19 Mart 2026 00:12

Yaklaşık son yarım asırda mitolojiyi kendi güncel ulusal ve politik mücadelesi ile güçlü bir biçimde ilişkilendiren mücadelenin hangisi olduğu araştırılsa, bunun yanıtı tereddütsüz Kürt ulusal hareketi olurdu. Demirci Kawa’nın zalim Dehaq’a karşı mücadelesi asırları aşarak Kürt halkının zalime ve zulme baş kaldıran mücadelesinde tekrar tekrar ete kemiğe büründü. I. Dünya Savaşı öncesi o dönemin güçlü emperyalistlerin bölgeyi paylaşma planları, savaşın sonunda bütünüyle olmasa da Kürdistan özelinde gerçeğe dönüştü. Kürdistan artık dört parçaydı. 

Dört parça Kürdistan demek; dört parçaya bölünmüş bir halk, dört parçaya bölünmüş bir ulusal hareket, dört parçaya bölünmüş bir mücadele demekti. Bu aynı zamanda ulusal birliğin oluşmasının önünde engel, ortak ve birleşik mücadelesinin yürütülememesinin temel nedeni, farklı sosyoekonomik yapılar, farklılaşan uluslaşma süreci demekti. Dehaq bir değil, bölgenin gerici devletlerinin şahsında artık dört taneydi. Buna karşın Demirci Kawa bir kişi değil, bütün bir halk ve onun mücadelesinde simgeleşen örgütlülüktü. Demirci Kawa’nın çekici artık milyonların elindeydi.

Açıkça görüldü ki bu mücadele yaklaşık son 50 yılda bütün bu zorlukların üstesinden gelen, bölgede yaşayan Kürt halkının ulusal duygu birliğini geliştiren, dayanışmayı güçlendiren bir yönde gelişti. Ve bu mücadele sadece bölgede bölünmüş bir halkı değil, Avrupa başta olmak üzere, neredeyse tüm dünyaya sürgün olarak yayılmış durumdaki Kürt halkını ayağa kaldırmayı başardı. Bu ayağa kalkışın Suriye’de hazırlanan ve tertiplenen bir katliamı önlediği, cihatçı artıklarını bir anlaşmaya zorladığı artık bilinen bir gerçek.

Kürt ulusal hareketi, özellikle Türkiye Kürdistan’ında-Bakur- mücadelenin her biçiminin verildiği tarihsel bir süreçten geçti. Ulusal kurtuluş mücadelesi bağlamında, Vietnam ve onun daha özel koşulları dışta bırakılarak tespit etmek gerekirse, Kürt halkının mücadelesi tarihin gördüğü en kitlesel, en kararlı, en fedakar, politik taktikleri en yetenekli kullanan ulusal mücadele oldu. Köylerin boşaltılması, koca koca yerleşim yerlerinin yerle bir edilmesi, seçilen yerel yöneticilerin her defasında görevden alınması ve tutuklanması bu mücadeleyi ne engelleyebildi ne de onu vazgeçirebildi.

Kürt halkının bölgedeki bölünmüşlüğü, bölgenin gerici devletlerinin onlar üzerinde yürüttüğü inkar, katliam, asimilasyon politikaları, emperyalist büyük devletlerin bölgeye ilişkin çıkar ve stratejileri iç içe girerek, karmaşıklaşarak bir dönem boyunca sürüp gitti ve halen de bu süreç sonuçlanmadı. Bu durum bölge devletlerinin “Kürtlerin emperyalizmin, dış güçlerin oyuncağı olduğu” demagojisini sürekli besledi, Kürt halkının taleplerinin karşısına hep bu gerekçelerle dikilindi. Oysa sorunun temeli ve özü bir halkın en doğal haklarının kabul edilmesi, bunun üzerinden eşit ve demokratik bir ilişki kurulması, barışın ve kardeşliğin -kapitalizm koşullarında ne kadar olabilirse- egemen olduğu bir düzenin kurulması idi. Emperyalistlerin istismar ettiği, sonra bir anda sırt çevirdiği Kürt halkının bu haklı talepleri idi ve bölgenin gerici devletleri bu hakların tam karşısındaydı.

Bölge pek çok altüst oluş yaşadı. Bölgeye emperyalist müdahale hiç eksik olmadı. Bunun sonucunda eski devletler yıkıldı, yerine yenileri kuruldu, pek çok şey değişti. Ama tek değişmeyen gerçek Kürtlerin durumu ve statüsü oldu. Elbette kısmi kazanımlar ve mevzi ilerlemeler gerçekleşti. Sorun, bazı bakımlardan artık 50 yıl öncesi gibi değil. Türkiye Kürdistan’ında Kürt ulusal hareketini temsil eden politik örgüt çok önemli stratejik bir adım attı. Bu adımın özü politik mücadelenin sürdürüleceği, silahlı mücadelenin bırakılması idi. Yani Kürt ulusal hareketinin tarihinde yeni bir sayfa açılmıştı. Mücadele artık daha uygun araç ve yöntemlerle sürdürülecekti. Bu süreç bazı çevrelerce teslimiyet, uzlaşma, mücadeleden vazgeçme biçiminde yorumlandı ve temkinli bir bekleyişle, umutsuzluğun birbirine karıştığı karmaşık duygulara da yol açtı.

Oysa ulusal mücadele de dahil olmak üzere hiçbir mücadele aynı biçimde, aynı koşullarda, aynı politika ve taktiklerle devam etmez, edemez. Değişen koşular taktiklerde, örgütsel biçimlerde, mücadele yöntemlerinde belirli düzeltmeleri, değişiklikleri, yeni yöntem ve araçları devreye sokmayı gerekli ve zorunlu kılar. Süreci yürütenler konusunda açık ve net bir fikre sahip olamasak da, bu süreci, geçmiş mücadelelerine ve tecrübelerini göz önüne alarak bu sürecin Kürt halk kitleleri üzerinde dönüştürücü ve daha da geliştirici sonuçlara yol açacağını öngörebiliriz.

Newroz sadece doğayı uyandırmıyor. Newroz aynı zamanda halk kitlelerinin yeni bir mücadeleye uyanmasını da beraberinde getiriyor. Bu mücadelenin şimdilik görülebilen yönü, Kürt halkının demokrasi ve eşitlik mücadelesinde yalnız yürümeyeceği, bu yolu uyanmakta olan Türk halkıyla birlikte yeni bir geleceği kurmak üzere yürüyeceğidir. Kürtler üzerine gerici hesaplar yapanlar, onları peşinen emperyalizm cephesine yerleştirenler ise kendi gerici, şoven çukurlarında debelenmeye devam edecekler. Gelecek bölge halklarının olacak. Newroz pîroz be 

  

 

Evrensel 31 yaşında!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Ahmet Yaşaroğlu

Newroz pîroz be 
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et