24 Ekim 2019 03:40

2020 bütçesi ne getiriyor? -1

Paylaş

Merkezi Yönetim Bütçeleri, yıl içinde gelirlerin kimlerden ne kadar ve nasıl toplanacağı, toplanan gelirlerin nerelere nasıl aktarılacağını gösterdiği için sadece sayısal verilerden oluşmayan, her yönüyle siyasal metinler olarak kabul edilir. Bütçede yer alan gelir ve harcama kalemleri arasındaki ilişki, iktidarın ülkeyi yönetirken benimsediği sınıfsal tercih ve kararları somut olarak yansıtır.

2020 Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Tasarısı’nın TBMM’ye sunulmasıyla iki aylık bütçe maratonu başladı. 2020 yılı için Merkezi Yönetim Bütçesi’nin 1 trilyon 96 milyar TL olması öngörülüyor. Bütçe büyüklüğü ülke tarihinde ilk kez 1 trilyon TL’yi aşmış olmasına rağmen, 2020 bütçesi de tıpkı öncekiler gibi, halkın ihtiyaçlarından çok iktidarın, yerli ve yabancı sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda hazırlandığı anlaşılıyor.

2019 yılı için 81 milyar TL olarak hedeflenen (Eylül 2019 itibariyle 85 milyar TL’ye ulaştı) bütçe açığının 2020’de yüzde 72 artışla 139 milyar TL olması bekleniyor. Bu durumu 2020’de yüksek vergi artışları ve zam yağmurunun hız kesmeden devam edeceği olarak değerlendirmek mümkün. Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu ağır ekonomik kriz koşullarına rağmen, 2020’de vergi gelirlerinin bir önceki yıla göre ortalama yüzde 20 artacak olması, bütçenin bütün yükünün yine emekçilerin sırtına yıkılacağını gösteriyor.

Trilyonluk 2020 bütçesinden halkın payına yüksek vergi oranları ve zamlar düşerken, koskoca ülkede kamu yatırımları için ayrılan bütçe toplam bütçenin sadece yüzde 8’ini (88,5 milyar TL) oluşturuyor.

2019 bütçesi hazırlanırken yıl içinde toplanacak vergi gelirlerinin yarısından fazlasının harcamalar üzerinden (KDV, ÖTV) karşılanması hedeflenmişti. Ancak ekonomik krizin hane halkı gelirleri ve harcamalarını olumsuz etkilemesi nedeniyle vergi hedeflerinde ciddi sapmalar yaşandı ve bu yüzden temel tüketim ürünlerine yüzde 50’leri bulan zamlar yapıldı. Benzer bir durum 2020 yılı için de geçerli. 

İktidarın Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) adı altında yürüttüğü ‘müşteri garantili’ projelere 2018 bütçesinde 6.2 milyar TL, 2019 bütçesinde ise 9.7 milyar TL ayrılmıştı. 2020 bütçesinde ‘garanti ödemesi’ olarak ayrılan miktar iki yıl öncesine göre 3 kat artarak 18.9 milyar TL’ye çıkarılmış. Bu miktarın 10.5 milyar TL’si şehir hastanelerine, 8.3 milyar TL’si ise köprü ve otoyolları işleten firmalara aktarılacak. Halkın büyük bölümünün kullanmadığı köprüler, tüneller ve havalimanları ile şehir merkezlerine çok uzak olduğundan gidemediği şehir hastaneleri için müteahhitlere hizmet karşılığı olmayan milyarlarca lira ödenecek.

AKP, işçi ve kamu emekçilerine resmi enflasyonun altında ‘sefalet zammı’ verirken, 2020 bütçesinde büyük patronlar için muslukları yine ardına kadar açmış.  2020 yılında patronlara vergi kolaylıkları ve istisnalar dışında 44.4 milyar TL (2019’da 32.8 milyar TL ayrılmıştı) doğrudan teşvik verilecek. 2020’de patronlara doğrudan teşvikler dışında, 25.2 milyar TL de sosyal güvenlik prim desteği adı altında kaynak aktarılması hedefleniyor.

18 yıllık AKP iktidarı döneminde hazırlanan bütün bütçelerin ‘yoksuldan toplayıp, zengine dağıtan’ bir anlayışla hazırlandığı söylenebilir. Bütçe gelirlerinin önemli bir bölümü doğrudan ve dolaylı vergiler yoluyla halktan toplanırken, bütçe kaynaklarının çok azı emekçilerin, halkın temel ihtiyaçları için harcanıyor. Geçtiğimiz yıllar içinde kamu hizmetlerini büyük ölçüde piyasa ilişkilerine terk eden kendileri değilmiş gibi, her yıl ‘Bütçeden en çok payı eğitime ve sağlığa ayırdık’ yalanını sürekli olarak söylemeyi sürdürüyorlar. 2020 bütçesinin ayrıntıları, iktidarın halka nasıl yalan söylediğini açıkça gösteriyor. 

Haftaya devam edeceğiz…

Reklam
Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa