15 Ekim 2026 00:13

‘Organize soygun’!

YAZIYI SESLİ DİNLE
0:00 0:00

Abdülkadır Selvi, “Fon rezaleti değil organize soygun” başlıklı bir yazı yazdı. Soygunun denetleyici sistem kurumlarındaki yüksek maaşlı üst bürokratların gözü önünde gerçekleştirildiğini, Sabah ve Yeni Şafak yazarlarından bazıları da kabullenmek ve söylemek zorunda kaldılar. Bunun bir yanında, Saray rejiminin iç çelişkilerinin etkisi, diğer yanında vurgunun Erdoğan iktidarı üst bürokratları alanında gerçekleşmiş olması bulunuyor. Her ne kadar 455 bin kişi olduğu söylenen “oyuncu mağdurlar” cephesinden sokağa-alana yansıyan bir fiili eylem olmadıysa da, uygulanan ekonomi politikasının yoksulluğa, açlığa ve işsizliğe daha fazla sürüklediği milyonlarca insanı “infiale sürükleme potansiyeli taşıyan” bir gelişme olarak fon vurgununun, zaten birikmiş olan tepkileri daha da artırdığı besbellidir.

Selvi gibi, başından beri Erdoğan-Saray-AKP medya savaşçısı görevi üstlenmiş biri dahi şöyle yazıyor: “Borsada faaliyet gösteren yüzlerce fon varken Tera, Pusula gibi fonlar organize bir şekilde yükseltilmiş. Tera ve Pusula fonlarında 1-16 Eylül tarihleri arasında 440 kişi toplam 401 milyarlık şüpheli fon satışı yapmış. Bunun adı fon krizi değil, fon soygunu.”

Doğru, bu bir soygundur ve miktar 1 trilyon sınırlarına dayanmış görünmektedir. Gürlek, 214 bireysel ve tüzel katılımcının 187 milyar götürdüğünü açıkladı. Selvi soruyor: “ Peki bu soygun yapılırken borsa yetkilileri ne yapmış? SPK hangi önlemleri almış?” ve ardından da borsada herşeyin anında izlendiğini belirterek, “Borsada ünlü bir söz vardır, köpek havlamadıysa hırsız tanıdıktır” diye yazıyor! Sonra da, başkanı, Erdoğan imzasıyla İstanbul Borsasının yönetim kurulu üyeliğine de atanmış olan DDK’nın bu işi çözmesi beklentisiyle ve tabii ki her zaman olduğu ve hemen tüm Saray rejimi destekçilerinin sürdürdükleri üzere “Reis”i tüm bu işlerin dışında gösterek, ulaşılması gereken asıl sonuçta diğerleriyle birleşiyor.

Bu soygunun devlet yönetimi tarafından oluşturulmuş SPK, MASAK, Ekonomi Bakanlığı, DDK gibi kurumlardaki kişilerin ‘gözü önünde gerçekleştiği’ne dair yorum ve açıklamalar burjuva muhalefetin sözcüleriyle muhalif devrimci parti ve kişiler tarafından da yapıldı. Fon-borsa soygunu, devlet iktidarı ve bağlı kurumların sorumluluğunda gerçekleşmiştir.

Buna rağmen ama, Erdoğan yönetiminin sözcüleri, aralarında kendi bakanları ve bakan akrabaları da bulunan ve Tera, Pusula, Hedef gibi fon şirketleri-holdingleri yöneticileriyle ilişki içinde soygunun gerçekleştirilmesine katılan unsurların tam liste ortaya çıkmaması için devlet güç ve olanaklarını kullanarak, sorunu ve ilişkileri karartma politikasında ısrarlıdır. Farklı ama benzer birçok önceki olayda görüldüğü üzere Erdoğan ve bağlılıkta yeminli ekibi, gerçekleri karartma olanaklarına fazlasıyla sahip olmanın avantajlarından yararlanma taktiğiyle yol alıyor. Bir taraftan bu soygunu haberleştiren, foncu hırsızları teşhir etmeye çalışan gazetecileri gözaltılar ve cezalarla yıldırmaya çalışır, muhalif belediye yönetimlerini sabahın körü denecek saatlerde polis kuşatmasında derdest ederken, fon/borsa oyunlarıyla 20 milyar doları (830 milyar TL olduğu söylendi) götürenlerin —ifşa olmuşları da dahil— “lekelenmeme hakkı”ndan söz ederek korumaya almaktan geri durmuyorlar.

Bu soygun işinin hırpalayıcı etkisi açıktır. Ne ki, Erdoğan ve iktidarının bir ağ gibi örülmüş ayrıcalıkları, iktidarlarını sürdürmek için ortaya çıkan tepkileri çeşitli manevralarla etkisizleştirmek açısından fazlasıyla deneyimlidirler. Baskı, yasak, susturma politikası, “ödemelerin yapılacağı, kimsenin mağdur edilmeyeceği” söylemiyle destekli sürdürülüyor. Bunun etkisiz kaldığı söylenemez. Nitekim Erdoğan, muhalefeti “haysiyet cellatlığı” yapmakla suçlayarak “yola devam” etmektedir.

Bu tutum ve politika iktidarın yönetim anlayışıyla uyumludur. Gerçekleri, karşı propagandayla karart, muhalefet edenleri suçla, suçlanacak şeyleri yoksa trol ordusu ve iletişim savaşçıları aracıyla üret, burjuva muhalefetin açmaz ve zayıflıklarından yararlan, fiilen ve dolaylı olarak zarar görmüş olanları, durumlarının düzeltileceği varsayımıyla beklentiye sürükleyip zamanın unutturucu etkisine sığın, vs., vb. Büyük soyguncular isim isim açıklanmadığı gibi, adı açığa çıkan bakan, bakanoğlu vb. iktidarla dolaysızca ilişkili isimler de yargılanmamaktadır.

Oysa bu vurgun ve soygundan darbe yiyenler sadece fon ve borsada işlem yaparak ek kazanç sağlamaya çalışanlar değildir. Soygunun mali-ekonomik yükü, başta emek gücü sömürülen sınıf olmak üzere kapitalist sömürü sistemi ve onu koruma aygıtının politikalarıyla tüm emekçilere aktarılacaktır. Bu böyleyse ama, yapılması gereken ilk iş soyguncuların kim olduklarının açığa vurulması ve ikincisi de yargılanarak cezalandırılmaları, gasbettikleri kaynakların geri alınmasıdır. Bütçeden kaynak aktarılarak, yeni zamlarla kaynak oluşturularak, para basımı-döviz oyunlarıyla yük yeniden halk kitlelerine aktarılmamalıdır. Bun sağlayacak olan işçi sınıfı başta olmak üzere tüm emekçilerdir. Olanları sessizce izleyerek hak elde edilemeyeceği gibi, tüm halka karşı suç işleyen mekanizmanın dişlilerini oluşturanlardan da hesap sorulmaz.

Evrensel 31 yaşında!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Evrensel'i Takip Et