22 Mart 2026 00:10

'Kağıttan kaplan'

“ABD olmadan NATO kağıttan kaplandır.” Bu sözlerin sahibi NATO ülkelerine Hürmüz çağrısı yapan ve beklediği olumlu yanıtı alamayan ABD Başkanı Trump’tır. NATO’nun Avrupalı ortaklarından olumlu yanıt alamayan Trump’a politik destek, beklediği yerden değil, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 12 Müslüman ülkeden geldi. Yaptıkları ortak açıklama ile İran’ı kınadılar, saldırılarını derhal durdur, Hürmüz’ü aç dediler. Saldırı dedikleri Körfez ülkelerini üs olarak kullanan ABD’nin bu ülkelerdeki askeri varlığının İran tarafından vurulması. Oysa İran’ın çevresinde kendine karşı yöneltilmiş her tehdide saldırma hakkı var ve kendisini savunmak için İran’ın yaptığı da bu. Sadece politika değil, askeri strateji ve taktik de bunun böyle olmasını gerektiriyor. Gazze’de 70 binden fazla Filistinliyi çocuk, kadın demeden katleden İsrail’i seyreden bu ülkelerden zaten farklı bir tutum beklenebilir miydi?

Gelelim NATO ülkelerine. ABD yakın zamana kadar kendi operasyon ve saldırılarında resmi olarak NATO şemsiyesi kullanmasa da Avrupalı müttefiklerinin, özellikle en irilerinin askeri, lojistik vb. desteğini hep arkasına aldı. Ufak tefek çatlaklar ve zayıf itirazlar dışında buna karşı çıkılmadı. Trump’ın birinci ve ikinci dönemdeki iktidarı, bu ilişkileri zayıflatan ve gevşeten, NATO’nun varlığı ve etkinliğini tartışma masasına yatıran bir dönem oldu. “NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti”den “Avrupa artık kendi yolunu çizmelidir”e varan pek çok çıkış yapıldı ve halen de yapılıyor. Avrupalı müttefiklerin son çıkışı “Bu bizim savaşımız değil” oldu.

Peki kendi savaşları olması için ne gerekiyor? ABD emperyalizminin hedefindeki İran ve bölgenin başta petrol ve doğal gaz olmak üzere doğal kaynaklarından pay almak! Birinci ve ikinci Irak saldırısına da, Libya ve Suriye’nin yıkılmasına da bu amaçla katılmışlardı. Saldırı için ortaklık kuruyorlar, ama her bir ortak kendi gerici ve çıkarcı amaçlarının peşinde koşuyordu. Ama sonuçta kendilerine yağlı bir parça düşmemesi büyük hayal kırıklığı yarattı. Ama ABD emperyalizminin tavrı açık: Diyor ki; ‘Şimdiye kadar benim gölgemde ve korumam altında ekonominiz gelişti, çıkarlarınız garanti altına alındı, artık benim karşımda benimle pazar ve etkinlik mücadelesi yapan bir güçsünüz. O zaman silahlanıp, ama silahlarınızı da benden alıp kendi korumanızı kendiniz sağlayacaksınız.’

İşler neden bu noktaya geldi? Bu kuşkusuz sadece ABD ile Avrupa arasındaki çelişkiden kaynaklanmadı. Hatta temel sorun da bu değildi. Temel sorun Çin’in gelişmesi, her alanda ABD ile rekabete girişmesi, ABD’nin halen dünyanın en büyük askeri ve ekonomik gücü olmasına rağmen genel bir gerileme içerisine girmesidir. Bu durum emperyalistler arasındaki tüm dengeleri sarsan, ABD merkezli olarak kurulan uluslararası düzen denen dünya düzeninin artık eskisi gibi işlememesini, çatlakların ve yarıkların derinleşmesini beraberinde getirdi. Buradan bakılınca ABD emperyalizminin Trump’ın şahsında arzu ve isteklerinin bir NATO ülkesinin topraklarını almak istediğine -Grönland- kadar varan açıklamalarının geri planı daha net anlaşılabilir. Trump dengesiz ve birbiriyle çelişen açıklamalar, sert dönüşler yapabilir. Ama bütün bu gelişmelerin Trump’ın kişiliği ile olan ilgisi oldukça yüzeyseldir. Derindeki nedenler ve sorunlar ABD emperyalizmini bu yönde adımlar atmayı zorlamaktadır. Mesele budur.

Ama bizi doğrudan ilgilendiren mesele bundan ibaret değildir. Türkiye bir NATO üyesidir ve bölgede ABD emperyalizminin stratejik çıkarlarını koruyan bir görev üstlenmiştir. Ülkedeki NATO üsleri ABD’nin ve İsrail siyonizminin İran saldırısına doğrudan istihbarat desteği sağlamaktadır. ABD ve İsrail, Türkiye’yi İran’a karşı savaşa dahil etmek için provokasyonlar düzenlemektedir. Bu durum NATO’dan çıkılması, ABD ile yapılmış gizli ve açık tüm askeri anlaşmaların iptal edilmesini, NATO’nun dağıtılması için mücadele edilmesini güncel bir sorun olarak halk yığınlarının önüne getirmektedir. Türk, Kürt, Arap, Fars vb. tüm uluslardan, dinlerden ve mezheplerden bölge halkları bölgeye yapılan emperyalist müdahalelerden en büyük zararı görmektedir. Emperyalizme ve dış müdahalelere karşı mücadele etmek, dayanışmak ve birlikte eylemler geliştirmek bölge halkları için bir zorunluluktur. Tüm koşullar bölge halklarını buna zorlamaktadır. Halkların en büyük düşmanları da emperyalizme hizmet eden kendi yönetimleridir. Mücadeleyi yükseltme zamanı kapıya dayanmış durumdadır.

Not: Teori ve Eylem dergisinin bahar sayısında yer alan NATO dosyası bu yazıda kısaca bahsedilen tüm sorunları ayrıntılı olarak işlemektedir. Okuyucu bu sorunlar hakkında oradan doyurucu ve derinlikli bir bilgi edinebilir.

Ahmet Yaşaroğlu

'Kağıttan kaplan'
0:00 0:00
1.00x
0:00 / 0:00
1.00x

Evrensel'i Takip Et