9 Ekim 2026 00:09

Faşistlerle ittifak

YAZIYI SESLİ DİNLE
0:00 0:00

Almanya “eylül dönemeci”ni yakın geleceğe damga vuracak izlerle geride bıraktı. Saksonya-Anhalt, Mecklenburg-Vorpommern ve Berlin seçimlerinden çıkan tablonun özeti, yerleşik düzen partilerinin güç kaybetmesi, ırkçı-faşistlerin güç kazanmasıydı. Berlin’de solun elde ettiği başarı ise karşı direncin bir özeti gibiydi.

Seçimlerin üzerinden bir ay geçtikten sonra salı günü bir araya gelen Saksonya-Anhalt parlamentosunun yeni üyelerinin aldığı kararlar ve yaşananlar önümüzdeki dönem yaşanacakların habercisi gibi. Alman federal ve eyalet parlamentolarında adet üzerine merkezde Hristiyan demokratlar ve sosyal demokratların olduğu bir oturum düzeni söz konusu olurdu. Ancak bu kez bir ilk olarak “merkez”e en büyük grup olan aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) yerleşti. Solunda Sosyal Demokrat Parti (SPD), Yeşiller ve Sol Parti, sağında Hıristiyan Demokrat Birlik (CDU) ve Sahra Wagenknecht İttifakı (BSW) yer aldı.

Meclis başkanlığı için yapılan seçimler bu dizilimi pekiştirdi. AfD’li Tobias Rausch’un aldığı oylar beklenenin üzerinde oldu. Rausch, partisinin 39 oyunun yanı sıra BSW’den 5, CDU’dan 4 oy aldı. CDU’lu 5 milletvekili çekimser kaldı. Başkan yardımcılığı için yapılan seçimlerde ise AfD’nin radikal kanadının ideoloğu olarak kabul edilen Hans-Thomas Tillschneider 44 oy aldı. BSW, daha önce Tillschneider’e oy vermeyeceğini açıklamıştı. Bu durumda CDU’dan Tillschneider’e 5 oy gittiği anlaşılıyor. Buna karşılık CDU’lu Carsten Borchert 64 oyla diğer başkan yardımcısı olurken, böylece meclis yönetimi AfD ve CDU arasında paylaşıldı.

İkinci Dünya Savaşı’nın bitmesinden bu yana ilk kez ırkçı-faşist zihniyete sahip AfD’lilerin, BSW ve CDU’nun bir bölümünün desteğiyle etkili görevlere gelmesi, doğal olarak AfD’li Ulrich Siegmund’un aralık ayında eyalet başbakanlığına seçilme olasılığını arttırmış durumda.

Görünen o ki, Saksonya-Anhalt ırkçı AfD’nin normalleştirilmesi, muhafazakarların birlikte hareket etmesi bakımından bir laboratuvar olarak kullanılıyor. Bunun için kapalı kapılar arkasında pazarlıkların yapıldığı da basına yansıdı.

Sağcı haber portalı Nius’a konuşan Tobias Rausch, AfD grubunun CDU’dan beş milletvekili ile görüşme halinde olduğunu söyledi. Meclis başkanlığı seçimlerinin bu vekiller için bir “test” olduğunu ifade eden Rausch, aralık ayında eyalet başbakanlığı için yapılacak seçimlerden de benzer bir sonucun çıkmasını beklediklerini ifade etti. 83 sandalyeli eyalet meclisinde en az üç milletvekilinin AfD lehine hareket etmesi durumunda ırkçı Ulrich Siegmund başbakan seçilebilecek. CDU’nun desteğiyle bir tabu daha kırılmış olacak.

Sol Partiden ayrılanların kurduğu “sol milliyetçi” çizgideki BSW ile muhafazakar CDU’nun bir bölümünün AfD’ye verdiği destek, bir taraftan bu partilerin ne kadar milliyetçileştiğini gösterirken, diğer taraftan “demokrasi” adına faşistlerin güç toplamasına, kamu gücünü ele geçirmesine yardımcı oluyor.

Her yeni mevzi ırkçı-faşistlerin güçlenmesine, onlara karşı mücadele edenlerin zayıflamasına neden oluyor.

Göçmenler ve mülteciler konusunda AfD ile yarışan CDU ve SPD, şimdi olup bitenler karşısında “şaşkınlık” ifade ederek, aşırı sağla mücadele edilmesi gerektiğini söylüyorlar. CDU Başkanı ve Başbakan Merz, partisinin Saksonya-Anhalt’taki grubunun yarısından fazlasının AfD’ye yardımcı olmasına doğrudan değinmek yerine, “Bu ülkede, demokrasimizin ve sistemimizin özünü ortadan kaldırmak isteyen güçlerin olduğunu görüyoruz. Bu aşırıcılık, parlamentolarımıza şiddetle sızıyor” diyor.

Merz, Berlin’deki aynı konuşmada AfD’den çok Sol Partiye yer verdi. Aşırı sağı normalleştirerek yeni “merkez” haline getiren Hristiyan demokratlar, aynı günlerde Berlin’de Sol Parti ve Elif Eralp’e karşı cadı kazanı kaynatıyor. Bir dedikleri tutmayınca yeni bir yalana sarılarak, karalama kampanyasını sürdürüyorlar.

Benzer bir tablo SPD için de geçerli. Göçmen ve mülteci düşmanlığı yapan, sınır dışı kararlarının arttırılmasını isteyen SPD, Rausch’un meclis başkanı seçildiği gün Berlin’de bir gösteri yaptı. Parti yöneticileriyle birlikte katılan Savunma Bakanı Pistorius, buram buram milliyetçilik kokan Alman Milli Marşı’nı okuyarak yarışa katıldı.

Gelişmeler Almanya siyasetinde kutuplaşma, saflaşma ve aşırı sağın CDU ve BSW tarafından normalleştirilerek müttefik haline getirilmesi yönünde ilerliyor. Almanya’nın “karanlık tarihi”, faşistlerin bu türden ittifaklar ve ortaklıklarla iktidara geldiğini, sonra da insanlık dışı suçlar işlediğini gösteriyor. “Aydınlık tarihi” ise, bedeli ağır olsa da buna karşı mücadelenin kesintisiz bir şekilde devam etmesi gerektiğine işaret ediyor. Bugün de ülkenin dört bir yanında ırkçılığa, faşizme, aşırı sağın gelişmesine zemin hazırlayan sosyal hak gasplarına ve militarizme karşı mücadele devam ediyor. Bu mücadele birleşerek büyüdükçe Saksonya-Anhalt laboratuvarında kurulan gerici ittifak dağıtılabilir.

Dayanışmaya çağrı!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.

Evrensel'i Takip Et