Mutlak butlanla malul ‘hukuk’ meşruiyet sağlamaz
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesinin CHP’nin 4-5 Kasım 2023’te yapılan 38. Genel Kuruluyla ilgili verdiği “mutlak butlan” kararını ve etkilerini sadece hukuk çerçevesinde değerlendirmek, olanları açıklamaya ve yarınlarımıza yön vermeye yetmeyecek. Çünkü ülkede anayasal bir düzen ve hukuk yok. Dolayısıyla hukuki hataları tespit ederek ve hukuken doğru olanı ortaya koyarak “hukuk devletinin” olmazsa olmazı demokratik güvencelere sahip olamayacağız.
Ancak meselenin başka bir boyutu daha var. Meşruiyetinin kaynağı seçim olan tüm iktidarlar, şöyle veya böyle toplumsal destek sağladıkları oranda iktidarını sürdürebilirler. İstanbul, Ankara ve İzmir’i kazanma iddiasıyla girdiği 2024 yerel seçimlerinde büyük bir hezimet yaşayan, bırakalım bu üç büyük kenti kazanmayı neredeyse tüm büyük şehirleri kaybeden AKP iktidarı zor durumdaydı. Ekonomik veriler kötüyken, yürüttüğü, tercih ettiği politikalar halkı yoksullaştırırken, işçilerin, halkın ekmeği küçülürken desteğini artırma şansı da yoktu.
AKP, bu noktada iktidarını sürdürmenin yollarından birisi olarak hukuku araçsallaştırmayı seçti. İktidarı için yakın tehdit olarak gördüğü ana muhalefet partisi CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptalini, 19 Mart 2025’te başlayan operasyonlar sürecini “Organize yolsuzluğu önleme süreci” olarak yansıtmaya çalıştı. Yakın tehdidi bertaraf etmek için ana muhalefet partisi CHP’nin de itibarsızlaştırılması, organize yolsuzluğun bir parçası olarak mahkum edilmesi gerekiyordu. Bunu başaramayınca yine yargı eliyle siyasi rakibini dizayn etmeye girişti. İktidar, bizzat biçimlendirdiği mahkemelerde üretilen “mutlak butlan” dahil yargı kararlarını, iktidarının dayanağı olarak kullandı, kullanıyor ve kuşkusuz kullanmaya devam edecek.
Zorlama yöntemler ve yorumlar
İktidar hukuku kullanırken daha önce kullanılmayan, hukuk düzeninde olmayan yöntemleri tercih ediyor. Seçim hukuku ve siyasi partiler hukukunu hiçe sayarak genel mahkemeleri devreye sokmak bu yöntemlerden birisi oldu. Seçim kurullarının, Yüksek Seçim Kurulunun denetiminden geçmiş ve kesinleşmiş işlemler asliye hukuk mahkemelerine taşındı. Halbuki bu konuda yetkili YSK’dir ve yasaya ve Anayasa Mahkemesine göre Siyasi Partiler Kanunu’nda öngörülen süreler geçtikten sonra siyasi partinin organ seçimlerinin kanuna aykırılığı ileri sürülemez. Kaldı ki bir an aksi düşünülse dahi mutlak butlan halleri “tam kanunsuzluğa” eş değer olup süresi geçtikten sonra da YSK önüne taşınabilirdi. Taşınmadı çünkü tam kanunsuzluğa eş değer bir mutlak butlan hali söz konusu bile değildi.
Butlanın başka sonuçları da olabilir
Hukuk fakültelerinde, bir hukuki işlemin veya sözleşmenin baştan itibaren geçersiz ve hükümsüz olması hali olan butlana örnek olarak evli bir kişinin yeniden evlenmesi, evlenmenin yasak olduğu dayı, amca, hala, teyze ile evlilik, hak ehliyeti olmayan akıl hastasının yaptığı işlemler verilir. Bu işlemler ölü doğmuş kabul edilir ve baştan itibaren geçersiz sayılır.
Mutlak butlan kararı tespit hükmünde olduğundan kesinleştiğinde uygulanabilir. Ama her şey o kadar “ince” planlanmıştı ki Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, tedbir kararı vererek derhal uygulanmasının yolunu da açtı. Belki de bu kararı temyiz etme hakkı bulunan yönetimi fiilen görevden alarak temyiz yolunu bile engelleyecekler. En azından bunu hedefliyorlar.
Butlan yerine iptal kararı verilse, CHP’nin 39. Olağan Kurultayı 28-30 Kasım 2025 tarihlerinde yapıldığı ve YSK denetiminden geçtiği için herhangi bir etkisi olmayacaktı. Tedbiren uygulanmaya başlanan mutlak butlan kararına göre ise CHP’de 4-5 Kasım 2023 öncesine dönüldü. 5 Kasım 2023’ten sonraki işlemler geçersiz sayıldı. Buna sadece CHP kurultayı yönünden bakılmaz da parti kararıyla milletvekili ve belediye başkanı adayı gösterilen ve seçilen kişiler yönünden bakılırsa sonucu ne olacak? Adaylıklar Parti Meclisi kararıyla belirlendiğine, Parti Meclisi de yok hükmünde olduğuna göre işin içinden nasıl çıkılacak? Belediye başkanları ve milletvekilleri de mi seçilmemiş sayılacak? Belediye başkanlarının ve milletvekillerinin yaptığı işlemler de mi geçersiz sayılacak? Bu sorular tam bir hukuki çıkmaza işaret ediyor. Ama mesele çoktan hukuk düzleminden çıktığına hukuk iktidar için araç olduğuna göre, iktidarın butlan kararının art etkileri bakımından ihtiyacı olanı yapmaya çalışacağını söylemek için kahin olmaya gerek yok.
Neden sadece CHP meselesi değil?
Kurgulanan ve adım adım hayata geçirilen sistemin bugün CHP’yi hedeflemesinin temel nedeni CHP’nin mevcut konumu ve en yakın iktidar adayı olmasından kaynaklanıyor. Bu konumdaki CHP değil de başka parti olsa, benzer operasyonların hedefi olacağı kuşku götürmez bir gerçeklik. Öyle ya mesele yolsuzluk olsa, operasyonlar sadece CHP’nin seçilmiş yönetimiyle uyumlu belediyeleriyle sınırlı olmazdı.
Hukukun bizzat iktidar tarafından ayaklar altına alınması pahasına yapılanlar büyük resme bakmayı kolaylaştırıyor. Büyük resme bakınca da asıl amacın iktidarın seçimler yoluyla el değiştirmesini önlemek ve mutlak iktidarı güvenceye almak olduğu rahatlıkla görülebiliyor. Mutlak iktidar demek, kırıntı düzeyindeki demokratik hakların da kullanılamaması demektir. İfade özgürlüğünün, örgütlenme özgürlüğünün, sendikal hakların, grev hakkının yok edilmesi demektir. İşte mesele bu nedenle sadece CHP’nin meselesi değil.
CHP’nin meselesi olmadığını birkaç günde yaşananlar gösterdi. Muhalefet partileri, sendikalar, meslek odaları, barolar olan bitene sesiz kalmadı ve tehlikenin farkında. Bu farkındalık iktidarın hukuku araçsallaştırarak meşruiyetini sağlayamayacağının, rıza üretemeyeceğinin göstergesi durumunda.
Evrensel'i Takip Et