İğneyi de sinema sektörüne batıralım mı?
Gelenek olduğu üzere Altın Portakal Film Festivali bir kez daha sinemanın gündeminde. Hadise özetle şöyle. 63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali bünyesinde düzenlenen Antalya Film Forum, finalist projelerin açıklanmasının ardından başvuru videolarının ön jüri tarafından hiç izlenmediği iddiası ve yönetmeliğe aykırı bir projenin seçildiği gerekçesiyle büyük bir şeffaflık krizine sahne oldu. 18 sinemacı ortak bir bildiri yayımlayarak usulsüzlük iddialarına karşı festival yönetimini şeffaf olmaya ve açıklama yapmaya çağırdı. Tepkilerin büyümesi üzerine resmi bir açıklama yayımlayan Antalya Film Forum yönetimi, idari denetim eksikliklerini ve bir projenin yönetmeliğe aykırı olarak seçildiğini kabul ederek ilgili projeyi seçkiden çıkardığını duyurdu ve yaşanan aksaklıklar sebebiyle tüm sinemacılardan özür diledi.
Bu gelişmeler Türkiye’de film festivalleri üzerine yeniden düşünmeyi ve konuşmayı, tartışmayı zorunlu kılıyor. Ancak sinemacılar bir kez daha yılların ezberini harekete geçirmiş ve bütün sorumluluğu festival yöneticilerine atarak çözüm arayışında ısrar ediyor görünüyor. 2014 yılında Antalya’da “Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek” bir yıl sonra İstanbul’da “Bakur” filmlerine yönelik sansür girişimleri olduğunda sektör tepkide birlik, çözümde ise dağınık bir görüntü vermişti. Filmlerin yasaklanmasına yönelik tepki ne kadar ortaksa; bir araya gelip festivalleri daha şeffaf, iş birliğine açık ve sektörün katılımına önceleyen bir noktaya çekme konusunda kafalar karışıktı.
Uzun bir tarih anlatısına gerek yok, yalnızca bizde değil tüm dünyada film festivalleri ‘profesyonellerin’ insafına terk edilmiş durumda. Sadece program içeriğini değil, sponsorlar, yerel yönetimler ve tabii ki bizim gibi ülkelerde merkezi yönetimlerin hassasiyetlerini de gözeten (Hatta sinemadan daha fazla önceleyen) bir iş modeli bu. Türkiye’den buna itiraz gelirse, tek tek vakaları ortaya koyup tartışabiliriz tabii ki! Ancak direktörlerin gücünü artıran bu süreç, film festivallerinin asıl aktörü olan sinemacıların giderek onlara tabii, iki dudaklarının arasından çıkacak kararlara bağımlı hale gelmesine neden oldu. Örnek mi? Altın Portakal’da son on yılda önce ulusal ve belgesel yarışması bir anda kaldırıldı, ardından gelen yönetim bir gece yarısı keyfi biçimde yönetmelik değiştirdi, İstanbul Film Festivali yönetimi yerli sinemanın uzun ve belgesel bölümlerini görünmez kılmak için özel bir program inşa etti.
Peki bütün bunlar olurken, sinema sektörü ne yapıyordu? Altın Portakal’da ulusal yarışma kaldırılırken de, İstanbul’da aynısı yapılırken de kamuoyuna yansımayan sektör içi ‘söylenmeler’ dışında bir tepki görmedik. 2014’te Antalya’daki sansürün ardından “Festivalleri terk etmiyoruz” diye yüksek sesle dillendirilen söylemler, ülkenin en eski ulusal film yarışması kapatılırken dile gelemedi! 2019’da Antalya’da yerel yönetim değişip yeni bir festival ekibi işe başlarken, “Geride kalan beş kötü yılla nasıl hesaplaşılacak, o dönemin yapısal sorunları hâlâ devam ediyor bunlar durdukça benzer sorunlar yaşanabilir” yorumları “Yepyeni bir başlangıç yapılıyor” heyecanıyla görmezden gelindi. Sonuç, yine bir sansür vakasıyla yönetimin görevden ayrılması oldu?
İki yıl önce bugünkü Altın Portakal yönetimi göreve başladığında, Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) bir önceki yıl “Kanun Hükmü” belgeseline uygulanan sansür ve sonrasına yaşananlara dair yeni yönetimin tavrının ne olacağını sorduğunda yanında sektörden kimseleri bulamadı ve birçok örnekte olduğu gibi yalnız kaldı. Bir önceki yılın bütün sorunları ortada dururken maalesef ki sinema sektörümüz bir kez daha “Bu alanları kaybetmiyoruz, festivaller bizim” diyerek yeni yönetime “sorgusuz ve koşulsuz” destek oldu. Geçmişe dair soru sorulmadı, o dönemin yapısal problemlerine dair düzenlemeler talep edilmedi ve asıl önemlisi başta Antalya olmak üzere bütün ulusal festivallerin yapıcı birer paydaşı olma konusunda ortak bir adım atılmadı.
Şimdi bir kez daha bir festival yöneticisinin ‘keyfi’ olduğu iddia edilen tutumu, belli ki çoğu kariyerinin başında, sinemacıları mağdur ediyor. Ancak, bu örnekte de sektörün genel refleksi öncekilerden farklı değil! Açıklamayı da düzeltmeyi de değiştirmeyi de yine festival yönetiminden bekleyen, çözümü oraya havale eden, eleştirel pozisyonunu değiştirmek istemeyen bir tutum söz konusu. Bu tutum sanıldığı gibi festival yöneticilerini zayıflatmak yerine daha da güçlendiriyor uzun vadede. Onların ayrıcalıklarını pekiştiriyor, çünkü bir yaptırım üretmiyor. Yine yalnızca mağdurlar konuşurken sektörün büyük bir kısmı durumu izlemekle yetiniyor. Tek tek bireylerin bu tutumu anlaşılabilir belki ama sektörü temsil ettiği iddiasındaki meslek örgütlerinin kayıtsızlığı düşündürücü.
Yapımcı, yönetmen, senaryo ve oyuncu meslek birlikleri bu tür krizlerin bir daha yaşanmaması için ne yapmayı planlıyor mesela? Birçok yönetmen mağdur olduğunu iddia ediyorken Film Yönetmenleri Derneği (FİLM- YÖN) sürecin neresindedir mesela? Mesleğin ve meslektaşlarının çıkarlarını korumak için nasıl bir inisiyatif almıştır? Neler yapmaktadır, ne yapmayı planlamaktadır? Bu soruları diğer meslek birlikleri için de çoğaltıp sorabiliriz! SE-YAP, TESİYAP, FİYAP gibi yapımcı birlikleri festivaller konusunda nasıl bir perspektife sahip. SenaristBir’in varlık koşulu sadece telif haklarında örnek bir mücadele yürütmek midir yoksa üyelerinin başka türlü mağduriyetlerine karşı da mücadele edecek midir?
Çok fazla geriye gitmeye gerek yok. 2014’ten itibaren film festivallerindeki açık- örtük sansürlerin, yöneticilerin keyfi uygulamalarının, şeffaf olmayan görevlendirme ve seçim süreçlerinin yaşanmasında sektörün sorumluluğunu görmezden gelmeye devam edemeyiz. İnisiyatif almaktan imtina edip, festival yönetimlerini zorlayacak bir dayanışma ortaya koyamayan meslek örgütleri de bu sürecin sorumluluğunu taşıyor. Sektörün festivallere mecbur görüntüsü, festival yöneticilerinin kendilerini hepsinin üzerinde görmesini, kafalarına göre takılmasını da cesaretlendiriyor.
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et