31 Mayıs 2026 00:11

Saray’ın çalıştayı işçi için çözüm getiremez

Ücret, fazla mesai ücreti, kıdem tazminatı ve benzeri hakları ödenmeyen, haksız bir şekilde işten çıkartılan işçiler haklarına kavuşmak için yargıya başvurmak zorundalar. Adalet Bakanlığının verilerine göre 2025’te iş mahkemelerinde 665 bin 830 dava açılmış. Bu sayı bile tek başına işçilerin haklarının sürekli çiğnendiğini gösteriyor. Yine Bakanlık verilerine göre iş mahkemelerinde bir dosyanın ortalama görülme süresi de 505 gündür.

Bu verileri Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkan Vekili Mehmet Uçum, Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulunca düzenlenen İş Yargısının Hızlandırılması Çalıştayı sırasında açıklamıştı. Çalıştaya Uçum’un yanı sıra işveren örgütlerinin ve işçi sendikalarının temsilcilerinin, hukukçuların ve akademisyenlerin katıldığını haberlerden öğrendik.

Belli ki hukukçular ve akademisyenlerin davetinde, Saray’a yakınlık etkili olmuş. İşçi sendikaları da “yarı gizli” katılım sağlamış olmalı. Çünkü DİSK konuyla ilgili sadece “DİSK Genel Başkan Yardımcısı Remzi Çalışkan, Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu tarafından düzenlenen “İş Yargısının Hızlandırılması ve Davaların Azaltılması Çalıştayı”na katılarak, Konfederasyonumuzun konuya dair görüş ve önerilerini aktardı.

Çalıştaya DİSK Hukuk Dairesi Müdürü Mazlum Demir de katıldı” şeklinde bir sosyal medya paylaşımıyla yetinirken Hak-İş ve Türk-İş bunu dahi yapmadı.

DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikası da basın açıklamasında “basına yansıdı” ibaresini kullanarak, öncesinde bu çalıştaya ilişkin bilgilerinin olmadığını ortaya koydu.

Bu yanıyla çalıştaya çok da önem atfetmemek gerekir. Ne akademi ne de sendikalar bakımından katılımcılık içeren, bilimsel ve hak temelli bir çalışma olmaktan uzak, Saray’ın “halkla ilişkiler” faaliyeti kapsamında bir toplantı olduğu belli.

Ama Anadolu Ajansı çalıştayı haberleştirirken, Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Başkan Vekili Mehmet Uçum’u, sanki 24 yıldır bu ülkeyi başkası yönetiyormuş gibi eleştiren ve çözüm isteyen taraf olarak sundu. Öyleyse biz de bazı güncel gerçekleri hatırlatalım ki işçilerin çalışırken ürettiği artı değere el koymakla yetinmeyen, işten attığında da haklarına el koyan, uzun yargılamalarla bir kez daha mağdur edenler kimlerden güç alıyormuş ortaya çıksın.

Birincisi, işçilerin sendikal haklarını kullanmasını zorlaştıran ve toplu iş sözleşmesinden yaralanan sendikalı işçilerin oranının yüzde 10’a bile ulaşmamasını sağlayan Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Yasası bu iktidar döneminde yapıldı. Yasa ile 12 Eylül askeri darbesi sonrası getirilen sistem devam ettirildi. Saray iktidarının sorumluluğu sadece yasa yapmakla da sınırlı kalmadı. Grev yasakları da bu iktidar döneminde çok yaygın bir şekilde uygulandı.

İkincisi, iş güvencesi içermeyen, esnek çalışmayı, alt işverenliği (taşeron) yaygınlaştıran İş Kanunu bu iktidar döneminde çıkarıldı. Hatta sonradan yapılan değişikliklerle, işçilerin işten çıkarıldıktan sonra iş yerine ilişkin şikayetini yasaklayan, müfettiş denetimini yok eden de bu iktidar oldu.

Üçüncüsü, iş davaları dahil yargılama usulünü düzenleyen İş Mahkemeleri Kanunu bu iktidarın eseri. Zorunlu ara buluculuk uygulamasıyla işçilerin haklarını hak olmaktan çıkaran ve iş yargılamasına yön veren İş Mahkemeleri Kanunu da bu iktidarın “ustalık döneminde” çıkarıldı.

Dördüncüsü işçi sağlığı ve güvenliğini piyasaya açan ve kâr aracı haline getiren 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu bu iktidar döneminde yasalaşmış, mevcut denetim sistemi bu iktidar döneminde kurulmuştur. Sonuç ise her yıl en az 2 bin işçinin iş cinayetlerinde yaşamını yitirmesi, on binlerce işçinin ise yaralanması ve sakat kalması olmuştur.

Ama bu iktidarın kontrolündeki Meclis, işçilerin maddi kayıplarını bir nebze olsun azaltacak düzenlemeleri, sistem işleyişi gereği yapmak zorunda olmasına rağmen oralı dahi olmamıştır. İşçilerin beş yılı bulan yargılama sonunda alacaklarının enflasyon karşısında erimesinin önüne geçecek, munzam (aşkın) zararlarını karşılayacak düzenleme Anayasa Mahkemesi kararına rağmen çıkarılmamıştır.

AYM, 29 Eylül günlü Resmi Gazete’de yayımlanan kararında 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’daki düzenlemelerin alacağın enflasyon karşısında uğradığı değer kaybını önlemeye elverişli olmadığını tespit etmiş, “Hukuk sisteminde başvurucunun alacağının enflasyon karşısında uğradığı değer kaybının tazmin edilmesini sağlayacak etkili bir hukuk yolunun bulunmadığı” sonucuna ulaşmıştı. Kararını, bu konuda düzenleme yapması için TBMM’ye gönderen AYM, bu tür başvuruların incelenmesini de altı ay süreyle durdurmuştu.

Gel gör ki Saray’ın istediği yasayı çıkartacak iktidar çoğunluğuna sahip olan, başkanı AKP’li olan Meclis, kararın üzerinden sekiz ay geçmesine rağmen hiçbir şey yapmadı.

Munzam (aşkın) zarar konusunda işçilerin de yararlanacağı yasayı yapma yükümlülüğünü yerine getirmeyenlerin düzenledikleri çalıştayların işçilerin haklarına zerre katkı sağlayacağını kim iddia edebilir?

Ahmet Ergin

Saray’ın çalıştayı işçi için çözüm getiremez
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et