CHP’ye kayyım atanmasında ‘bizlik bir şey’ var
2023 cumhurbaşkanlığı seçimlerine doğru giderken Kemal Kılıçdaroğlu’nu PKK’lilerle gösteren bir video Erdoğan’ın mitinginde yayımlandı. Rakibini, gerçekte olmayan bir duruma günlerce açıklama yapmak zorunda bıraktığı bu video bir müddet dolaşımda kaldıktan sonra Erdoğan, “ama montaj ama şu ama bu” diyerek görüntülerin uydurma olduğunu kabul etmişti.
Bugün CHP’ye kayyım atanan Kılıçdaroğlu ve ekibi bu tür post truth çağın siyasi cilvelerinin acemisi olduğu için, Özgür Özel’in kullandığı iki aracı, üzerine ‘Haram para ile alındı’ gibi bir ibare yazarak satılığa çıkarınca ilkinde komedi olan ikincisinde trajedi oldu. Çünkü bu araç aslında Kılıçdaroğlu zamanında alınmış ve şimdinin kayyımı daha önce bir buçuk yıl bu aracı kullanmıştı. Gidiş yolu doğru ama Kılıçdaroğlu’nun mavi ekose ceket giymesine biraz var.
Yine de Kılıçdaroğlu, bayramın birinci günü buluştuğu gazetecilerin sorularına bilmiyorum, haberim yok, ben yapmadım, CHP Genel Merkezinin fethi için polisleri ben değil avukatlarım çağırdı kıvamında yanıtlar verirken AKP Sözcüsü Ömer Çelik’in “Bu meseleyle bizim hiçbir ilgimiz yok. Sorun CHP’nin iç meselesidir” diye özetlenebilecek konuşmasıyla aynı minvalde kalmayı başardı. Yaratılan durumların öznesiz bırakıldığı, bazen şu bazen bu isimlerin ve kurumların öne çıkarıldığı siyaset oyunu maşaları gösterirken ateşi yakanları gizliyor. Olan bitenlerin yargı makamları, medya ve siyaset erbabı tarafından daima muğlak bırakıldığı, realiteye çoklu anlamlar yüklendiği böyle bir süreçte yurttaşlara çıkarılan özet, eski ve yeni genel başkan arasında bir iktidar kavgasının yaşandığı ve bunun ana muhalefet partisini ikiye böldüğü. Genel başkanlığı elinden alınan Özgür Özel’in boşlukta bırakılan statüsü fiiliyatta diğer boş gösterenle çarpıştırılıyor. CHP üyeleri, oy verenleri ve sempatizanları her şeyden sorumlu tuttukları Kılıçdaroğlu’nu kolay hedef görerek ona öfke ve nefretlerini yağdırıyorlar. Saray’ın aparatı haline gelen Kılıçdaroğlu’na yönelen tepki elbette haksız değil, ancak enerjiyi makul bir yerde söndürmek için iktidardan icazet alan bir hedeften fazlası değil. Ömer Çelik öyle diyor: “Bizimle bir ilgisi yok, CHP’nin iç meselesi.”
Geliştirilmiş iç dış denklemleri kurmada son derece mahir olan Saray iktidarının birleşik, kaynaşık, pürüzsüz iç cephe kurulumunun bir sarılma ve barışmadan ibaret olmadığı en güçlü rakiplerini kendi derdiyle uğraşır duruma sokarak amaç ve hedef saptırmak olduğu anlaşılıyor. Kürtler süreç denen sonsuzluk içinde hem felç ediliyor hem de potansiyel ayrışmanın tohumları yeşeriyor. CHP yerelden merkeze kadar operasyonlarla yolsuzlukların, usulsüzlüklerin merkezi haline getirildi, belden aşağı vuruşlarla partinin kan kaybetmesine uğraşılırken CHP kitlesinin canı acıtılıyor ve güven bunalımına sokuluyor.
İktidar bileşenleri yoksul ve aç bıraktıkları, biber gazı, tazyikli su ve hapis cezası ile korkutmaya çalıştıkları nüfusun kendilerinden yüz çevirmesine, baktıkları yerde AKP’den başka bir şey görmemelerini sağlayacak biçimde yanıt veriyor; yalan, şiddet ve Goebbels’i cehennemde ‘Trumpstein’ güruhunu aktüelde sevindiren taktiklerle.
Çünkü iç cephenin düzeni dış cephedeki ittifakın da şartı. Hayır ‘İsrail bize saldıracak’ diye değil! Fosil yakıt hatlarının, kara ve deniz ticaret yollarının, jeostratejik elverişliliğin, dünya tekellerine bürokratik hiçbir engel çıkarmadan peşkeş çekilen halkın geçim ve yaşam kaynaklarının, organize sanayi bölgelerinde teminat olarak gösterilen ucuz ve örgütsüz emeğin, aynı tekellere yatırımlar karşılığında sağlanan vergisiz ihracatın, madenlerin, nadir elementlerin, altının vb. her şeyin sahibi haline getirilen mali sermayenin şartı bu. Trump’ın Erdoğan’a övgüleri sürdükçe selamet bulan dış cephe kuruluşunun koşulu kısaca. Bu rejim peşkeş ve rant mekanizması sorunsuz çalışsın; tek kişinin emriyle bütün memleket bu dış gücün ayağına serilsin diye. Yasama, yürütme ve yargı aynı kişiye bağlansın, pürüzler bir komutla ortadan kalksın diye. O kadar ki kontrol edilemez tercihler nedeniyle seçimlerin bile bir yük haline geldiği, çok partili parlamenter yasamayı savunan yakın partilerin bile düşmanlaştırıldığı bir süreç bu.
ABD’nin İran’a saldırısına karşı çıkan ve Özgür Özel gibi sosyalist enternasyonal üyesi Pedro Sanchez’e de bizimle eş zamanlı olarak yolsuzluk operasyonu düzenlenmesi bu iç cephe dış cephe arasındaki diyalektik ilişkinin sadece Türkiye’ye mahsus bir ilişki olmadığını gösteriyor.
Kitlelerin kanun ve kural, yargı ve hukuk iddiaları karşısındaki ‘eski Türkiye’den baki rehavetini kötüye kullanan iktidar en çok bu kurumlara atıfta bulunarak kurduğu rejimi resetliyor. Hukuki yollar ezilenler için çıkışı olmayan bir labirente dönüştürüldü. Bugün CHP’ye kayyım atanmasıyla ilgili söylenen yalanların yüksek ücretin yüksek enflasyon getirdiği yalanıyla ilişkisi kurulamazsa birazı evlilik birliğini düzenleyen medeni yasadan birazı borçlar hukukundan alınmış butlan yasası gibi bir ucubelik hukuka eklenecek ve insanların buna inanması için de ‘ama şu ama bu’ veya ‘Hiçbir şey olmamışsa bile bir şeyler oldu’ diye kafalar karışacak.
Ama butlan bumerangı geri dönebilir. Olan bitenden partisini sıyıran Ömer Çelik’ten farklı olarak halk bu işte ‘Bizlik bir şey var’ derse işin rengi değişir.
Evrensel'i Takip Et