İki manşet ve pis bir iş
16 Haziran’da atılan iki manşetten biri Yeni Şafak’a, diğeri ise Cumhuriyet’e ait. “Bu iş İsrail’in hepimiz için yaptığı pis iştir” açıklaması ise Almanya Başbakanı Merz’e ait. Şimdi ayrıntıya girelim. Yeni Şafak’ın manşeti “İsrail ve İran Alev Alev”. Cumhuriyetin manşeti ise “Hedef Rejim”. Yeni Şafak’ın manşeti gizlenemeyen bir sevinci açığa vuruyor. Yahudi İsrail ve Şii molla rejimi çatışmakta ve birbirini, yemektedir. Mezhepçiliğin Yeni Şafak’ı getirdiği yer burasıdır. İran’ın ABD emperyalizminin bölgedeki ileri karakolu siyonist rejim tarafından bombalanması eller ovuşturularak seyredilecek bir gösteridir. Onlara göre İran ‘Şii hilali’nin merkez ülkesidir ve bombalanması ve harabeye dönmesi keyifle izlenmelidir.
Cumhuriyet ise “Hedef Rejim” manşetini atarak İsrail siyonizminin şimdiki yöneticilerinin sözlerini öne çıkarmış. O da İran rejiminin dinci, gerici karakterine atıf yapıyor ve molla rejiminin hedef alındığını okuyucularına duyuruyor. Sanırsınız ki, ABD emperyalizminin Ortadoğu’daki vurucu gücü dinci siyonizm İran’a özgürlük, demokrasi ve laiklik getirecek! Cumhuriyet gazetesini yönetenlere: İran’daki eski Şah rejiminin ve onun istihbarat örgütü SAVAK’ın İran halkının celladı olduğunu, özgürlük, demokrasi ve bağımsızlık için mücadele eden İranlıları katlettiğini, o dönemde İran’ın Filistin sorunu nedeniyle patlayan İsrail-Arap savaşlarında kararlı bir biçimde İsrail’in yanında durduğunu, onu desteklediğini, ABD ve Batı emperyalizminin desteği ile sözde “komünist yayılmaya” karşı nükleer teknolojiyi geliştirmesi için desteklendiğini hatırlatmanın bir yararı olur mu bilinmez. Ama tarihsel gerçeklerin de üstü örtülemez.
Değişik amaçlarla atılan bu farklı iki manşetin ortaklaştığı nokta İran’ın dinci rejiminin yıkılmasıdır. Ama Almanya Başbakanı Merz gerçekte olup bitenin ne olduğunu bize hatırlatmaktadır. Diyor ki: “Bu, İsrail’in hepimiz için yaptığı pis bir iştir. Bizler de bu rejimin mağduruyuz. Bu mollalar rejimi dünyaya ölüm ve yıkım getirdi.” Ortadoğu’ya ölüm ve yıkımı kim getirdi? Irak’ı, Suriye’yi, Libya’yı mollalar mı yıktı? Irak ve Eski Lideri Saddam, ABD ve Batı’nın yol vermesi ile mollalarla uzun yıllar savaştı. Ama mollaların onu yıkacak gücü yoktu ve hiç olmadı. Saddam’ın ülkesi ABD tarafından yıkıldı, işgal edildi, yüz binlerce Iraklı ve on binlerce Kürt katledildi. Suriye ve Libya’nın başına gelenler ise çok iyi biliniyor. Bunlar unutulmuşsa, önümüzde sürüp giden ve Batılı emperyalistlerin sessizce izledikleri, destekledikleri bir Gazze katliamı ve soykırımı var. İsrail siyonizmi orada kan içiyor, ölüm yağdırıyor. Merz bunları söylerken, kendi emperyalist çıkarlarının peşindeki Macron ise “Rejime askeri müdahale büyük hata olur… herhangi biri 2003’te Irak’ta yapılanın doğru fikir olduğunu düşünüyor mu?.. Libya’da yapılanın doğru fikir olduğunu düşünüyor mu? Hayır” diyor. Macron anlaşılan Libya’ya ilk bombaları kendi uçaklarının attığını unutmuş! Fransız sömürgeciliğinin Afrika’daki pis işlerini de. Bugün İsrail siyonizminin yaptığı askeri müdahale değil öyle mi? İngiltere’nin bu ülkelerde oynadığı uğursuz roller ise çok iyi bilinmekte. G7 ülkeleri de son toplantıda “İsrail’in kendini savunma hakkı var” açıklamasını hep birlikte yeniden yaptılar. Yani “pis işlere” devam ve destek kararı verdiler.
Şimdi gelelim sorunun özüne. Bu savaşa İran neden olmadı. Emperyalizmin saldırısına uğrayan ülke İran’dır. Elinde onlarca nükleer bomba bulunan İsrail’e karşı İran’ın kendisini savunma hakkı meşru ve haklıdır. İran’ın mollalar tarafından idare edilmesi saldırının gerekçesi yapılamaz ve zaten asıl mesele de bu değildir. Mesele İran’ın kendi gerici planlarının çıkarı için, Ortadoğu’da ABD ve Batılı emperyalistlerin planlarına karşı çıkan bir devlet olmasıdır. İran boyun eğmiş, Şah gibi emperyalistlerin kuklası olmayı kabul etmiş olsaydı, nükleer program bir sorun olmazdı.
İran rejimine gelince: Molla rejimini devirmek, her halkın kendi gericilerini ve sömürücülerini devirme hakkı gibi, İran halkının da hakkı ve görevidir. Son yıllarda gerek işçi hareketi gerekse de kadın ve gençlik hareketi gelişmekte ve güçlenmektedir. Onlar son yaptıkları açıklamalarla savaşın yıkımına ve emperyalist müdahaleye karşı çıkarken, mollaların diktatörlüğüne de boyun eğmeyeceklerini, mücadelelerini sürdüreceklerini tüm dünyaya ilan etmişlerdir. İran halkı köklü bir kültüre sahip, mücadeleci geleneklere sahip bir halktır. Onların en mücadeleci kesimleri iç gericilikle mücadele ederken, dış düşmanların iş birlikçisi konumuna düşmeyecek, bu mücadeleyi verirken de mollaları güçlendirmeyecek ve onların yönetimini desteklemeyecek, bağımsızlık, demokrasi, laiklik ve eşitlik ideallerini savunan bağımsız bir çizgi izleyecek birikime ve olgunluğa sahiptir.
Ne mezhepçi yaklaşımlar ne iktidarın “Sıra bize gelecek” propagandası ile içeride halka diz çöktürme çabaları, ne de emperyalist müdahalelere bel bağlayan laikçilik bölge halklarının emperyalist müdahale ve yıkımlara karşı birlikte mücadele etmelerinin önünü kesemeyecektir. Emperyalizmin ve siyonizmin emperyalizm destekli son saldırısı bölge halklarının gözünü biraz daha açmıştır ve onlar geleceğin halkların ortak mücadelesi ile inşa edilebileceğini er geç göreceklerdir.
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et