Sistem değişmedikçe…
Milli Takım, Avrupa Uluslar Ligi’nde oynadığı dört karşılaşmayı da kaybedince Montella’nın istifa etmesi gerektiğini söyleyenler çoğaldı. Başarısızlığın ardından istifa sesleri yükselmesi çok doğal. Tuhaf olan ise insanların Montella gidince işlerin düzeleceğine ciddi ciddi inanması.
Oysaki Milliler, Uluslar Ligi’nde kategori atlarken ve Dünya Kupası’na katılma hakkı kazanırken de takımın başında Montella vardı.
Montella’ya yönelik eleştiriler her zaman olduğu gibi oyuncu seçimi ve kadro tercihi konusunda yoğunlaştı. Elbette bu şekilde eleştiri yapılabilir ama farklı oyuncularla, çok farklı sonuçlar alınacağını sanmak da başka bir garabet. Sorunun, oyuncu tercihlerinin çok daha ötesinde, çok daha köklü olduğu bir türlü anlaşılamıyor ne yazık ki…
Tamam, yetkili insanlar değişsin ve böylece başarısızlığın bedelini ödesinler. Yalnız şu da bilinmeli ki, zannedilenin aksine kişiler değişince işler otomatikman yoluna girmez. Bakış açısı, anlayış ve sistem aynı kaldıkça mevcut işleyişte ciddi anlamda bir değişiklik olmaz, dolayısıyla sorunlar çözülmez.
Bunun örneğini en sık biz yaşıyoruz. Bizden daha çok federasyon ve Merkez Hakem Kurulu (MHK) başkanı değiştiren ülke var mıdır acaba?
Kişiler bazında gerçekleştirilen bunca değişikliğe karşın işbaşına yeni gelenlerden memnun olduğunu söyleyen hiç kimse yok. Kim gelirse gelsin hakem, liyakat, adalet, hak ve tarafsızlık tartışmaları bitmiyor.
Başarısız olduğuna kanaat getirilen kişiler gönderiliyor ama o kişileri başarısızlığa götüren mekanizmayı sorgulamak nedense bir türlü akıllara gelmiyor.
Başarısızlığın sorumluluğu kişilere yükleme alışkanlığı, sistemden kaynaklanan arıza ve aksaklıkların gözden kaçırılmasına neden oluyor. Yeni gelen kişiler de, aynı mekanizma içinde, aynı bakış açısıyla, aynı yöntemlerle hareket ediyor ve haliyle ortaya benzer sonuçlar çıkıyor.
Günümüzde futbol, güç sahiplerinin rant hedefinin bir aracı durumunda. Bu oyun artık maalesef siyasi ve ekonomik güç ilişkilerinden bağımsız değil. Sahada takımların rekabeti kadar, saha dışında güç ve çıkar ilişkilerinin mücadelesi söz konusu…
Mevcut durum buyken gerçekten bir değişim arzulanıyorsa, öncelikle bilgiyi, liyakati yeterince önemsemeyen ve ağırlıklı olarak güç ve çıkar ilişkilerinin belirleyiciliği üzerinden yürüyen sistemi ciddi şekilde sorgulamak gerekir. Ardından da yeni bir bakış açısı ve yeni bir kültürle, yeni bir sistem inşa etmek gerekir.
Federasyon başkanı da değişse, MHK başkanı da değişse, teknik direktör de değişse, çıkar ilişkileriyle örülü sistem değişmiyorsa yapılan iş sadece vitrini değiştirmek anlamına gelir. Böyle olunca da beklentiler ve umulanlar karşılık bulmaz.
İyi sistem, güç sahiplerine ayrıcalık tanımayan, liyakatsizliğin önünü kesen, şeffaf yapısıyla karar vericileri hesap verebilir hâle getiren ve karar alma süreçlerinde katılımcılığın ve demokratik yöntemlerin hakim olduğu sistemdir.
Elbette iyi yöneticiler, iyi teknik direktörler ve doğru karar vericiler önemlidir. Fakat kişiler, sistemi tek başlarına düzeltemez. Ayrıca, kötü bir sistem, iyi niyetli insanları da zamanla kendi işleyişine uydurabilir.
Bu nedenle gerçek reform, kişileri değiştirmenin ötesinde sistemi, anlayışı, kültürü değiştirebilmektir…
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et