İnşaat patronları için yabancı hukuk ısrarı
Recep Tayyip Erdoğan, birkaç ay önce bir toplantıda “Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhidi 2025" listesindeki firmalardan 45’inin Türkiye’den olduğunu açıklamıştı. Dayanağı bu alanda otorite kabul edilen Engineering News Record (ENR) Dergisi’nin hazırladığı liste. Listenin ilk yüzünde ise 8 Türk firması yer alıyor. İnşaat şirketleri, müteahhitler çok ciddi bir büyüklüğe ulaşmış durumda.
Bu büyüklüğü yaratan ise ucuz emek gücü, yani inşaat işçileri. Ailelerinden uzakta, çalıştıkları ülkeye yabancı, sadece şantiyeye hapsolarak aylarını, yıllarını geçiriyorlar. Günde 12-14 saat çalışıp Türkiye’deki ücretlerinin bir miktar üzerinde ücret alabiliyorlar.
Diğer yandan inşaat patronları örgütlü, Türkiye İnşaat Sanayicileri İşveren Sendikası (İNTES) işverenlere her bakımdan destek veriyor. İşkolunda işçilerin sendikal örgütlülüğü ise çok zayıf, yurt dışında neredeyse sıfır. Karşısında güçlü işçi sendikaları olmasa da İNTES klasik toplu iş sözleşmesi sendikacılığı yapmıyor. Akademiden yargıya kadar her alanda ciddi çalışmalar yürütüyor. Üyelerinin iş yaptığı ülkelerin iş yasaları ile bizim yasalarımızı karşılaştırdığı tablolar oluşturarak inşaat şirketlerine “hangi hukuku uygulayacaklarına” dair yol gösteriyor.
Dava açan işçileri bekleyen tehlike
Yurtdışında çalışan inşaat işçileri de her işçi gibi genellikle iş ilişkileri sona erdikten sonra, bayram, tatil, pazar fark etmeksizin fazla çalıştırılmalarının karşılığını ve diğer haklarını almak için dava yoluna başvuruyor. Ancak burada özellikle son 15 yıldır ciddi engeller var. Bu konuyu ele aldığımız yazıda son bir buçuk yıl öncesini özetlemiştik. Yurtdışı çalışmalarının davalara yansımasını kısaca tekrarlayalım:
Yurt dışı çalışmalar için İŞKUR üzerinden istihdam sağlanıyor ve İŞKUR’un tip sözleşmesi var. “Yerli ve millici” iktidarın kurumu İŞKUR, işçinin hakkı söz konusu olunca yabancı hukuk diyor ve sözleşmeye “çalışma süresi, fazla çalışma, hafta tatili, genel tatiller, fesih ve tazminatlar gibi konularda çalışılan ülke mevzuatının geçerli olduğunu, eğer o ülke mevzuatında hüküm yoksa Türkiye hukukunun uygulanacağını” yazıyor. İşçinin bu sözleşmeyi değiştirme imkânı hiç yok. Ya imzalayacak ya da çalışmaktan vaz geçecek.
- İşverenler işçilerle ayrıca sözleşme de imzalayabiliyor. Bu sözleşmeleri de işçilerin müzakere etme olanağı bulunmuyor. İşverenler sözleşmelere rahatlıkla hangi hukuk lehlerineyse onu yazabiliyorlar.
- Yargıtay yabancı ülkede Türk şirketlerinde çalışan işçiler dava açtığında “sözleşmede kararlaştırılan hukuk” uygulansın diyor.
- İşçilerin alacakları zamanaşımı, yabancı hukuku bilen bilirkişi bulunamadığı için daha da uzayan yargılama süresi, hukuk sistemleri ve haklar arasındaki farklar nedeniyle kırpıldıkça kırpılıyor hatta yok oluyor.
Anayasaya aykırılık
Yargıtay’ın yabancı hukuku uygulatan yorumunun dayanağını Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un (MÖHUK) 27. Maddesi oluşturuyordu. Bu maddenin birinci fıkrası “İş sözleşmeleri, işçinin mutad işyeri hukukunun emredici hükümleri uyarınca sahip olacağı asgarî koruma saklı kalmak kaydıyla, tarafların seçtikleri hukuka tâbidir” düzenlemesini içeriyordu. Yargıtay da inşaat patronlarının sendikası İNTES’in bir dizi faaliyeti sonrası sanki işçilerin hukuk seçme imkânı varmış gibi “tarafların seçtikleri hukuk uygulanır” görüşünde diretiyordu.
Geçmiş zaman eki kullandık çünkü bu fıkra Anayasa Mahkemesi tarafından 5 Kasım 2024 tarihli kararla Anayasaya aykırı bulundu ve iptal edildi. Üç ayrı mahkemenin itirazını inceleyen AYM, iptal kararının yayım tarihinden altı ay sonra yürürlüğe girmesini kararlaştırdı. İtiraz eden mahkemeler, maddenin Anayasa’nın Başlangıç kısmı ile 2., 5., 10., 13., 35., 36., 49., 55. ve 90. maddelerine aykırı olduğunu ileri sürmüştü.
AYM, MÖHUK 27/1, Anayasanın 49. Maddesindeki “Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak … için gerekli tedbirleri alır” düzenlemesine aykırı olduğundan iptal ettiğini ve bu nedenle diğer maddeler yönünden inceleme yapılmadığını açıkladı.
Kararın gerekçesinde “sözleşmenin zayıf tarafı olan işçinin işveren karşısında hukuk seçimine ilişkin pazarlık imkânının ilke olarak sınırlı olduğu”, “işçinin, iş hukuku gibi teknik bir alanda hâkim tarafından dahi tespit edilmesi güç olan yabancı hukukun içeriğine ilişkin olarak kendi çabasıyla yeterli düzeyde bilgi edinebilmesinin ve bu hukukun uygulanmasının lehine sonuç doğurup doğurmayacağını öngörebilmesinin de oldukça zor olduğu” vurgulandı ve hukuk seçimi yapılması suretiyle işverenin daha sıkı ilişkili ülkemizdeki hukukta öngörülen yükümlülüklerden kurtulabileceği belirtildi.
Aynı maddeyi tekrar yasalaştırdılar
Sonuç olarak maddenin “devletin çalışanların korunmasına ilişkin pozitif yükümlülükleriyle bağdaşmadığı” sonucuna ulaşan AYM’nin iptal kararı, maalesef hukuken hiç sonuç doğurmadı.
Çünkü karar 10 Mart 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştı ve 10 Eylül 2025’te yürürlüğe girecekti. Hakları genişleten pilot kararları ve ihlal kararlarını hiç dikkate almayan AKP iktidarı zarar görme ihtimali sermayedarlar olunca çok hızlı davrandı. Haziran başında bir torba kanuna koyduğu madde ile iptal edilen maddenin aynısını yeniden yasalaştırdı. Haklarını yemeyelim maddede tek kelimelik bir değişiklik yapıp “sözleşmeyle belirledikleri hukuka tabidir” yerine “seçtikleri hukuka tabidir” ibaresini getirdiler.
Yeniden AYM önünde
AKP iktidarı, zaten ezilen, açlığa, örgütsüzlüğe mahkûm edilen işçilerin küçük bir yargı korumasına kavuşmasına tahammül edemedi. AYM’nin iptal ettiği maddeyi, daha iptal kararı yürürlüğe girmeden tekrar yasalaştırdı. Hatta bu yasayla iptal edilen 27. Maddenin sadece birinci fıkrasını aynen yeniden getirmekle yetinmedi. Dördüncü fıkraya da işçiler aleyhine ekleme yaptı.
Bu sırada yurt dışında çalışan işçileri yeniden umutlandıracak bir gelişme de yaşandı. Maddenin değiştirilmeden yeniden yasalaştırılan halinin de Anayasaya aykırı olduğuna ilişkin itiraz Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu’nun 25 Haziran tarihli gündeminde yer alıyor.
İnşaat patronlarının işçilerin yasal ve Anayasal haklarını daha rahat çiğnemesi için yabancı hukukun uygulanmasında ısrar eden iktidara karşı salt AYM kararları yeterli olmayabilir ama dayanak olabilir.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et