Sorun bireysel hataların ötesinde
Şampiyonlar Ligi’ndeki üçüncü maçında Kadıköy’de Slavia Prag karşısına, bu ligdeki ilk galibiyetini alarak geçen haftaki ağır Aston Villa yenilgisinin yaralarını sarmak amacıyla çıkan Fenerbahçe, 2-0 öne geçtiği maçta skor avantajını koruyamadı ve 2-2’lik skorla 1 puana razı oldu.
Slavia Prag, düşük teknik kapasitesi ve düşük yaş ortalamasından kaynaklanan ve bariz biçimde hissedilen toyluğuyla Şampiyonlar Ligi’nin en zayıf ekiplerinden biri. Kolektif mücadele temeli üzerine oluşturulmuş bir sistem çerçevesinde son derece disiplinli bir oyun anlayışına sahipler. En büyük kozları kondisyonları ve mücadele güçleri. Teknik yetersizlik ve deneyimsizlikten kaynaklanan zaaflarını dinamizm ile telafi etmeye çalışıyorlar. Temel stratejileri, çok koşup çok mücadele ederek rakiplerinin oyun hakimiyeti kurmasını engellemek. Ve tahmin edileceği üzere, kaptıkları toplarla geliştirdikleri hızlı karşı ataklarla da gol arıyorlar.
Bu özellikleri aralarında muazzam bir “finansal değer” farkı olan Fenerbahçe’den puan koparmaya yetti. Çünkü Fenerbahçe bir sisteme dayalı oyun anlayışından çok bireysel girişimlerle sonuca gitmeye çalışıyor. Bu da haliyle işi zora sokuyor.
Böyle bir rakip karşısında Fenerbahçe’nin yüksek teknik kapasitesini sahaya yansıtıp bolca paslaşarak topa sahip olma oranını yukarıda tutması ve rakibini topun peşinden koşturarak yorması beklenirdi.
Yani oyunu, rakibinin güçlü olduğu mücadele alanından uzaklaştırıp teknik olarak üstünlük kuracağı şekle sokabilmeliydi sarı-lacivertli ekip. Ancak bunu gerçekleştiremedi,
Maçın topa sahip olma istatistikleri Fenerbahçe için yüzde 49, S. Prag için ise yüzde 51 olarak gerçekleşti. Fenerbahçe adına bu rakamlar 2-2’lik skordan çok daha endişe verici.
Fenerbahçe 12. dakikada 2-0 öne geçtiği maçın kontrolünü elinde tutamayıp rakibinin yüksek tempolu dinamik oyununa ayak uydurmak zorunda kalınca hızla yorulmaya başladı. Fiziksel gücünü oyunun merkezine koyan, çok koşan, çok mücadele eden bir takıma karşı bol pasla oyunun kontrolünü elinize geçiremezseniz mecburen rakibinizin yüksek temposuna ayak uydurmak zorunda kalır ve yorulursunuz. Nitekim dakikalar ilerledikçe Fenerbahçeli futbolcular daha çok oyundan düşmeye başladılar. Fenerbahçe’nin maçın başında skora yansıtmayı başardığı oyuncu kalitesindeki üstünlüğü, yorgunlukla birlikte görünmez hale geldi.
Slavia Prag, maçın diğer istatistiklerinde de Fenerbahçe’nin altında kalmadı. Bu rakamlar, Çek temsilcisinin mütevazı kadrosuyla Fenerbahçe ile tam anlamıyla başa baş mücadele ettiğini gösteriyor... Mutlak galibiyet beklentisi gerçekleşmeyince İsmail Kartal yine eleştirilerin odağında. O da, oyuncularının ellerinden geldiğince Şampiyonlar Ligi seviyesine yakışan şekilde mücadele ettiğini, bu nedenle onları tebrik ettiğini söyleyerek eleştirileri savuşturmaya çalışıyor.
Oyuncuların ellerinden geldiğince mücadele etmesini takdir etmek anlamsız. Bunun tersi söz konusu olabilir mi? Elbette sahaya çıkan her oyuncu elinden gelenin en iyisini ortaya koymak için çaba gösterir. Ama önemli olan futbolcuların bu çabasını, bir sistem ve oyun planı çerçevesinde kolektif mücadeleye dönüştürerek çok daha verimli kılmaktır. Bu da teknik direktörün işidir. Mücadele, bireysel çabanın ötesine geçmekte zorlanıyorsa, ortada ciddi bir sorun var demektir. Zira futbol, takım oyunudur ve istikrarlı başarılar için kolektif mücadele şarttır.
Bir de herkesin özellikle dikkat çektiği “bireysel hata” konusu var. Slavia Prag’ın ilk golü öncesinde rakip oyuncuya adeta asist yapan Guendouzi suçlanıyor. Oysa o pozisyonda kaleci Ederson’un hatası çok daha fazla. Ama ondan da fazlası İsmail Kartal’ın hatası.
Normalde kalecinin oyunu o şekilde başlatmaması gerekir. Ceza sahası civarında baskı altındaki arkadaşına pas atarak oyunu başlatmak oyunun temel ilkelerine aykırı her şeyen önce. Ederson elbette oyunu o şekilde Guendouzi’nin üzerinden başlatmaya kalkışmamalıydı. Fakat genel anlamda oyunu başlatırken kesinlikle bu şekilde gereksiz risk alınmamasını söyleyecek ve bunu oyuncularına özümsetecek kişi elbette İsmail Kartal olmalı. Bu şekilde riskli oyun başlatma düşüncesi daha oyuncular sahaya çıkmadan zihinlerde engellenmeli.
Oyunu geriden kurmak modern futbolun önemli unsurlarından biri olarak kabul edilse de bu anlayış, her koşulda ve her bölgede gereksiz risk alınması gerektiği anlamına gelmiyor.
Ederson ayrıca uzun vuruşları üzerinden de uyarılmayı hak ediyor. Çoğu vuruşunda top ya doğrudan rakibe gidiyor ya da taca.
Rakip önde baskı kuruyorsa, takımın bu baskıyı aşmak için uzun toplara yönelmesi anlaşılabilir. Ancak bu topların hedefi, zamanlaması ve ikinci topların kazanılmasını sağlayacak yerleşim planları önemlidir. Kaldı ki Slavia Prag, Ederson’un uzun vuruş yapmasını gerektirecek kadar etkili bir ön alan baskısı da yapmadı.
Hakimiyeti eline almak isteyen güçlü bir takım topu rakibine bu kadar kolay teslim etmez, etmemeli. Gücüne güvenen takımlar oyunu genellikle kanat savunmacısı oyuncuların üzerinden kurar.
Her şey bir yana, beraberliğin sorumluluğunu sadece bireysel hatalarda aramak, daha derindeki asıl sorunların gözden kaçırılmasına neden olabilir.
Bu maçta bir kez daha görüldüğü gibi iyi oyunculara sahip olmak kendi başına iyi takım olmaya yetmiyor. Bir sistem ve güçlü bir dayanışma çerçevesinde kolektif mücadele anlayışı, fiziksel yeterlilik ve taktik disiplin olmadan hedeflere ulaşmak elbette mümkün değil…
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et