17 Eylül 2026 00:14

Milyonerler ve yoksullar!

YAZIYI SESLİ DİNLE
0:00 0:00

Burjuvazinin dedikodu kumkumasında pişirilmesine rağmen birbirleriyle boğazlaşmadıkları sürece dışa vurulmaması için özel çaba gösterilen kapitalist yağmanın devasa büyüklüğü, devlet üst bürokrasisi mevzilerini kullanarak zenginler sınıfının üst basamaklarına yükselenlerin iç çatışmaları dolayısıyla-ya da o sayede- alenileşmeye başladı. Henüz mali finansal dalaveralarla, arazi-liman-maden sahası kapatmalarla, devlet kurumları ihalelerinden alınan paylarla büyük rant vurgunları sağlayanların daha büyükleri arz-ı endam etmemiş olsalar da, kanalizasyon kapaklarından bazısı açılmış bulunuyor. Gazetelerde ve televizyon kanallarında, Binali Yıldırım’ın 480 milyon Euro servete sahip olduğu; 17 şirket, 30 gemisinin bulunduğu, Saray rejiminin kimi etkin temsilcileriyle ve Ağar gibi başkalarının servetine çökme haberlerinin meşhur figürleriyle aralarının bozulması sonucu bu servetin bir bölümünü kaybettiği, diğer her şeyi ise eşinin üzerine tapuladığı söyleniyor. Bülent Arınç’ın bir vakitler, Ankara’yı “parsel parsel satmak”la suçladığı ve şüpheli sıfatıyla savcılık tarafından ifadeye çağrılan Melih Gökçek’in milyarlarca dolar dövize ve onlarca gayrimenkule sahip olduğu; oğlu ve gelininin Almanya ve bazı diğer Avrupa ülkelerinde yüz milyonlarca Euro değerinde binalar ve ticaret merkezleri satın alma operasyonları yürüttükleri açıklandı.

Bunlar, yüzlerce örneğinden sadece ikisi; ama son 25 yıllık süreçte, bütün önceki dönemleri, toplamında da devasa boyutlarıyla aşan zenginleşme örnekleri görüldü. Sadece, büyükleri başta olmak üzere kurulu sermaye şirketleri, emek gücü sömürüsünden sağlanan artı değere el koyarak sermayelerini çoğaltıp servetlerini büyütmediler. Devlet organlarını-kurumlarını kullanma olanağına sahip olanların, konumlarını ve ilişkilerini dayanak edinerek zenginleşmelerinde de önceki dönemlerle kıyaslanamaz boyutlara ulaşıldı. Gazetelerin arşivleri bunların haberleriyle doludur. Uyuşturucu ticaretine adı karışan, suç üstü yapılan, altın kaçakçılığı yapan, ayrıcalıklı araçlarıyla kaçakçılık olaylarına karışan, marina-liman-maden sahası kapatan resmi açık-gizli devlet görevlisi sayısı az değildir. Bu tür ilişkilerin Susurluk’taki kaza ile sokağa saçılan örneklerinin son on yıllarda her yeri saran mafyatik örgütlenmelerle çoğaldığı, günlük haber bültenlerini izleyen herkes için alenidir. Kapitalist vurgun sistemi, ‘dini inançlar’ dahil her şeyi istismar ve zenginleşme aracına dönüştürmüştür. Menzil, Süleymancılar, Furkan vb. gibi isimlerle piyasa yapan tarikatların başındaki kişilerin yüz milyarlarca tutarında döviz, gayrimenkul sahibi olduğu, bu tarikatların holdingleşmiş ticari şirketler gibi çalıştıkları, havuz medyası başta olmak üzere gazete ve televizyonlarda, belgeleriyle açığa vuruldu. “Cennet terliği”, “yanmayan kefen” ticareti yapan din bezirganları var.

Kapitalizm bir yanda zenginlik, öte yanda yoksulluk üretimini sağlayan, kaçınılmaz kılan bir üretim sistemi olmasıyla tüm bu çürüme- tefessüh etme halinin kaynağını oluşturmaktadır. Bir yanda asgari ücretle yaşam savaşı veren, yüzde doksanından fazlası yoksulluk sınırlarında yaşayan on milyonlarca emekçi, diğer yanda sermaye ve servetlerini büyütmeye devam eden toplumun en zengin yüzde biri ve zengin yüzde onu duruyor. Türkiye’de nüfusun en zengin yüzde 1’i, 30 trilyon lira gelire sahipken, yüzde 99’u 44 trilyona sahiptir. İşbirlikçi büyük sermaye ve uluslararası tekellere toplamında yüzlerce milyarlar dolar faiz ödenmekte, dış borç miktarı durmaksızın artmakta, yönetici kast ve bağlı rantiye tabakası bundan da pay almaktadır. Yeni “Orta Vadeli Program” göstergeleri bu ekonomi politikasının emekçiler aleyhine daha ağır yaptırımları içerecek şekilde sürdürüleceğini açığa vurmaktadır. Faiz-rant-kâr ve ücret-maaş bölümlemelerindeki devasa farklılıklar, işçilerin, milyonlarca işsizin, sağlık-eğitim başta olmak üzere ‘kamu emekçileri’nin, emeklilerin ve küçük üreticilerinin yoksullaşmasında azalma değil artışın yaşanacağını gösteriyor.

Uçurum hem sömürü sisteminin ürünüdür hem de devlet yönetme siyasetinin. Devlet mekanizmasını ayrıcalık ve zenginleşme olanağına dönüştürme işi, kapitalist burjuva ilişkilerden kopuk ve salt kişisel bozulma örneği olarak tekilleştirilecek bir sorun değildir. Rekabette küçüklerin silinmesi -yutulması ya da bağlanmasıyla yükselenlerin devlet cihazını kullanmaları gibi, devlet makinesini çekip-çevirenler de sistemin olanaklarından yararlanır ve “bir devlet sınıfı” konumundan hareket ederler. Belediyeler dahil “kamusal” alan olanaklarını servet kapısı olarak kullanma işinin Türkiye gibi ülkelerde çok yaygın olmasının kültürel bir yanı da bulunuyor. “Gemisini yürüten kaptandır” ya da “Benim memurum işini bilir” deyişlerinin onca kolay söylenceye dönüşmesi, kim ne koparırsa kârdır anlayışının genellik göstermesiyle de bağlıdır. Bu anlayış ve kültürün değişmesi, halk kitlelerinin yoksunluğu ve yoksulluğunu zenginleşme olanağına dönüştüren sermaye -devlet iktidarlarına son vermekle de bağlıdır.

Sömürü sistemini korumaya ve sürdürmeye çalışanların, çok bariz şekilde piyasaya dökülen bazı en berbat ve dolayısıyla da tepki çeken olayları eleştirmeleri-soruşturma konusu yapmaları, işçi sınıfı ve halkın diğer kesimlerinin sisteme bağlı tutulması amacından bağımsız değildir. Sömürülen sınıf ve diğer emekçiler, uyuşturucu ve fuhuş trafiği işleticilerinden, devlet cihazını hem bir şiddet aracı hem de zenginleşme olanağı olarak kullananlardan halka açık şekilde hesap sorulmasını istemekle kalmamalı, bu sömürü-soygun sisteminden kurtulmanın mücadelesinde birleşmelidirler.

Evrensel 31 yaşında!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Evrensel'i Takip Et