Butlan saldırısıyla gelinen nokta
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi CHP’nin 4-5 Kasım 2023 tarihinde gerçekleşen 38. Olağan Seçimli Kurultayının mutlak butlan gerekçesiyle iptaline karar verdi. Mahkeme, yargılama devam ederken 6 Nisan 2025’te gerçekleştirilen 21. Olağanüstü, 21 Eylül 2025 tarihinde gerçekleştirilen 22. Olağanüstü ve 28-30 Kasım 2025’te yapılan 39. Olağan Kurultayları ve bu kurultaylarda alınan bütün kararları da iptal etti.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, 4-5 Kasım 2023 tarihli 38. Olağan Seçimli Kurultaydan önceki duruma dönülmesine karar verirken, CHP’nin 8 Ekim 2023 tarihli İstanbul İl Kongresini de iptal etti ve il örgütünde de Kongre öncesi duruma dönülmesi yönündeki karara imza attı.
CHP yönetimi Yargıtaya ve Yüksek Seçim Kuruluna karara karşı itirazını yaptı ancak önce Yargıtay ardından Yüksek Seçim Kurulu itirazları reddetti. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, Yargıtay ve Yüksek Seçim Kurulunun kararları tarihsel bir dönüm noktasına denk düşüyor ve gönderilen mesaj CHP’nin siyasal varlığının ötesine geçen bir anlam taşıyor.
‘Rejim aklı’nın hukuk düzenine saldırısında gelinen aşama
Bayram tatilinden bir gün öncesine denk getirilen bu karar, içeriği yanı sıra cetvelle çizilmiş hesaplılığı ile de yargının araçsallaştırılmasında gelinen aşamaya ilişkin çok şey söylüyor. Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’ye yönelik butlan kararının açıklanmasından bir gün önce yayımladığı video kaydının zamanlaması, planlı bir çalışmanın varlığını teyit ediyor.
Mutlak butlan kararıyla gelinen nokta, siyasal iktidarın hukuk kurumlarını tamamıyla siyasallaştırdığını ve temel haklara riayet sorumluluğuyla bağını koparttığını açıkça gösteriyor. Erdoğan rejiminin zihninde aslında iktidar aygıtını ‘denetlemek’ ve ‘uygulamalarda keyfiliği’ önlemek için üretilmiş olan ‘hukuk devleti fikri’nin yerini hukuk üzerinden siyasal alanı ihtiyacına göre inşa etme gayretinin aldığı gün gibi ortada.
‘Hukuk devleti’ çerçevesiyle aradaki köprülerin gizlenme ihtiyacı hissedilmeksizin imha edilmiş oluşu, ‘burjuva demokrasisi’nden vazgeçildiğini göstermesinin yanında rejimin yargı yoluyla darbe sürecini tırmandırma niyetini de ifşa ediyor. “Yasallık” görüntüsü altında temel hak ve özgürlük değerlerinden bu ölçüde uzaklaşılmış olması, ülke tarihinde kritik bir dönemeçte olduğumuzu gösteriyor.
Butlan kararıyla yaşatılan aslında ilk değil
Butlan kararının bir ihtimal olarak gündeme gelişinden bu yana benzeri bir durumun siyasal tarihimizde yaşanıp yaşanmadığı tartışılıyor.
21 Temmuz 1946’da, Türkiye’de tek parti döneminin ardından yapılan ilk seçimlerden bu yana demokrasi hiçbir zaman arzu edilen düzeyde olmadı. Temel hak ve özgürlüklere erişim burjuva seçkinleri ve onlarla birlikte saf tutanlarla sınırlı kaldı. Bu doğrultuda Türkiye’de yargı eliyle yapılan siyaset mühendisliğine ilişkin liste hayli uzun.
Türkiye Cumhuriyeti tarihi boyunca Kürt siyasal hareketine ve İslamcı gelenekten gelen partilere yönelik pek çok kapatma davası açıldı. Bu kapatma davalarına eşlik eden meşruiyet dışı baskı ve liderler düzeyindeki tutuklamalar gündemden hiç düşmedi.
Bugün içinden geçtiğimiz ortama en çok benzeyen dönem 1950’lerin ikinci yarısı oldu. 1954 seçimlerinde, seçim sistemindeki çarpıklıklar nedeniyle oy oranının çok üzerinde bir parlamento temsiliyetine sahip olan Demokrat Parti yönetiminde basına, akademiye ve siyasetçilere yönelik yoğun baskılar yaşandı. Ancak, içinden geçtiğimiz dönemde görülen düzeyde bir müdahaleden bahsetmek mümkün değil.
Bahçeli’nin söyleminde 2016 deneyiminin izleri
Farklı bir siyasal içeriğe sahip olsa da güncel butlan darbesini andıran bir siyasal mühendislik denemesi Cumhur İttifakı kurulmadan önce, MHP’ye yönelik olarak kurgulanmıştı.
MHP 1 Kasım 2015 seçimlerinde, ondan önceki 7 Haziran seçimlerine göre 40 milletvekilli daha az kazandığında Meral Akşener, Sinan Oğan, Koray Aydın ve Ümit Özdağ genel başkanlığa aday oldular. Bu eğilim olağanüstü kurultayda genel başkanlık için seçim yapılamayacağına ilişkin MHP tüzük maddesine dayanılarak engellenince, muhalif adaylar tüzük kurultayı toplamak için yeterli olan 547 delege imzasıyla 15 Ocak 2016’da MHP Genel Merkezine başvurdular.
Genel Merkezin kurultay talebini reddetmesi üzerine muhalifler yargı yoluna gitti. Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesi 8 Nisan’da muhalifleri haklı bularak, olağanüstü kurultaya gidilmesini kararlaştırdı. Ancak MHP Genel Merkezinin bu karara karşı yaptığı başvuru sonucunda, Tosya ve Gemerek Asliye Hukuk Mahkemelerinin kararıyla, Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesinin kararı durdurulmuş oldu ve konu Yargıtaya taşındı.
Dosya Yargıtayda incelenmekteyken, Ankara 25. İcra Dairesi Tosya ve Gemerek Asliye Hukuk Mahkemelerinin kararı doğrultusunda Ankara Valiliğine bir yazı göndererek, kongrenin engellenmesini talep etti. Bunun üzerine parti içi muhalefetin kongrenin yapılması yönündeki başvurusunu inceleyen Ankara 2. İcra Hakimliği seçimli bir kongrenin yapılmasının önünü açmıştı.
Sonuç olarak parti içi muhalefetin tüzük değişikliği konusunda başarılı olmasına rağmen, MHP yönetiminin Yüksek Seçim Kuruluna yaptığı başvuruyla seçim yapılmadı. Oluşan tepki İyi Partinin kurulmasının ve Meral Akşener’in ihtiyaç oldukça güç odakları arasında saf değiştiren siyaset yapma tarzının önünü açmış oldu.
Devlet Bahçeli’nin mutlak butlan kararının ilanından sonra “Sayın Kılıçdaroğlu, kendisine yapılan haksızlığın kabul edildiğini, bununla birlikte 13 yıl genel başkan olarak görev yaptığı bu köklü kurumu incitmemek, yaralamamak ve bir kaosa sebebiyet vermemek üzere tarihi bir sorumluluk üstlenmelidir. Hukukun da cevaz verdiği çerçevede Sayın Özgür Özel ile görüşerek CHP’nin geleceğine ilişkin bir ortak formül oluşturmak amacıyla feragat ettiğini belirtmelidir” sözlerinde yukarda bahsi geçen dönemde partisine yönelik yargı eksenli müdahalelerin etkisini akılda tutmak gerekiyor. Bahçeli’nin bu sözleriyle Erdoğan yönetiminin bu konudaki eğilimi arasındaki makasın ne sonuçlar üreteceğini önümüzdeki günler gösterecek.
Korku duvarına karşı
‘Mutlak butlan’ kararı Türkiye’yi öncesine göre daha koyu bir baskı ortamına sokmuş bulunuyor. Piyasalardaki sert düşüş emekçilerin yükünü daha da ağırlaştıracak. Merkezinde CHP olsa da siyasal ortamı bir bütün olarak kapsayan, geleceğine sahip çıkanları korkutma amaçlı bu tehdide karşı yapılabilecekler bir başka yazıda tartışılacak.
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et