2025’in bilançosu
Takvimler 2026’nın ilk gününü gösterirken, geride bıraktığımız 2025 yılının emek cephesindeki bilançosu oldukça ağır bir tabloyu önümüze koyuyor. İşçi sınıfının en temel hakları ve kazanımlarına yönelik saldırıların sistematik bir hal aldığı, baskı ve gözdağının üretim alanlarından başlayarak toplumsal yaşamın her alanına etkisini hissettirdiği bir yılı daha geride bıraktık.
2025 yılı hiç kuşkusuz egemenler için dikensiz bir gül bahçesi yaratma çabalarının yılı olarak hatırlanacak. İşçi sınıfı açısından ücretlerin sert şekilde baskılandığı, hayat pahalılığının milyonlarca emekçiyi perişan ettiği, hane halkı açısından ülke tarihinin en yüksek borçlanma seviyelerine ulaşıldığı bir yıl geçirdik. İşin kötü tarafı 2025’te oluşan bu bilançonun bütün ağırlığı ile 2026’ya devredilmiş olması.
2025, önceki yıllarda olduğu gibi, sermaye açısından olumlu olan gelişmeler, emekçi sınıflar açısından ciddi olumsuzlukları, önemli hak kayıplarını, özellikle emekçilerin çalışma ve yaşam koşulları açısından ciddi geriye gidişlerin yaşandığı bir yıl oldu.
Sermaye ve hükümet attığı her adımda planlı ve “organize” bir şekilde hareket ederken, emek cephesi ve sendikalar genellikle karşı tarafın hamleleri üzerinden tutum belirlemeye çalıştılar. Bu durumun kaçınılmaz bir sonucu olarak, kendilerinden beklenen itiraz ve karşı koyuşları gerçekleştirmekte zayıf ve etkisiz kaldılar.
2025 yılı, önceki yıllardan daha yoğun bir şekilde, hükümetin kendisi gibi düşünmeyen herkesi, kişileri ve kurumları potansiyel hedef haline getirdiği bir yıl oldu. 19 Mart ve sonrasında yaşanan siyasi operasyonlar, gözaltı ve tutuklamalar iktidarın baskıcı-otoriter uygulamalarına itiraz eden herkes için büyük bir gözdağı oldu.
Geçtiğimiz yıl Türkiye’nin pek çok bölgesinde toplumun çeşitli kesimlerinin kendi özgün talepleri etrafında çok sayıda eylem ve direniş yaşandı. Ancak bütün bunların genellikle birbirinden kopuk ve dağınık olarak gerçekleşmesi, emek cephesinin gerçek gücünü göstermesini büyük ölçüde engelledi. Ülkenin dört bir yanından birbirinden ayrı ve bağımsız olarak gerçekleşen çeşitli mücadele deneyimlerini ortak bir zeminde birleştirmek için gerekli adımlar atılamadı.
Sermaye güçleri, her geçen gün artan sömürü üzerinden servetlerini arttırırken, emekçilerin, emek örgütlerinin biriktirecekleri en değerli şey, insanca bir yaşam için verdikleri mücadele ve bu mücadele içinde edindikleri deneyimlerdir. İşçi sınıfı ve onun örgütlü güçleri, başarılı ya da başarısız mücadele deneyimlerini biriktirdikçe, sürekli tekrarladıkları hatalardan ve örgütsel zayıflıklardan arındıklarında geleceğe güvenle uzanabilirler. Çünkü örgütlü mücadele, sadece doğruların birikmesi ile değil aynı zamanda sürekli tekrarlanan yanlışların ayıklanabilmesi ile ilerler.
Emekçiler ve onların örgütleri, kendi varlığına ve en temel haklarına yönelen saldırılar karşısında her seferinde aynı tarz “protestocu” tepkileri göstererek değil, yaptıklarının üzerine sürekli yeni bir şeyler koyabildiği ölçüde gelişip, güçlenebilir. Emek mücadelesini daha ileriye götürebilir.
Her yeni yıl, aynı zamanda yeni başlangıçların, geleceğe dair umut verici adımların işareti olabildiği oranda anlamlıdır. Eskisinden öğrenilenlerin üzerine bir şeyler konulabilirse, yenisini daha iyi yaşama fırsatını yakalanabilir. Bu nedenle 2026, emekçiler açısından sadece yeni bir takvim yılı değil, aynı zamanda dağınıklığı aşma, güçleri birleştirme ve kaybettiklerini geri alma iradesinin yılı olmak zorunda.
Hak gasplarına karşı sürekli aynı tepkileri tekrar eden değil, mücadeleyi büyüten; sadece itiraz eden değil, örgütlenen; bekleyen değil, harekete geçen bir mücadele hattı kurulmadığı sürece değişen bir şey olmayacak.
Yeni yılınız kutlu olsun…
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et