26 Haziran 2026 00:08

Vassallık düzeninin reenkarnasyonu

Tom Barrack’ın Ortadoğu ülkeleri için biçtiği ‘iyiliksever monarşi’ devlet modeli; sultanlık, krallık ve imparatorlukları yıkmak, sömürgecilerinden kurtulmak, halk egemenliği, bağımsızlık ve özgürlük kazanmak için bedeller ödemiş halkların tepkisini çeker. Tek adam yetkesine dayanan feodalizmi kapitalist iktisadi ilişkilere monte eden Barrack’ın yeni sömürgeci zihniyeti tek tek devletlerin ABD’nin çıkarlarına entegre olmuş birer vassal haline gelmesi, monarkların da kendine bağlı vassallarını oluşturmasından başka bir anlama gelmiyor. Türkiye’deki tartışmalara bakılırsa soya bağlı egemenlik bile hortlamak üzere.

Halk için ise istikamet reayalaşmak. Feodal ürün rantın yerini verginin ve yoğunlaşmış artı değer sömürüsünün; kanunla belirlenmiş iş düzeninin yerini modern köleliğin aldığı bir düzenleme içinde giderek yoksullaşmak ve bağımlılaşmak.

Türkiye modern kapitalist iktisadi ilişkilerin üzerine monarşik bir siyasal kalıp geçirmek bakımından doğrusu bir hayli yol katetti. On yıldır müteahhitlerin, sanayicilerin, orta boy sermayenin kâr ve rantı merkezle bölüştüğü bir tek adam rejiminde yaşıyoruz. Bütün bunlar seçimler, referandumlar, hukuk, parlamento gibi burjuva demokrasisinin normlarından geçerek kurumlaştı. Oysa yakın geçmişte normlar ve kurumlar bütün dünyada burjuvanın, ilk doğum yıllarında açıkça, daha sonraları üstü örtülü devam ettiği, kimi zaman kılıfına uydurarak, bazen devlet kararnameleriyle hayata geçirdiği ilksel (ilkel) birikimi terbiye ederek denetim altına alan, bunu görünürde yasadışı hale getiren bariyerlerdi.

Ne var ki durum artık öyle değil. Krallıkları devirmek için vaktiyle epey çaba harcamış olan egemen sınıf, çocukluk dönemine duyduğu nostaljiyi bir fiili durum haline getirmek için uğraşıyor. El koyuyor, mala mülke çöküyor, rakip ve hasımlarının ticari faaliyetlerine set çekebiliyor, vassallaştırmak istediği ekonomik yapılara kayyum atıyor. Siyasi rekabeti butlanla düzenlemeye çalışıyor. Çünkü, halk gücünün ve örgütlerinin geri çekildiği bir tarihsel dönemde bunları yapabiliyor.

2023 yılında çıkarılan rezerv yasasına dayanarak Sarıyer’in ‘mutena’ bir bölgesindeki milyonlarca lira değerindeki evlerinin tapularına el konulduğundan satış sırasında haberdar olan mülk sahiplerinin durumuyla, ana muhalefet partisinin yönetimine mutlak butlanla el konulması arasındaki ilişki hiç de karmaşık değil. Birincisi iktidara bağlı taşeron şirketin (modern prensliğin) yolunu açarken diğeri ise 25 yıllık saltanatı tehdit ediyor.

Tavukçulara önce kayyum atayıp sonra kim bilir hangi pazarlıklar sonucunda geri çekilmesi, akaryakıt sektöründe 10 şirkete kayyum atanmasından sonra bunun yine kim bilir hangi ödünlerden sonra 6’ya düşürülmesi gibi ‘gelişmeler’ kanun, hukuk, kuvvetler ayrılığı, cumhuriyet, demokrasi, seçim gibi modern zamanların normlarıyla şekillenmiş toplumsal zekanın radarlarına arıza sinyalleri gönderiyor elbette. Ama durumun ne kadar tehlikeli hale geldiğini, Tom Barrack’ın giderek yerleşen bu nizama sadece bir ad koyduğunu da görmek lazım.

Barrack’ın, mültezimliğini yaptığı monark, yani Trump ABD’si Venezuela’nın başkanını kaçırarak petrolüne el koydu. İran’ı vassallaştırma girişiminde duvara toslamasına rağmen imparatorluğunu genişletmekten vaz geçmedi; Küba’ya saldırmaya hazırlanıyor. Avrupa Birliği ülkelerini haraca bağlıyor, Ortadoğu’ya diz çöktürmenin keyfini sürüyor. İtalya ve İspanya’yı cezalandırıyor.

Orta Çağ’ın düzeni de böyle işliyordu zaten. Vassalların veya Osmanlıda olduğu gibi mültezimlerin bağlılıkları ve sağladığı askeri güç karşılığında teb’alarını istedikleri kadar ezme yetkisinin verildiği derebeylik düzeni, başını Trump’ın çektiği yeni sömürgeciliğin siyasi modeli haline geldi. Ne yazık ki kapitalistlerin birkaç yüzyıldır, büyük ölçüde işçi sınıfı ve bağımsızlık mücadeleleri sayesinde gemlenmiş olan vahşi kâr güdüsü, araziye ve mala çökme pratiği zincirlerinden boşalmış; rekabet, kanun, nizam tanımaz hale gelmiş durumda. Atı alanın Üsküdar’ı geçtiği yüzsüzlük süper sonic füzeler ve ağır silahlarla donatılarak dünyadaki üretici güçleri tehdit ediyor.

Günün kralları ve imparator kopyaları, asıllarının geçmişte tarihin karanlığına nasıl gömüldüğünü hatırlamalılar. Tarihin kendilerine yeni bir şans tanıdığına inanarak eski egemenlik ilişkilerini reankarne etmeye çalışırken deneyimin sadece onların çıkınında olmadığını, ekmek, onur ve özgürlük için önlerindeki siyasal engeli yıkıp geçmeye kalkan milyonların da hafızasında kayıtlı olduğunu bilmeliler.

Nuray Sancar

Vassallık düzeninin reenkarnasyonu
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et