‘Kaynak maskesi simsiyah oluyordu'
Aydın'ın Çine ilçesi ile Muğla ve Söke hattına uzanan kuvars ve feldspat maden havzasında, sermayenin kâr hırsı ve alınmayan önlemler nedeniyle işçiler ağır meslek hastalıklarıyla baş başa kalıyor. Çine’nin Yağcılar Köyü'nde bulunan Polat Maden'de 11 yıl çalıştıktan sonra sendikal faaliyetler gerekçesiyle 2016 yılında 8 arkadaşıyla birlikte işten çıkarılan Hidayet Özcivan, maden sektöründeki sömürünün ve işçi sağlığı ihlallerinin en son örneklerinden birisi. İşten çıkarılmasının ardından 2017 yılında Söke'deki Kormat Maden işletmesine girenve bugün 57 yaşında olan Özcivan, bakım onarım ustası olarak tezgah başında, kırma ve eleme makinelerinin toz deposu haline gelen alanlarında yıllarca ter döktükten sonra bozulan sağlığı gerekçe gösterilerek kapı önüne konmuş. Tıpkı yıllardır kendisi ile aynı kaderi paylaşan Çine’deki sınıf kardeşleri gibi...
‘Normal toz maskesi verdiler, kaynak yaparken simsiyah oluyordu’
Çine Evciler Mahallesi'nde ikamet eden bir çocuk babası olan Hidayet Özcivan, Kormat Maden'deki görevi boyunca elektrik kaynak, çelik, rutil, gaz altı ve aşınmayı geciktiren zırh kaynağı gibi son derece ağır ve tehlikeli işlemleri yürütmüş. Kaynak işlemleri sırasında ortama yayılan yoğun kimyasal dumanın ve asitli lehim kaynaklarının yanı sıra öğütme tesislerinin tozlu atmosferinde solunum maskesi yetersizliği yaşamış. Yaşadığı koşulları ve ekipman eksikliğini anlatan Özcivan, “Maske kullandık ama toz maskesi kullandık. Ayrıyeten lehim kaynağı yaptık, asit sürerek yapılan bir kaynaktı. Bunları yaparken bize normal toz maskesi verildi, kimyasal filtreli öbür maskeden verilmedi. Zırh kaynağı yaptığımızda bir iki saat kaynak ettik mi normal toz filtresi simsiyah oluyordu. Kokudan kendin rahatsız oluyordun, hemen atıp yenisini takmak zorunda kalıyordun” sözleriyle maruz kaldığı tehlikeyi dile getirdi. Tozlu ortamın ağırlığını vurgulayan Özcivan, “Makineler çoğunlukla bizim tozun kaynağı olan yerdeydi. Normal çalışan kişilerden daha fazla toza maruz kaldığımız zamanlar oluyordu" dedi. Özcivan, bu tozun ve dumanın tam ortasında yıllarca üretim yapmış.
"Doktor ‘Ciğerlerinin katılaşmasını mı istiyorsun' dedi, şirket işten çıkardı"
Kormat Maden'deki çalışmasının ilk aylarında, gece terlemeleri ve aşırı halsizlik şikayetiyle doktora başvuran Özcivan'ın ciğerlerinde 3 ile 6 milimetre çapında lekeler tespit edilir. 2017 yılından itibaren düzenli takibe alınan Özcivan, her 6 ayda bir kontrollere gider. İzmir Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Meslek Hastalıkları Hastanesine sevk edilen Özcivan'a doktorlar ciğerlerindeki lekelerin 8 milimetreye ulaştığını söyleyerek kesinlikle kaynak yapmamasını tembihlerler. Özcivan; çalışmak zorunda olduğunu, ara sıra da kaynak yaptığını söylemesi üzerine doktorla aralarında geçen konuşmayı şöyle aktardı: "Doktor bana 'Sen beni anlamadın galiba, ciğerlerinin katılaşmasını mı istiyorsun? Kesinlikle kaynak etmiyorsun, bak kesinlikle diyorum' dedi".
Doktorun bu kesin uyarısının ardından tozlu ortamda çalışamayacağına dair raporu işyerine sunan Özcivan, buna rağmen şirket doktorunun filmlerin temiz çıktığını iddia ederek durumu geçiştirmeye çalıştığını söyledi. Israrları üzerine işyeri hekiminden sevk alan ve tozlu ortamda çalışamayacağına dair doktor raporunu yönetime sunan Özcivan’ın, koruyucu maske talep etmesine rağmen idarenin vurdumduymazlığıyla karşılaşmış. Özcivan o süreci şu sözlerle anlattı: "Müdür beye gittim, raporu söyledim. Ben kimyasal filtre alayım onunla iş yapayım dedim. Bu lafımın üzerinden bir hafta varmadı, beni çağırdılar ve işten çıkardılar. Kendi odalarında da değil, idari binanın dışında kamelya gibi çardak gibi küçük bir yer vardı, orada konuştular. 'Hastalığın ilerlemesin, senin daha fazla rahatsız olup kötü olmanı istemiyoruz' diyerek işten çıkardılar".
19 Aralık 2024 tarihinde işine son verilen Özcivan, hak ettiği tazminatları taksitler halinde aldı ancak hastalığı ve nefes darlığı nedeniyle psikolojik olarak da büyük bir çöküş yaşadı. Yaşadığı ruhsal sorunları özetleyen Özcivan, "Kendi kendime 'acaba daha da kötüye mi gidiyorum' diye düşünmekten psikolojim bozuldu" diyerek çaresizliğini ifade etti. Özcivan, Dokuz Eylül Üniversitesi ve meslek hastalıkları hastanelerinde sağlık kontrollerini sürdürdüğünü anlattı.
Çine'de sönen hayatlar ve bitmeyen adalet mücadeleleri
Çine maden havzasında Hidayet Özcivan'ın yaşadıkları münferit bir olay olmayıp bölgedeki yüzlerce işçinin ortak kaderini yansıtıyor. Polat Maden'de 16 yıl boyunca ağır toz altında paketleme ve elek amirliği yaptıktan sonra hastalanıp kapı önüne konulan Sayım Ünal, adalet arayışını 10 yılı aşkın süredir mahkemelerde sürdürüyor. Yüzde 33 meslek hastalığı ve yüzde 62 engelli raporu bulunan Ünal, belediyede temizlik işçisi olarak çalışıp emekli olduktan sonra mahkemenin istediği 24 bin liralık bilirkişi ücretini ödeyemediği için davayı kaybetme riski yaşadı ve bu para ancak imece usulüyle toplanabildi.
Esan ve Eysim Madenlerinde çalıştıktan sonra silikozise yakalanan Şenol Girgin, biri engelli iki kızı ve eşiyle birlikte yaşam mücadelesi verirken yetersiz bağlanan aylıklarla ve sağlık sorunlarıyla baş başa kaldı. 15 yıl boyunca Akmaden, Esan ve Eysim madenlerinde çalışan 42 yaşındaki Hakkı Tosun, silikozis nedeniyle 2022 yılında yaşamını yitirirken, şirket yönetimi olayın büyümemesi için Tosun'un eşini işe alarak sus payı verme yoluna gitti.
8 yıl Eysim Madencilik'te çalışıp silikozise yakalanan 3 çocuk babası Halil Özen 2020 yılında yoğun bakımda hayatını kaybetti.
İki çocuk babası Ahmet Toygar Kaltun Madencilik'te on yıl hemen her kademede çalıştıktan sonra silikozise yakalanıp işten çıkarıldı. Toygar, kendisiyle yaptığımız ve bu köşede “Öksürüklü söyleşi” başlığıyla yayınlanan ropörtajdan 5 yıl sonra, 50 yaşında yaşamını yitirdi.
Silikosiz hastası maden işçisi İlyas Tekin hakkında, çalıştığı maden işletmesindeki tozlu ortamları sosyal medyada ve gazetemizle paylaştığı için suç duyurusunda bulunuldu. Tekin’in paylaştığı fotoğraflar sonrası işyeri hakkında res’en soruşturma açılması gerekirken; yargılanan, şirketin baskıları ile yapılan şikayet sonrası bu fotoları paylaşan Tekin ve haberini yapan gazeteci olarak ben, ‘kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme ve yayma’ suçlaması ile açılan davada yargılandık. Davadan beraat kararı çıktı ancak maden işletmelerinden sonrasında da onlarca benzer tozlu ortam fotoğraf ve videoları gelmeye devam etti.
Yine Eczacıbaşı, Polat maden gibi işletmelerde yıllarca çalıştıktan sonra silikozise yakalandığı anlaşılınca kapı önüne konan Saliha İnce adlı kadın işçi de yıllardır Çine’de ilerleyen hastalığı ile birlikte yaşam mücadelesi veriyor.
Patronlar toz ölçüm cihazına çuval geçirdi, işçileri fişledi
Aydın, Çine ve Muğla bölgesinde faaliyet gösteren yaklaşık 25 kuvars ve feldspat kırma-eleme tesisinde 6 binden fazla işçi çalışıyor. Tesislerde toz emici kapalı sistemler, sulu kırma ve etkili filtrasyon yatırımları yapılmadığı için solunabilir kristalin silika tozları doğrudan akciğer alveollerine yerleşiyor. Şirketler, meslek hastalığı tazminatlarından ve hukuki sorumluluktan kaçmak amacıyla silikozis belirtisi gösteren işçileri farklı kodlarla işten çıkarırken, işçileri kendi aralarında oluşturdukları kara listelere alarak farklı işletmelerde yeniden iş bulmalarına engel oluyorlar. Polat Maden'de resmi ölçüm cihazlarının üzerine çuval geçirilerek hava kalitesi değerlerinin hileyle düşük gösterildiği belgelendi. Eczacıbaşı Esan ve Kaltun tesislerinde toz ortamını belgeleyen işçiler tazminatsız işten atılmakla tehdit edildiler. Bölgede Çine Yaşam Platformu verilerine göre; bugüne kadar en az 50 işçi silikozis nedeniyle yaşamını yitirdi.
Taşlaşan vicdanların hesabını kim soracak?
Lüks mutfak tezgahlarını ve pırıl pırıl seramikleri süsleyen o bembeyaz kuvars, Çine havzasında işçilerin ciğerlerini karartarak, nefeslerini çalarak yeryüzüne çıkıyor. Toz ölçüm cihazlarının başına çuval geçiren sermaye, aslında sadece göstermelik denetimlerin değil; hukukun, vicdanın ve insan hayatının da üstünü örtüyor. Hidayet Özcivan’ın derme çatma bir çardak altında kapı önüne konulurken hissettiği o çaresizlik ve "Acaba daha da kötüye mi gidiyorum?" korkusu, bugün bölgedeki binlerce maden işçisinin ortak çığlığıdır. Şirketlerin doymak bilmez kâr hırsı, kırma ve eleme makinelerinin sağır edici gürültüsüyle işçilerin boğuk öksürüklerini bastırmaya devam ettikçe; Çine'nin dağlarından yeryüzüne zenginlik değil, ölüm tozu kalkmaya devam edecek. Asıl mesele, ciğerleri taşlaşan bu işçilerin hesabını, kalpleri ve vicdanları çoktan taşlaşmış olan bu sömürü düzeninden kimin, ne zaman soracağıdır.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et