mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerde veya teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren asıl işin bir bölümünde” alt işveren uygulamasına izin veriyor. Ancak sırf sendikal örgütlenmeyi engellemek için birkaç aylık süreli ihaleler yapmak hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir. Ve bunu yapan maalesef bir kamu kurumudur.
İhaleyi alan şirketin, işçileri üyesi bulunduğu DİSK Gıda-İş Sendikasından istifa etmesi koşuluyla yeniden işe başlatılacağını söylemesi, işçileri işe başlatmamakla tehdit etmesi hem Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 25. maddesine aykırıdır hem de Türk Ceza Kanunu’nun 118’inci maddesinde yer alan “Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi” suçunu oluşturmaktadır. Bunların sorumlusu da yalnızca şirket değil, asıl işveren sıfatıyla Rektörlüktür.
Rektörlüğün yasalardan kaynaklanan sorumluluğu sadece bununla da sınırlı değil. Rektörlük, alt işverenlerin değiştiği dönemde işçilerin SGK’siz geçen günlerinden, ödenmeyen fazla mesai ücretlerinden, kıdem ve ihbar tazminatlarından da yükümlüdür.
Kamuda taşeron olmaz
Yasalardaki istisnai bir düzenleme olarak alt işverenlik uygulamasına imkan tanınmış olabilir. Ama bu düzenleme başka birçok temel hakkın yok edilmesi anlamına geliyorsa kullanılamaz. Özellikle kamu kurumları eşit işe eşit ücret, sendika ve TİS hakkı, angarya yasağı gibi pek çok hakkı çiğneyen taşeron uygulamasından vazgeçmelidir.
Çapa yemekhane işçilerinin kadro talebi sadece meşru değil aynı zamanda yasal dayanakları da bulunan bir taleptir.
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et