Göreme’de peribacası neden çöktü?
Nevşehir’in Göreme beldesinde, Göreme Açık Hava Müzesi girişindeki bir peribacasının çökmesi sonucu üç kişi hayatını kaybetti, beş kişi yaralandı. Bu, bir iki günde unutulup geçilecek bir olay değil. Milyonlarca yılda oluşan jeolojik “mucizeler” olan peribacaları ile bunların arasında, içinde ve çevre vadilerde bulunan binlerce yıllık arkeolojik ve kültürel izler, Kapadokya’yı dünyanın en özel yerlerinden biri yapıyor. Bu nedenle her yıl milyonlarca turist bölgeye geliyor. Kapadokya’yı para basan bir makine gibi görüp aşırı turizm baskısı ve yanlış koruma (ya da koruma-ma) uygulamaları nedeniyle tahrip edilmesine izin vermek, aynı zamanda bugüne ve geleceğe ihanettir.
İki yıl önce Göreme ile Ortahisar beldeleri arasında yeni bir kara yolu inşaatı başlamıştı. İş makinelerinin yarattığı şiddetli sarsıntılar ve rant odaklı aşırı turizm baskısı altında yıpranan Kapadokya’ya Çepeçevre Yaşam programının çekimleri için gitmiş, peribacalarını yıkarak ve manastırların tahrip olma riskine aldırmadan yapılan yola yönelik eleştirileri hem bu programda hem de sonrasındaki haberlerimizde dile getirmiştik. Gördüklerimizi tanımlayan kelime “vandalizm”di; programın başlığını da bu nedenle “Kapadokya’da vandalizm” koymuştuk.
Yıllardır yapılan uyarılara kulaklarını tıkayan Kapadokya Alan Başkanlığı, bölgeyi korumakla sorumlu olması gerekirken tüm bu eleştiriler karşısında manipülatif algı oyunlarıyla sorunları “Halının altına süpürmeyi” tercih etti. Son olayda da görüldüğü gibi yaptığı yalan ve yanlış açıklamalar, Alan Başkanlığının adının “yalan başkanlığı”na dönüşmesine yol açtı. Kapadokya’yı savunan bir avuç insanın kullandığı bu tanımı biz de defalarca kullandık.
Son facianın yaşandığı alan, tam iki yıl önce bölgede gerçekleştirdiğimiz Çepeçevre Yaşam çekimlerinde ve yayımladığımız haberlerde tüm tehlikeleriyle belgelenmişti. O dönemde çekilen görüntülerde, birinci derece arkeolojik ve doğal sit alanından geçirilen yolun, ağır tonajlı araç trafiğinin ve iş makinelerinin hassas kaya kütlelerinde yaratacağı sarsıntıların yıkıcı sonuçlara yol açacağı açıkça vurgulanmıştı.
Çepeçevre Yaşam felaketin adımlarını belgeledi
Kapadokya’da yıllardır araştırma yapan uzmanlar, mimarlar ve doğa savunucuları, bölgedeki kontrolsüz altyapı müdahalelerinin ve aşırı turizm hareketliliğinin felakete davetiye çıkardığını defalarca dile getirdi. Mimar Zeynep Çöloğlu ve diğer uzmanlar, ana ulaşım akslarındaki çok sayıda peribacasının; ağır araç trafiğinin yol açtığı sürekli titreşimler, ATV turları ve bilinçsiz restorasyon müdahaleleri nedeniyle yıkılma eşiğine geldiğini bildirdi. Paleosismolog Dr. Ramazan Demirtaş ve Jeoloji Yüksek Mühendisi Dr. Eşref Atabey de tüf kütlelerini kesen dikey kırık hatlarının ve zayıf çatlakların, iş makinelerinin yarattığı mikro-sismik sarsıntılarla derinleştiğine dikkat çekmişti. Ancak bilimsel raporlara ve meslek odalarının uyarılarına rağmen koruma kararları uygulanmadı; sit alanındaki dozer ve kepçe faaliyetleri aralıksız sürdü.
Derin çatlaklar görmezden gelindi, resmi açıklamalar yağmuru bahane etti
Üç insanın ölümü ile sonuçlanan çöküşün ardından ortaya çıkan görsel kanıtlar, ihmalin boyutunu bir kez daha gözler önüne serdi. Çöken peribacasının önünden, çöküşten bir gün önce ve facianın yaşanmasına yalnızca beş dakika kala geçen yurttaşların çektiği fotoğraf ve videolarda, kaya yüzeyini baştan sona kesen derin dikey çatlaklar açıkça görülüyor. Buna rağmen resmi makamlar, olayı aşırı yağışların ardından yaşanan yüzeysel bir toprak kayması ya da doğal bir aşınma süreci olarak sunmayı tercih etti. Valilik ve Alan Başkanlığından gelen “Yağmur yağdı, böyle oldu; peribacaları zamanla zaten çöker” mantığındaki savunmalar, uzmanların ve kamuoyunun sert tepkisiyle karşılaştı. Uzmanlar, olayın yaşandığı dik kaya kütlesinde gevşek bir toprak tabakasının bile bulunmadığını belirtti.
Mükremin Tokmak haklı çıktı, belgeseli bakanlık ‘politik’ bularak engelledi
Kapadokya Çevre Platformu Sözcüsü Mükremin Tokmak, bölgenin milyonlarca yıllık doğal dokusunu ve binlerce yıllık tarihsel mirasını korumak için yıllardır yılmadan mücadele ediyor. Yaşanan acı olay, uyarılarında ne kadar haklı olduğunu bir kez daha gösterdi. Tokmak, yeni yol projesinin, genişletilen otopark alanlarının ve kontrolsüz araç trafiğinin bölgedeki kırık hatlarını tetikleyeceğini yıllar öncesinden sahada adım adım belgeleyerek kamuoyuna duyurmuştu. Ne var ki bu yerel direnişi ve Tokmak’ın yıllara yayılan onurlu çabalarını konu edinen Bingöl Elmas’ın çektiği “Şiirli Oda’nın İzinde” belgesel çalışması, yakın zamanda Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından “politik” bulunarak geri çekildi. Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı Sinema Genel Müdürlüğü, belgesele verdiği yapım desteğini, yönetmenle yaptıkları sözlü görüşmelerde filmin kurgusunu “politik buldukları”nı ifade ederek faiziyle geri istedi. Belgeselde mübadele, kültürel hafıza ve yerel tarihin yanı sıra, son yıllarda turizm baskısı ve ekonomik faaliyetlerle birlikte Kapadokya’da artan tahribat aktarılıyordu. Bölgedeki turist ve araç yoğunluğunun son yıllarda katlanarak arttığını vurgulayan Mükremin Tokmak, geçtiğimiz günlerde gazetemize konuşmuş ve jeolojik açıdan hassas olan bu coğrafyada bilimsel titreşim ölçümlerinin yapılması ve hangi alanlara girilebileceğinin kesin sınırlarla çizilmesi gerektiğini ifade etmiş ve Devrent Vadisi’ndeki deve kayasının etrafına ahşap çit çekilmesi gibi yüzeysel adımları eleştirmişti. Rant projelerine karşı çıkan sesleri kısan ve belgeselleri sansürleyen anlayış, haklı uyarıları dikkate almayarak Göreme’deki can kayıplarına ve geri döndürülemez yıkıma zemin hazırladı.
Felaketin nedeni doğa değil ihmal
Üç insan öldü. Çatlaklar ortadaydı, uyarılar yıllar öncesinden yapılmıştı, kameralar her şeyi kaydetmişti. Buna rağmen ortada ne bir istifa var ne bir özür. Peribacası yağmurdan değil, ihmalden yıkıldı. Sorumluluktan kaçanlar yarın başka bir vadide, başka bir kayanın dibinde aynı açıklamayı yapacak. Bu felaket doğanın değil, göz göre göre gelen bir ihmalin eseri.
Milyonlarca yıl ayakta kalan kayaları yıkmak için bir avuç rant hırsı ve yıllarca süren bir sessizlik yetti. Peribacası çöktü ama asıl çöken, bu mirasa karşı duyulması gereken sorumluluk duygusuydu.
Şimdi havada birçok soru uçuşuyor; Sıradaki kurban kim olacak? Bir başka peribacası mı, bir başka manastır mı, yoksa bir başka aile mi? Bu soruya yanıt vermesi gerekenler susuyor. Unutulmasın ki; Kapadokya’nın hafızasını silmeye çalışanlar, bir gün onun altında kalanların hesabını da vermek zorunda kalacak.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et